Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Ale chápu, že by nebylo pro zákony dobré jméno:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Capisco che questo non è un nome molto attraente per una legge:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Entiendo que ese no es un nombre muy atractivo para una ley:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Ich kann schon verstehen, dass das kein guter Titel für ein Gesetz ist:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Ik snap wel, dit is geen aantrekkelijke naam voor een wet:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Înțeleg că n-ar prea fi atractiv un titlu de lege ca
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:그래서 저는 이 법안의 이름이 별로 좋지 않다고 생각합니다.
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Mam lepszą nazwę dla tej ustawy:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Nah, saya paham itu bukan nama yang menarik untuk undang-undang:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Nu kan jag se att det inte är ett särskilt attraktivt namn på en lagstiftning:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Nu kan jeg forstå at det ikke er et særlig attraktivt navn for en lov:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Percebo que não seria um nome atrativo para a lei:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Seveda razumem, da ne bi bilo prav privlačno:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Tôi thấy rằng đó không phải là một cái tên rất hấp dẫn cho một đạo luật.
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Καταλαβαίνω βέβαια πως αυτό δεν είναι πολύ ελκυστικό όνομα για νομοθεσία:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Сега, разбирам, че това не е много привлекателно име за закон:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Я вже уявляю, що це не надто приваблива назва для закону:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:Я, понимаю, что не самым привлекательным для закона названием было бы:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:אני יכול להבין מדוע זה איננו שם אטרקטיבי במיוחד לחוק:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:الآن أستطيع أن أرى أن هذا ليس اسماً جذاباً جداً للتشريع:
Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı:『落ちこぼれだらけ法』 というのではね
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Acum voi expune un studiu pe care l-am facut constand in interpretarea de muzica Jazz intr-un scaner fRMN.
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Agora vou analisar um estudo que fiz, que foi Jazz num scanner IRMf.
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Ahora voy a repasar un estudio que hice del jazz en el escáner de resonancia.
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Nu ga ik een studie laten zien namelijk 'Jazz in een fMRI-scanner'.
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Ora vi mostrerò una mia ricerca, sul Jazz dentro lo scanner fMRI.
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Sekarang saya akan mengulas sebuah penelitian yang saya lakukan, yaitu adalah jazz dalam mesin fMRI
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Teraz zamierzam pokazać badanie, które przeprowadziłem, którym był Jazz w fMRI skanerze.
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Τώρα θα ανασκοπήσω μια μελέτη που έκανα, η οποία ήταν Τζαζ σε έναν fMRI τομογράφο.
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Вот обзор проведённого мной исследования; это был джаз в ФМРТ-сканере.
Şimdi yaptığım bir araştırmaya göz atalım: Bir fMRI tarayıcıda Caz.Сега ще разгледаме проучване, което проведох, което е джаз в фМРТ скенер.
Siyahi kadınların kilise şapkalarıyla çekildikleri cazibeli fotoğraflardan oluşan"왕관들"이라는 멋진 책이 있습니다.
Siyahi kadınların kilise şapkalarıyla çekildikleri cazibeli fotoğraflardan oluşanИма страхотна книга, със заглавие "Корони"
Siyahi kadınların kilise şapkalarıyla çekildikleri cazibeli fotoğraflardan oluşanיש ספר נפלא בשם "כתרים"
Siyahi kadınların kilise şapkalarıyla çekildikleri cazibeli fotoğraflardan oluşanهناك كتاب جميل يدعى "التيجان"
Siyahi kadınların kilise şapkalarıyla çekildikleri cazibeli fotoğraflardan oluşan黒人女性が教会へ行くときに かぶる帽子のグラマーな写真集です
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.하지만 2/3의 아이들은 유혹에 빠집니다.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.2/3 van de kinderen geeft toe aan de verleiding.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Až 2/3 detí podľahne pokušeniu.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Co nastane, je, že dvě třetiny dětí podlehne pokušení.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Det der sker, er, at to tredjedele af børnene giver efter for fristelse.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Deux tiers des enfants craquent.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Două treimi din copii nu rezistă tentației.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Ebbene i 2/3 dei bambini cedono alla tentazione.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Lo que ocurre es que 2/3 de los niños sucumben a la tentación.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Okazuje się, że 2/3 dzieci ulega pokusie.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Trên thực tế hai phần ba lũ trẻ nhượng bộ trước sự cám dỗ.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Två tredjedelar av barnen föll för frestelsen.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Úgy alakult, hogy kétharmada a gyermekeknek nem tudott ellenállni a kísértésnek.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Yang terjadi adalah 2/3 dari anak-anak menyerah pada godaan.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Zwei Drittel der Kinder können nicht wiederstehen.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Αυτό που συμβαίνει στην πράξη είναι οτι τα 2/3 των παιδιών ενδίδουν στον πειρασμό.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.А насправді, дві третини дітлахів піддаються спокусі.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Однако две трети детей поддаются искушению.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.Това, което се случва, е че 2/3 от децата се поддават на изкушението.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.מה שקורה זה ששני שלישים מהילדים נכנעים לפיתוי.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.ما يحدث أن ثلثي الأطفال يستسلموا للإغراء.
Sonuç olarak çocukların 2/3'i lokumların cazibesine dayanamıyor.彼らは待てないのです その他の子は、もちろん待てます
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.물론, 20세기에는, 매력은 할리우드와 관련하여 이런 다른 의미를 가지게 되었습니다.
Tabii 20. yüzyılda, cazibe Hollywood ile ilişkilendirilen bir anlam taşımaya başladı.Beh, certo, nel Ventesimo secolo, glamour ha assunto questo diverso significato associato a Hollywood.