Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.Bueno por supuesto, en el siglo XX, el glamur alcanzó este significado diferente asociado con Hollywood.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.Dar, evident, în secolul XX-lea glamourul a ajuns să aibă acest înțeles diferit asociat cu Hollywood-ul.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.In de 20e eeuw kreeg glamour een andere betekenis, gekoppeld aan Hollywood.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.Mais bien sûr, au 20ème siècle, le glamour se fit connaître avec ce sens diffèrent, associé à Hollywood.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.Nun, natürlich, im 20. Jahrhundert erhielt Glamour diese andere Bedeutung, die mit Hollywood assoziiert wurde.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.Oczywiście w XX wieku glamour zyskał owo odmienne znaczenie powiązane z Hollywoodem.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.Конечно, в 20-м веке слово гламур приняло другое значение, ассоциируемое с Голливудом.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.Разбира се, през 20 век блясъка е придобил другото си значение асоциирано с Холивуд.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.כמובן שבמאה ה-20, זוהר התהווה לכדי משמעות שונה המקושרת עם הוליווד.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.حسناً بالطبع في القرن العشرين الانبهار جاء ليأخذ معنى آخر مرتبط بهوليوود
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.グラマーは ハリウッドを 連想するような意味を持つに至ります 女優ヘディ・ラマーは言いました
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.Het helpt als je Brian Greene bent. Hij heeft andere soorten glamour.
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.(주 : 브라이언 그린-미국 물리학자) 그른 다른 종류의 매력을 가지고 있죠.
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.la grande unificazione - e, comunque, aiuta se sei Brian Greene. Lui ha altri tipi di glamour.
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.la gran unificación... por cierto, que si eres Brian Greene, mejor. Posee otro tipo de glamur.
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.Übrigens hilft es wenn man Brian Greene ist - er besitzt ganz andere Arten von Glamour.
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.Ещё неплохо быть Брайаном Грином. У него много разных видов гламура.
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.אחדות מוחלטת -- ואגב, זה עוזר אם אתה בריאן גרין. לו יש סוגים אחרים של זוהר.
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.توحيد شامل و، بالمناسبة، سيكون أمراً مساعداً لو كنا برايان غرين لديه أنواع أخرى من الإبهار
Tabii bu arada Brian Greene'seniz işinize yarayabilir, o da başka cazibe türlerine sahip.別の意味でもグラマーです これもグラマーです
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.Chodziło w niej o oczyszczenie Niemiec, Zachodu i świata ze wszystkiego, co nie było glamour.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.Era vorba despre curăţarea Germaniei, şi vestului, şi lumii, şi descotorisirea ei de orice nu era strălucitor.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.Es ging darum, Deutschland und den Westen und die Welt zu reinigen und von allem Unglamourösen zu befreien.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.그것은 모두 독일과 서구, 세계를 정화하고 매력적이지 않은 것들을 없애는 것에 대한 것입니다.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.Tuvo mucho que ver con limpiar Alemania, Occidente y el mundo, y deshacerse de todo lo que no fuera glamuroso.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.С идея за почистването на Германия и Запада и света, и освобождаването от всичко небляскаво.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.הרעיון היה ניקוי גרמניה, והמערב, והעולם כולו, ולפטור אותו מכל דבר לא זוהר.
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.كانت عن تنظيف ألمانيا والغرب والعالم وغربلة كل ما هو غير رائع
Tamamen Almanya'yı , Batı"yı ve dünyayı temizlemekle ve cazibeli olmayan her şeyi defetmekten ibaretti.グラマーでないものは排除します つまり グラマーには 危険な面があるのです
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.God kan niet glamoureus zijn want God is almachtig, alwetend, Hij staat te ver boven ons.
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.신은 전능하기 때문에 매력적일 수 없는 것입니다. 신은 그 모든게 우리를 초월하죠.
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.Бог не может быть гламурным. Он всемогущий, всезнающий, он выше всего этого.
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.אלוהים לא יכול להיות זוהר כי אלוהים הוא כל יכול, יודע כל - זה יותר מדי גבוה מעלינו.
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.الرب لا يمكن أن يكون مبهراً لأنه صاحب النفوذ الشامل والقهار والعليم -- وكل هذه الأشياء هي أرقى منا بكثير
Tanrı cazibeli olamaz çünkü o her şeye gücü yeten, ve her şeyi bilen güçtür.私達を遥かに超えるからです 一方 宗教画では 聖人や聖母マリアを しばしば
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.Alors, "Matrix" est un film qui est complètement à propos du glamour.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.Deci, " Matrix" este un film numai despre glamour.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.Es decir, "Matrix" es una película que va de glamur.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.자, 영화 매트릭스는 매력에 대한 모든 것입니다.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film."Matrix" prezentuje glamour w każdym calu.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.Quindi "Matrix" è un film tutto sul glamour.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.'The Matrix' is een film die helemaal aan glamour is gewijd.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film."The Matrix" ist ein Film, in dem es überall um Glamour geht.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.Каждая деталь в "Матрице" гламурна.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film."Матрицата" е филм, който е изцяло за блясък.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.אז, "המטריקס" הוא סרט שכולו זוהר.
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.إذاً، الماتريكس هو فيلم يدور حول الروعة
"The Matrix" tamamen cazibe ile alakalı bir film.この映画の話だけで 時間が足りなくなります
"The Matrix" ve cazibe hakkında bir konuşma yapabilirim.Ich könnte einen ganzen Talk zum Thema "The Matrix" und Glamour halten.
"The Matrix" ve cazibe hakkında bir konuşma yapabilirim.Ik kon het een hele talk lang hebben over 'The Matrix' en glamour.
"The Matrix" ve cazibe hakkında bir konuşma yapabilirim.매트릭스와 매력만을 가지고 내내 이야기 할 수 있겠는데요.
"The Matrix" ve cazibe hakkında bir konuşma yapabilirim.Я могу часами говорить о "Матрице" и гламуре, но боюсь, меня обвинят в пытке гламуром.
"The Matrix" ve cazibe hakkında bir konuşma yapabilirim.אני יכולה לעשות שיחה שלמה על "המטריקס" וזוהר
"The Matrix" ve cazibe hakkında bir konuşma yapabilirim.يمكنني القيام بمحاضرة كاملة عن الماتريكس و الابهار
"The Matrix" ve cazibe hakkında bir konuşma yapabilirim.暴力を魅力的に 表現して 批判されました
Tiger-nilüferler arasındaki derin isteyen bir cazibesi nedir?타이거 - 백합 사이에 깊은 -하고자 한 매력은 무엇입니까? - 물 - 드롭이 없습니다
Tiger-nilüferler arasındaki derin isteyen bir cazibesi nedir? Su - bir damla yoktur orada su!- Víz - nincs egy csepp of víz van!
Tiger-nilüferler arasındaki derin isteyen bir cazibesi nedir?עמוק בין טייגר, חבצלות - מהו הקסם הרוצה - מים - אין ירידה
Tiger-nilüferler arasındaki derin isteyen bir cazibesi nedir?عميقة بين النمور الزنابق -- سحر ما هو الرغبة one -- المياه -- ليس هناك تراجع
Tiger-nilüferler arasındaki derin isteyen bir cazibesi nedir?そこに水の!