Ana içeriğe geç
Sözlük

cem ile cümle

cem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
[DUYGUSAL MÜZÝK BAŢLAR] Cemre...Κοίτα, μαργαρίτες.
[DUYGUSAL MÜZÝK BAŢLAR] Cemre...Виж маргаритките.
Efendim?... Cemal'in başkan yardımcısı olmasını istemiyor musunuz?Qué...no quieren a Jamal como vicepresidente?
En az 20 reşit kişi dini bir cemaat kurabilir.20个成年人便可联合创办教会。宗教团体无需注册成立教会,可以自由开展宗教活动。
En az 20 reşit kişi dini bir cemaat kurabilir.Minst 20 myndiga personer kan grunda ett religiöst samfund.
En az 20 reşit kişi dini bir cemaat kurabilir.Toute personne âgée au moins de 20 ans peut fonder une communauté religieuse.
En az 20 reşit kişi dini bir cemaat kurabilir.Un grupo de al menos 20 personas mayores de edad pueden fundar una comunidad religiosa.
En az 20 reşit kişi dini bir cemaat kurabilir.Vähintään 20 täysi-ikäistä henkilöä voi perustaa uskonnollisen yhdyskunnan.
En az 20 reşit kişi dini bir cemaat kurabilir.Для того чтобы основать религиозную общину, необходимо иметь 20 совершеннолетних членов.
En az 20 reşit kişi dini bir cemaat kurabilir.بإمكان 20 شخصًا بالغًا على الأقل أن يؤسسوا طائفة دينية.
En büyük dini cemaat nüfusun %70’inin bağlı olduğu Finlandiya’nın Evangelist-Luteryan Kilisesi’dir.Suurin uskonnollinen yhdyskunta on Suomen evankelis-luterilainen kirkko, johon kuuluu noin 70 % väestöstä.
Evangelist- luteryan kilisesi cemaatleriFinceEvangelisk-lutherska församlingarfinska
Evangelist- luteryan kilisesi cemaatleriFinceEvankelis-luterilaiset seurakunnatsuomi
Evangelist- Luteryan kilisesi cemaatleriFince _ İsveççe _ İngilizceEvangelisk-lutherska församlingarfinska _ svenska _ engelska
Evangelist- Luteryan kilisesi cemaatleriFince _ İsveççe _ İngilizceEvankelisluterilaiset seurakunnatsuomi _ ruotsi _ englanti
Evangelist- Luteryan kilisesi cemaatleriFince _ İsveççe _ İngilizceParoisses évangéliques-luthériennesfinnois _ suédois _ anglais
Evangelist- Luteryan kilisesi cemaatleriFince _ İsveççe _ İngilizceParroquias evangélicas luteranasfinés _ sueco _ inglés
Evangelist- Luteryan kilisesi cemaatleriFince _ İsveççe _ İngilizceЕвангелическо-лютеранские приходыфинский _ шведский _ английский
Evangelist- Luteryan kilisesi cemaatleriFince _ İsveççe _ İngilizceالأبرشيات الإنجيلية اللوثريةالفنلندية _ السويدية _ الإنجليزية
Evangelist- Luteryan kilisesi cemaatleriFince _ İsveççe _ İngilizce信义宗教会芬兰语 _ 瑞典语 _ 英语
Evangelist- luteryan kilisesi cemaatleriFinceParoisses luthériennesfinnois
Evangelist- luteryan kilisesi cemaatleriFinceParroquias evangélicas luteranasfinés
Evangelist- luteryan kilisesi cemaatleriFinceЕвангелическо-лютеранские приходыфинский
Evangelist- luteryan kilisesi cemaatleriFinceالأبرشيات الإنجيلية اللوثريةالفنلندية
Evangelist- luteryan kilisesi cemaatleriFince信义宗教会芬兰语
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Cette idée n'est pas juste une clinique, c'est un centre communautaire.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Die Idee ist, dass es nicht nur eine Klinik ist -- sondern auch ein Gemeinschaftszentrum.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Ésta me encanta. La idea es que no es solo una clínica -- es un centro comunitario.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Het idee is dat het niet alleen een kliniek is -- het is een gemeenschapscentrum.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Ideea e nu doar o clinică -- este un centru comunitar.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Ini bukan sekedar klinik -- tapi jadi balai desa juga.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.L'idea è che non è solo una clinica -- è un centro sociale.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Myšlienka je, že to nie je len klinika - je to tiež spoločenské centrum.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.To nie tylko klinika, ale centrum społeczne.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Η ιδέα είναι, ότι αυτή δεν είναι μόνο μία κλινική - είναι ένα κέντρο για την κοινότητα.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Идея в том, что это не просто клиника, а общественный центр.
Fikir şu ki, bu sadece bir klinik değil -- bu bir cemiyet merkezi.Идеята е, че то е не само клиника, ами и обществен център.
Finlandiya Ortodoks Kilisesi ikinci büyük dini cemaattir.La iglesia ortodoxa de Finlandia es la segunda mayor comunidad religiosa del país.
Finlandiya Ortodoks Kilisesi ikinci büyük dini cemaattir.L'Église orthodoxe de Finlande est la seconde communauté religieuse.
Finlandiya Ortodoks Kilisesi ikinci büyük dini cemaattir.Ortodoxa kyrkan i Finland är landets näst största religiösa samfund.
Finlandiya Ortodoks Kilisesi ikinci büyük dini cemaattir.Suomen ortodoksinen kirkko on toiseksi suurin uskonnollinen yhdyskunta.
Finlandiya Ortodoks Kilisesi ikinci büyük dini cemaattir.Финская православная церковь является вторым по величине религиозным объединением.
Finlandiya Ortodoks Kilisesi ikinci büyük dini cemaattir.أتباع الكنيسة الأرثوذكسية الفنلندية هم الطائفة الدينية الثانية الأكبر من ناحية الحجم.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.A múltban ezek az emberek láthatatlanok voltak. Kirekesztette őket a saját társadalmuk.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.Di masa lalu mereka diabaikan dikucilkan dari masyarakatnya sendiri
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.En el pasado esta gente era invisible, excluida de su propia sociedad.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.Förr i tiden de här människorna var osynliga, utestängda från sitt eget samhälle.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.Früher waren diese Menschen unsichtbar - ausgeschlossen von ihrer eigenen Gesellschaft.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.In passato questa gente era invisibile, esclusa dalla loro stessa società.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.No passado, esta gente vivia invisível. Excluída da sua própria sociedade.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.V minulosti boli títo ľudia neviditeľní, vylúčení z ich vlastnej spoločnosti.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.V preteklosti so bili ti Ijudje nevidni. Izključeni iz svoje družbe.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.W przeszłości ci ludzie byli niewidzialni - wykluczeni z własnego społeczeństwa
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.Στο παρελθόν, αυτοί οι άνθρωποι ήταν αόρατοι... αποκλεισμένοι από την ίδια τους την κοινωνία.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.В прошлом эти люди были невидимы - исключенные из собственного общества
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.Преди тези хора бяха невидими, изключени от обществото.
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler..בעבר, האנשים הללו היו בלתי נראים מנוּדים מהעם שלהם
Geçmişte, kendi cemiyetlerinden dışlanmış olan bu insanlar bir çeşit "görünmez"diler.自分たちの社会から 排除されていました 今日 彼らからは自信を感じられ
Girilmesi, denizcilerin, küçük bir dağınık cemaat bulundu ve denizcilerin eşleri ve dul.Bevitele, találtam egy kis szétszórt gyülekezet tengerészek és hajósok feleségei és özvegyek.
Girilmesi, denizcilerin, küçük bir dağınık cemaat bulundu ve denizcilerin eşleri ve dul.Die Eingabe, fand ich einen kleinen verstreuten Gemeinde von Matrosen und Seeleute Frauen und Witwen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
cem ile cümle - Sayfa 48 - cem kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App