Ana içeriğe geç
Sözlük

cebi ile cümle

cebi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.전 제 주머니에 얼만큼의 돈이 있는지를 생각했습니다.
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.Mă gândeam câți bani aveam în buzunar.
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.Přemýšlel jsem, kolik peněz mám v kapse?
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.Tôi nghĩ, mình có bao nhiêu tiền trong túi nhỉ?
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.Y pensé, ¿cuánto dinero tengo en mi bolsillo?
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.Zamyslel som sa, koľko peňazí mám vo vrecku.
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.Zastanowiłem się ile pieniędzy mam w kieszeni.
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.Σκέφτηκα, πόσα λεφτά έχω στην τσέπη μου;
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.И прикинул, сколько у меня есть в кармане?
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.Помислих си, колко ли пари имам в джоба си?
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.فكرت في كم عندي من مال في جيبي؟
Cebimde ne kadar para var, diye düşündüm.金をやるのは
Cebimde ne mi var?Che cosa ho in tasca?
Cebimde ne mi var?Co mám v kapse?
Cebimde ne mi var?Co mam w kieszeni?
Cebimde ne mi var?Mitä minulla on taskussani?
Cebimde ne mi var?Mi van a zsebemben?
Cebimde ne mi var?Vad jag har i fickan?
Cebimde ne mi var?Wat ik in mijn zak heb?
Cebimde ne mi var?Τι έχω στην τσέπη μου;
Cebimde ne mi var?Что у меня в кармане?
Cebimden telefonu al.Toma el teléfono de mi bolsillo.
Cebimde olacaktı.Aquí tienes.
Cebimde olacaktı.Nemůžu najít svoje.
Cebimde olacaktı. -Teşekkür ederim.Nie mogę znaleźć swoich
Cebimde olacaktı. -Teşekkür ederim.- Sicher.
Cebimde olacaktı.Un istante.
Cebim derin, ve asla bitmez Hala param varMes poches sont sans fonds, j'ai toujours autant d'argent
Cebimizden para çıkmıyordu yani. Ancak gerçek hayatta işler tam olarak böyle yürümüyor."... v podstatě si tu akcii jen půjčím a hned ji za 50 dolarů prodám..."
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Aplastamos la música para que quepa en el bolsillo y eso trae un costo aparejado.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Chúng ta nén đầy nhạc vào trong túi và kèm theo chuyện này là cái giá phải trả
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Comprimimos música para que ela caiba no nosso bolso e há um custo associado a isto.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Kita memampatkan musik agar muat dalam saku kita. dan ada yang harus dikorbankan untuk ini.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.우리는 주머니에 알맞게 음악들을 집어넣습니다. 그리고 음악에 붙는 비용이 있습니다.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Nous écrasons la musique pour qu'elle rentre dans notre poche, et cela a un coût.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Összetömörítjük a zenét, hogy elférjen a zsebünkben, és ennek ára van.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Ściskamy muzykę, by zmieściła się do kieszeni. Jest koszt z tym związany.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Spiaccichiamo la musica perché ci entri in tasca e c'è un costo associato a questa pratica.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Stlačíme hudbu, aby sa nám vošla do vrecka, a toto má svoje následky.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Stlačujeme hudbu, aby se vešla do kapsy, což s sebou nese náklady.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Vi maser musik til at kunne være i vores lomme og det koster ikke noget at gøre det.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.We verpletteren muziek om ze in onze zak te doen passen en daar zijn kosten aan verbonden.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Wir quetschen Musik so zusammen, dass sie in unsere Tasche passt und da gibt es kostengünstige Angebote.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Zdrobim muzica pentru a o potrivi în buzunarul nostru. Şi e un cost ataşat acestui lucru.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Συνθλίβουμε μουσική ώστε να χωρέσει στην τσέπη μας, και υπάρχει ένα κόστος που σχετίζεται με αυτό.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Ми здушуємо музику, щоб умістити її в кишені, але за це нам доводиться платити.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Мы сжимаем музыку, чтобы она поместилась в карман, и к этому прилагается своя цена.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.Ние смачкваме музиката, за да се побере в джоба ни. и има цена, свързана с това.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.אנו מכווצים את המוזיקה כדי שתתאים לכיס שלנו. ויש לזה מחיר.
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.حيث نقوم بضغط ملفات الصوت لكي تتسع في جيوبنا ولهذا أثرٌ بليغ على الصوت
Cebimize girsin diye müziği sıkıştırıyoruz. ve buna bağlı olarak bunun bir maliyeti var.この圧縮には犠牲が伴います まず圧縮されていない音楽を聞いてみましょう
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.Han tog nogle penge frem fra sine lommer og lagde dem på bordet, så vi ikke skulle være bange.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(영상) 공무원: 그가 그의 주머니에서 돈을 꺼냈습니다. 그리고 그것을 테이블 위에 올려놓았죠. 우린 겁을 내서는 안됐습니다.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video) Ambtenaar: Hij nam wat geld uit zijn zak en legde het op tafel, zodat we niet bang zouden zijn.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video) Beamter: Er holte Geld aus seinen Taschen und legte es auf den Tisch, damit wir uns nicht fürchteten.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Vídeo) Polícia: Ele tirou dinheiro dos bolsos e pô-lo em cima da mesa, para nós não termos receio.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Vidéo) Policier : " Il a sorti de l'argent de ses poches et l'a posé sur la table, pour qu'on n'ait pas peur.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video) Polițist: A scos bani din buzunar şi i-a pus pe masă, ca să nu ne temem.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video) Quan chức: Anh ta lấy tiền ra khỏi túi và đặt lên bàn, để chúng ta không sợ hãi.
Cebinden bir miktar para çıkardı ve masaya koydu, korkmayalım diye.(Video: Sacó algo de dinero de sus bolsillos y lo puso sobre la mesa, para que no tuviéramos miedo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod