Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.Porque el glamur puede llegar a ser totalitario y engañoso.
Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.Puisque le glamour peut être totalitaire et trompeur.
Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.Ведь гламур может быть очень суровым и обманчивым.
Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.Защото блясъкът може да бъде много тоталитарен и измамен.
Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.כי זוהר יכול להיות מאוד טוטליטרי ומטעה.
Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.لأن الروعة يمكن أن تكون خادعة بشكل شامل
Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.「床掃除を魅力的に」といった 事ばかりではないのです
Dünya'nın tamamen ayrı bir parçasına dumanlı bir şehrin caz barında완전히 우리 지구와 분리되어서 시드니 오페라 하우스를
Dünya'nın tamamen ayrı bir parçasına dumanlı bir şehrin caz barında Sydney Opera Binasına dönüşüyorum.Ik vorm het Sydney Opera House om tot een rokerige downtown jazz-bar.
Dünya'nın tamamen ayrı bir parçasına dumanlı bir şehrin caz barında Sydney Opera Binasına dönüşüyorum.Przekształcam Operę w Sydney w zadymiony, śródmiejski bar jazzowy.
Dünya'nın tamamen ayrı bir parçasına dumanlı bir şehrin caz barındaאל חלק אחר לגמרי של כדור הארץ כשאני הופך את בית האופרה של סידני
Dünya'nın tamamen ayrı bir parçasına dumanlı bir şehrin caz barındaلجزء منفصل تماما من الأرض وأنا أحول دار أوبرا سيدني
Dünya'nın tamamen ayrı bir parçasına dumanlı bir şehrin caz barındaシドニー・オペラ・ハウスを 街のジャズ・バーに変えてみせます
Eğer başka düşünceler belirmeye başlarsa onlara takılıp gitme cazibesine direnin.Se altri pensieri iniziano a farsi strada, resistete alla tentazione di seguirli.
Eğer başka düşünceler belirmeye başlarsa onlara takılıp gitme cazibesine direnin.Se surgirem outros pensamentos, resistam à tentação de os seguir.
Eğer başka düşünceler belirmeye başlarsa onlara takılıp gitme cazibesine direnin.Sus pensamientos comienzan a surgir. Resistan la tentación de seguirlos.
Eğer başka düşünceler belirmeye başlarsa onlara takılıp gitme cazibesine direnin.אם צצות מחשבות נוספות, התנגדו לפיתוי ללכת בעקבותיהן.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.Asadar observam o intreaga analogie intre ce se petrece in rap si in jazz.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: Er is een hoop analogie tussen wat er in freestyle rap en jazz gebeurt.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL : Et il y a donc beaucoup d'analogies entre ce qui se passe dans le rap free-style et le jazz.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: Hay mucha analogía entre lo que sucede en el rap de estilo libre y en el jazz.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: I tak więc jest sporo analogii pomiędzy tym co ma miejsce we freestyle rapie i jazzie.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: Jadi ini banyak analogi di antara apa yang terjadi di dalam rap bebas dan jazz.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: Je tu mnoho analogického medzi tým, čo sa deje pri free-style a v jazze.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: 프리 스타일 랩과 재즈에서 일어나는 것들 사이에는 수 많은 비유가 존재합니다.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: Tehát sok az analógia a szabad stílusú rap és a jazz között
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: und so gibt es hier viel Analogien zwischen dem, was bei Freistilrap und Jazz geschieht.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.CL: Vedete che c'è grande analogia di competenze per improvvisare free-style e jazz.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.Existe muita analogia entre o que ocorre no "rap" de estilo livre e no "jazz".
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.Τσ.Λ: Και υπάρχει μεγάλη αναλογία μεταξύ του τι λαμβάνει χώρα στο φριστάιλ ραπ και στην τζαζ.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.ЧЛ: Есть очень много сходства между фристайлом и джазом.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.ЧЛ: И така, има много аналогии, между това, което се случва във фрийстайл рапа и джаза.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.צ. ל. אם כן, יש הרבה דמיון בין מה שקורה בראפ בסגנון חופשי לבין ג'אז.
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.شارليز ليمب : وهناك الكثير من التشابه بين غناء الراب الحر .. وبين عزف موسيقى الجاز
Evet gördüğünüz gibi, serbest stil rap ve caz arasında pek çok tümevarım sözkonusu.多くの共通点があります この二つの音楽は異なる時代にあって
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız.Alors, nous pensons tous savoir ce qu'est le glamour.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız.Aşadar, toţi credem că ştim ce este glamourul.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız. İşte burada.자, 우리는 모두 매력이 무엇인지 알고 있다고 생각합니다.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız. İşte burada.We denken allemaal te weten wat glamour is.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız. İşte burada.Всички мислим, че знаeм какво е блясък
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız. İşte burada.إذاً، نحن جميعاً نعتقد أننا نعرف ماذا يعني الانبهار
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız. İşte burada.グラマーな映画スター 例えば マレーネ・ディートリッヒ
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız.Sądzimy, że wiemy, czym jest glamour.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız.Todos creemos saber qué es el glamur.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız.Tutti pensiamo di sapere cosa sia il glamour.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız.Wir alle meinen zu wissen, was Glamour ist.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız.Мы думаем, что знаем, что такое гламур.
Evet, hepimiz cazibenin ne anlama geldiğini bildiğimizi sanırız.אז, כולנו חושבים שאנחנו יודעים מה זה זוהר. הנה זה.
Fakat biz bunun ne olduğunu araştırmak, cazip hale getirmek ve çoğaltmak için, hiçbir şey yapmadık.그런데 우리는 이 부분을 잘 활용하지 못했어요. 한 분야에 대해 잘 아는 사람이 자기가 가진 지식을 교실에 전파해서
Fakat biz bunun ne olduğunu araştırmak, cazip hale getirmek ve çoğaltmak için, hiçbir şey yapmadık.ואנו כמעט לא עשינו דבר כדי לחקור מהו סודם להעתיקו מהם ולשכפלו,
Fakat biz bunun ne olduğunu araştırmak, cazip hale getirmek ve çoğaltmak için, hiçbir şey yapmadık.ونحن لم نعمل تقريباً أي شيء لدراسة وضعهم من أجل معرفته وإعادة تكراره,
Fakat biz bunun ne olduğunu araştırmak, cazip hale getirmek ve çoğaltmak için, hiçbir şey yapmadık.研究し 取り入れ、模倣することで 平均能力を引き上げる、
Fakat bu yeni dostunuzu takip etme cazibesine karşı koyabilecek misiniz?Czy uda się wam jednak oprzeć pokusie, by pośledzić znajomego?
Fakat bu yeni dostunuzu takip etme cazibesine karşı koyabilecek misiniz?Ellen fognak tudni állni vajon a kísértésnek, hogy nyomkövessék embertársukat?
Fakat bu yeni dostunuzu takip etme cazibesine karşı koyabilecek misiniz?Însă veţi fi capabili să rezistaţi tentaţiilor să vă urmăriţi semenii?
Fakat bu yeni dostunuzu takip etme cazibesine karşı koyabilecek misiniz?하지만 여러분들이 소중히 여기는 사람들을 추적하고 싶은 유혹을 이길 수 있으세요?
Fakat bu yeni dostunuzu takip etme cazibesine karşı koyabilecek misiniz?Maar zal je de verleiding kunnen weerstaan om je medemens te volgen?
Fakat bu yeni dostunuzu takip etme cazibesine karşı koyabilecek misiniz?Mais serez-vous capable de résister à la tentation de tracer votre copain ?
Fakat bu yeni dostunuzu takip etme cazibesine karşı koyabilecek misiniz?Ma sarete in grado di resistere alla tentazione di tracciare il vostro compagno?
Fakat bu yeni dostunuzu takip etme cazibesine karşı koyabilecek misiniz?Mas será que vocês vão ser capazes de resistir à tentação de seguirem os vossos semelhantes?