SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.Em hindu, SUNDAR que dizer "atraente".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.In Hindi bedeutet SUNDAR "attraktiv".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.In Indi SUNDAR significa "attraente".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.SUDAR là từ viết tắt có nghĩa là "hấp dẫn", theo tiếng Hindi.
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.SUNDAR dalam Bahasa India berart, "menarik."
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.SUNDAR en hindi significa atractivo.
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.SUNDAR, en Hindi, signifie " avantageux ".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.SUNDAR înseamnă, în Hindi, atrăgător.
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.SUNDAR는 힌두어로 매력적이라는 뜻입니다.
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.SUNDAR oznacza w języku hindi "atrakcyjność".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.Η λέξη αυτή σημαίνει "ελκυστικός" στα Χίντι.
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.В переводе с хинди SUNDAR означает "привлекательный".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.Мовою гінді, SUNDAR означає "привабливий".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek."סונדר" בהינדי פירושו "מושך".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.وهو ما يعني باللغة الهندية، "جذابة".
SUNDAR Hintçe'de "cazibeli" demek.タスク・シフティングが効率的に行われるには
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.Chodziło w niej o oczyszczenie Niemiec, Zachodu i świata ze wszystkiego, co nie było glamour.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.Era vorba despre curăţarea Germaniei, şi vestului, şi lumii, şi descotorisirea ei de orice nu era strălucitor.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.Es ging darum, Deutschland und den Westen und die Welt zu reinigen und von allem Unglamourösen zu befreien.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.그것은 모두 독일과 서구, 세계를 정화하고 매력적이지 않은 것들을 없애는 것에 대한 것입니다.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.Tuvo mucho que ver con limpiar Alemania, Occidente y el mundo, y deshacerse de todo lo que no fuera glamuroso.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.С идея за почистването на Германия и Запада и света, и освобождаването от всичко небляскаво.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.הרעיון היה ניקוי גרמניה, והמערב, והעולם כולו, ולפטור אותו מכל דבר לא זוהר.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.كانت عن تنظيف ألمانيا والغرب والعالم وغربلة كل ما هو غير رائع
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.グラマーでないものは排除します つまり グラマーには 危険な面があるのです
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.God kan niet glamoureus zijn want God is almachtig, alwetend, Hij staat te ver boven ons.
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.신은 전능하기 때문에 매력적일 수 없는 것입니다. 신은 그 모든게 우리를 초월하죠.
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.Бог не может быть гламурным. Он всемогущий, всезнающий, он выше всего этого.
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.אלוהים לא יכול להיות זוהר כי אלוהים הוא כל יכול, יודע כל - זה יותר מדי גבוה מעלינו.
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.الرب لا يمكن أن يكون مبهراً لأنه صاحب النفوذ الشامل والقهار والعليم -- وكل هذه الأشياء هي أرقى منا بكثير
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.私達を遥かに超えるからです 一方 宗教画では 聖人や聖母マリアを しばしば
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.A Drew Barrymore, z całym swoim wdziękiem, również nie jest glamour.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.Drew Barrymore is, ondanks al haar charme, niet glamoureus.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.E Drew Barrymore, con tutto il suo meraviglioso charm, non è glamour nemmeno lei.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.Et Drew Barrymore, en dépit de tout son merveilleux charme, n'est pas séduisante non plus.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.그리고 드류 베리모어는 그녀의 모든 놀라운 아름다움에도 불구하고 역시나 매력적이라고 할 수 없습니다.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.Și Drew Barrymore, chiar dacă are un șarm minunat nu e seducătoară nici ea.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.Und Drew Barrymore, trotz all ihres wunderbaren Charmes, ist auch nicht glamourös.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.Y Drew Barrymore, aun con su maravilloso encanto, tampoco es glamurosa.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.И Дру Баримор, въпреки прекрасния си чар, също не е бляскава.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.И, несмотря на весь её шарм, в Дрю Берримор нет гламура.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.ודרו ברימור, עם כל הקסם שלה, גם לא זוהרת.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.و درو باريمور مع كل جمالها الساحر ليست مبهرة أيضاً
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.グラマーとは言えません 一方 工場はグラマーです
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.Alors comme je dis, dans l'art religieux, vous savez, Dieu n'est pas séduisant.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.Como yo digo, en el arte religioso Dios no es glamuroso.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.Deci după cum spun, în arta religioasă, Dumnezeu nu este seducător.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.God is niet glamoureus.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.제가 말했던 대로, 종교 예술에서는 알다시피 신은 매력적이지 않습니다.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.Quindi come ho detto, nell'arte religiosa, Dio non è glamour.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.Wenn ich das sage, dann ist Gott in der religiösen Kunst nicht glamourös.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.Zatem, jak twierdzę, w sztuce religijnej Bóg nie jest postacią glamour.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.Как я уже говорила, Бог в религиозном искусстве совсем не гламурный.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.Според мен, в религиозно изкуство, Бог не е бляскав.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.אז כפי שאמרתי, באמנות דתית, אתם יודעים, אלוהים הוא לא זוהר.
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.لذلك كما قلت، في الفن الديني، تعلمون، الرب لايكون مبهرا
Yani dediğim gibi dini sanatta Tanrı cazibeli değildir.神は全知全能で
Yarısaydamlık cazibelidir -- tüm bu insanların inci takmasının sebebi budur.Doorschijnendheid is glamoureus. Daarom dragen al deze mensen parels.
Yarısaydamlık cazibelidir -- tüm bu insanların inci takmasının sebebi budur.반투명은 매력적입니다. 그것이 모든 사람들이 진주를 착용하는 이유입니다.
Yarısaydamlık cazibelidir -- tüm bu insanların inci takmasının sebebi budur.La translucidité est séduisante -- c'est pourquoi tous ces gens portent des perles.