adil_ yildiztr@ yahoo. com, oebilgen@ uekae. tubitak. gov. tr, cemalaslan47@ gmail. commrudolf@ kdewebdev. org
adil_ yildiztr@ yahoo. com, oebilgen@ uekae. tubitak. gov. tr, cemalaslan47@ gmail. comnewzella@ linux. nu, per. lindstrom@ osd. privataccess. nu, chaotica@ home. se
adil_ yildiztr@ yahoo. com, oebilgen@ uekae. tubitak. gov. tr, cemalaslan47@ gmail. comoro@ poetic. com, koty@ seznam. cz, jfriedl@ suse. cz
adil_ yildiztr@ yahoo. com, oebilgen@ uekae. tubitak. gov. tr, cemalaslan47@ gmail. comperemen@ gmail. com
adil_ yildiztr@ yahoo. com, oebilgen@ uekae. tubitak. gov. tr, cemalaslan47@ gmail. comrok@ slo. net, gregor. rakar@ kiss. si, gregor. fajdiga@ telemach. net, jlp@ holodeck1. com
adil_ yildiztr@ yahoo. com, oebilgen@ uekae. tubitak. gov. tr, cemalaslan47@ gmail. comrysin@ kde. org, oneugene@ ukr. net, ivanpetrouchtchak@ yahoo. com
adil_ yildiztr@ yahoo. com, oebilgen@ uekae. tubitak. gov. tr, cemalaslan47@ gmail. comsergiu@ ase. md
Akşamları da Hintli cemaatin toplandığı bir eve giderdim.그리고 수업이 끝나면 저는 아주 전통적인 힌두교 가정으로 돌아왔습니다.
Akşamları da Hintli cemaatin toplandığı bir eve giderdim.והייתי חוזר בסוף היום לבית הינדי מסורתי,
Akşamları da Hintli cemaatin toplandığı bir eve giderdim.وكنت أذهب في نهاية اليوم إلى منزل هندوسي تقليدي،
Akşamları da Hintli cemaatin toplandığı bir eve giderdim.イスラム教徒ばかりの近所の中で
Akşamları da Hintli cemaatin toplandığı bir eve giderdim.每日晚上,我去到一個傳統的印度教會。
Akţam Cemre'yi yemeđe getireceđim. Tamam mý?Кеди, кеди.
Akţam Cemre'yi yemeđe getireceđim.Τι;
Ama sadece bir kısmı İslam Cemaatine bağlıdır.Av dem hör emellertid endast en del till de islamska samfunden.
Ama sadece bir kısmı İslam Cemaatine bağlıdır.Heistä kuitenkin vain osa kuuluu islamilaisiin yhdyskuntiin.
Ama sadece bir kısmı İslam Cemaatine bağlıdır.No obstante, solo parte de ellos pertenece a comunidades islámicas.
Ama sadece bir kısmı İslam Cemaatine bağlıdır.Toutefois, seule une partie de ceux-ci font partie de communautés islamiques.
Ama sadece bir kısmı İslam Cemaatine bağlıdır.Но только часть из них относится к исламским обществам.
Ama sadece bir kısmı İslam Cemaatine bağlıdır.جزء منهم فقط يتبع على كل حال إلى الطوائف الإسلامية.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Ja, pastor kościoła, w jednej z najobfitszych części US -- w skupisku ogrodzonych społeczności.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.저는 미국내에서 가장 부유한 지역 중 한 곳에 있는 교회의 목사 입니다. 벽으로 둘러싸인 대규모 주택단지 지역입니다.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Slujesc la o biserică într-una din cele mai influente zone din America -- câteva comunităţi împrejmuite.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Spravujem cirkevný zbor v jednej z najzámožnejších oblastí Ameriky - niekoľko oplotených komunít.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Spravuji církev v jedné z nejzámožnějších oblastí Ameriky - několik oplocených komunit.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Είμαι πάστορας εκκλησίας σε μια από τις πιο εύπορες περιοχές της Αμερικής -- ένα σωρό κλειστών κοινοτήτων.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Аз отговарям за черква в една от най-богатите области в Америка -- много общини.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Я керую церквою в одному з найбагатших районів Америки — там купа замкнених спільнот.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Я служу пастором церкви в одном из самых богатых районов Америки -- группа закрытых поселков.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.אני הכומר של כנסיה באחד האזורים הכי משפיעים באמריקה -- קבוצה של קהילות מגודרות.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.أنا قس لكنسية في أحد أغنى الأماكن في أمريكا -- مجموعة من المجتمعات المغلقة.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.いくつもの塀で囲まれたコミュニティーがあります 私の教会には 会社の重役や科学者が大勢います
Ayrıca birçok kuruluş ve cemaatler gençlik çalışması yapmaktadır.Beaucoup d'associations et de paroisses travaillent également auprès des jeunes.
Ayrıca birçok kuruluş ve cemaatler gençlik çalışması yapmaktadır.Många organisationer och församlingar bedriver också ungdomsarbete.
Ayrıca birçok kuruluş ve cemaatler gençlik çalışması yapmaktadır.Myös monet järjestöt ja seurakunnat tekevät nuorisotyötä.
Ayrıca birçok kuruluş ve cemaatler gençlik çalışması yapmaktadır.Многие общественные организации и религиозные приходы также проводят работу с молодежью.
Ayrıca birçok kuruluş ve cemaatler gençlik çalışması yapmaktadır.كذلك تقوم العديد من المنظمات والأبرشيات بتنظيم العمل الشبابي.
Ayrıca birçok kuruluş ve cemaatler gençlik çalışması yapmaktadır.许多非盈利组织及教会也组织各种青少年活动。
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.A fost apoi congregația care nu a ținut slujba în biserica obișnuită de pe mal pentru a o face pe dealuri.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.그 다음에는 언덕에서 예배를 드리기 위해 평상시에 바닷가에 있는 교회건물을 떠났던 교인들이 있었습니다.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.Và rồi có giáo đoàn rời nhà thờ thường lệ bên bờ biển của mình để đi phục vụ trên những ngọn đồi.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.Το εκκλησίασμα που είχε φύγει από την κανονική του εκκλησία στην ακτή, για να κάνει λειτουργία στους λόφους.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.За църковното събрание, което напуснало сградата на брега в този ден за да проведат службата на хълма.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.והקהילה שעזבה את הכנסייה הרגילה שלה על החוף כדי לערוך טקס בהרים.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.وهناك جماعة المصلين الذين تركوا مبنى الكنيسة المعتاد الموجود على الشاطيء للصلاة على التلال.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.難を逃れた信徒たち 通常よりも長い説教をして
Bazı yerlerde sosyal hizmetler büroları (sosiaalitoimisto) ve dini cemaatler de yardım edebilirler.Joillakin paikkakunnilla myös sosiaalitoimistot ja seurakunnat voivat auttaa.
Bazı yerlerde sosyal hizmetler büroları (sosiaalitoimisto) ve dini cemaatler de yardım edebilirler.På vissa orter kan även socialbyrån (sosiaalitoimisto) eller församlingarna hjälpa.
Bazı yerlerde sosyal hizmetler büroları (sosiaalitoimisto) ve dini cemaatler de yardım edebilirler.في بعض البلديات السكنية من الممكن أن تقدم المساعدة مكاتب الخدمات الاجتماعية (sosiaalitoimisto) والكنائس أيضاً.
Bekle. Cemre bir dakika.Όχι τα μωρά μου, τα κρατούσα μέχρι το πρωί.
Bekle. Cemre bir dakika.Да продължим.
Benedikt kendi cemaatine vermişti.자, 그것은 5세기에 성 베네딕트가 그의 추종자들을 다소 놀라게 했던 조언입니다.
Benedikt kendi cemaatine vermişti.Ăsta a fost sfatul dat de Sf. Benedict discipolilor săi uimiți, în secolul V.
Benedikt kendi cemaatine vermişti.Benedikt dal svojim precej vznemirjenim privržencem v petem stoletju.
Benedikt kendi cemaatine vermişti.Benedikt svojim pomerne vyľakaným nasledovníkom v piatom storočí.
Benedikt kendi cemaatine vermişti.C'était le conseil que Saint Benoît avait donné à ses disciples, plutôt surpris, au cinquième siècle.
Benedikt kendi cemaatine vermişti.Chtěl bych, abyste všichni na okamžik vypli, vy nebozí chudáčci a provedli inventuru svého zoufalého bytí.
Benedikt kendi cemaatine vermişti.Dat was het advies van Sint Benedictus aan zijn verbaasde volgelingen in de vijfde eeuw.