Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Sami Amerykanie odkrywają że nieograniczony wybór jest bardziej atrakcyjny w teorii niż w praktyce.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Samotní Američania zisťujú, že neobmedzené možnosti vyzerajú krajšie v teórii ako v praxi.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Сами американцы признают, что безграничный выбор кажется более привлекательным в теории, чем на практике.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Самите американци откриват, че неограничения избор изглежда по-атрактивен на теория, отколкото на практика.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Самі американці переконуються, що необмежений вибір привабливий радше теоретично, аніж у повсякденному житті.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.האמריקאים בעצמם מגלים שבחירה בלתי מוגבלת נראית יותר אטרקטיבית בתיאוריה
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.فالامريكيون نفسهم الذين يتعرضون لعدد لا متناه من الخيارات والتي تبدو اكثر جمالية نظريا
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar."無数の選択"という理論を 語るほうが魅力的- そう 気づき始めています
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Dar ei fac și o mulțime de lucruri remarcabile.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.De egy csomó más figyelemre méltó dolgot is csinálnak.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Doch sie machen auch andere erstaunliche Dinge.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.하지만 그들은 또한 다른 놀랄 만한 행동을 합니다.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Maar ze doen ook een heleboel andere opmerkelijke dingen.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Ma fanno anche altre cose molto affascinanti.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Mais ils font aussi des choses remarquables.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Nhưng chúng còn làm nhiều điều ấn tượng khác.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Pero también hacen muchas más cosas sorprendentes.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Robią też wiele innych ciekawych rzeczy.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Επίσης, κάνουν και πολλά άλλα αξιόλογα πράγματα.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Но те правят също и много други забележителни неща.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.Они также делают много других изумительных вещей.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.אך הם גם עושים הרבה דברים מעניינים אחרים.
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.ولكن هنالك ايضا المزيد من الاعمال المدهشة
Ancak Kral kobralar başka dikkat çekici şeyler de yaparlar.こちらも通信機のおかげで
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Bà là một người nội trợ, nhưng bà và tôi không cùng nhau đi chơi và làm những việc của nữ giới
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Bola ženou v domácnosti, ale my dve sme nechodievali spolu von a nerobievali sme tie typicky babské veci.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Byla žena v domácnosti, ale nechodily jsme spolu ven, abychom dělali holčičárny.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Chociaż była gospodynią domową, nigdy nie robiliśmy kobiecych rzeczy razem.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Dia seorang ibu rumah tangga, namun ibu dan saya tidak pernah melakukan hal-hal berbau wanita bersama.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Elle était mère au foyer, mais elle et moi ne sortions pas pour faire des trucs de filles ensemble.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Era ama de casa, pero ella y yo no salíamos a hacer cosas de chicas juntas.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Era casnică, dar ea şi cu mine nu mergeam să facem lucruri feminine împreună.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Era una casalinga, ma io e lei non uscivamo e non facevamo cose da ragazze insieme.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Háziasszony volt, de ő és én nem mentünk és csináltunk lányos dolgokat együtt.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Hon var hemmafru men vi gick aldrig ut och gjorde tjejiga saker tillsammans.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.그녀는 가정주부였지만, 어머니와 저는 함께 밖에 나가 여자들이 하는 것들을 하지 않았습니다.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Sie war Hausfrau, und sie und ich zogen nicht los und benahmen uns wie kleine Mädchen.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Ze was huismoeder, maar we gingen niet uit om samen meisjesdingen te doen.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Ήταν νοικοκυρά, αλλά δεν βγαίναμε για να κάνουμε κοριτσίστικα πράγματα μαζί.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Она была домохозяйкой, но мы никогда не делали ничего из того, что полагалось.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.Тя беше домакиня, но тя и аз не излизахме и не правихме женски неща заедно.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.היא הייתה עקרת בית, אבל היא ואני לא יצאנו לעשות דברים של בנות ביחד.
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.لقد كانت من النوع الذي يقوم بكل شيء في المنزل و لم اكن اقوم معها بأشياء أُنثوية .. ولم نكن نخرج سويةً
Annem bir evhanımıydı, dışarıya çıkmazdık ve kızlar için çekici olan şeyler yapardık.女の子らしい経験もさせてくれず ピンクの服も買ってくれませんでした
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.A chave está na zona vermelha.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.A lényeg a vörös zónában van.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.Avain on punaisella vyöhykkeellä.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.Cheia se află în zona roşie.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.Chìa khóa nằm ở trong vùng đỏ
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.De sleutel zit in de rode zone.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.Die Nadel ist im roten Bereich.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.Klíč je v té červené části.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.중요한건 붉은 부분입니다.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.La chiave è nella zona rossa.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.La clave es la zona roja.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.La clé est dans la zone rouge.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.Nøglen er i den røde zone.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.Sedno tkwi w czerwonej strefie.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.To dôležité je v tejto červenej zóne.
Aradaki fark çok çok dikkat çekici.Το κλειδί είναι η κόκκινη ζώνη.