caz ile cümle

caz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Gereksinimin esneklik özelliği sabit oranda vergilemeye oranla onu daha cazip kılmaktadır.게다가 얼마나 그 요청에 응했는지(얼마나 열심히 자신의 생활 방식을 바꾸었는지)에 따라서도 더욱 상당한 차이가 있었다.
Caz Çağı'nda Chicago'daki ünlülerin skandalları ve yolsuzlukları gibi temaları işlemektedir.이 영화는 재즈 시대 시카고의 유명인, 스캔들, 부패를 주제로 다루었다.
Caz yarışmasına giderken, Andrew'ın otobüsü bozulur.בדרך לתחרות ג'אז האוטובוס של אנדרו מושבת בשל תקלה.
"Doğunun cazı yapılabilir mi?".("האם הדרום אפשרי?")
Avrupa etkisindeki caz, uyumunu ve enstrümanlarını (saksafon, trompet, piyano, vb.) aldı.מההשפעה האירופית, קיבל הג'אז את ההרמוניה וכלי הנגינה (סקסופון, חצוצרה, פסנתר וכו').
İlerleyen zamanlarda Cazuza ve Dé ile şarkı yazmaya başladı.תוך שבוע בלבד הוא ודסנטו פתחו את הסיפור.
1970'lerin başında bu tür artık cazibesini yitirmeye başladı.בתחילת שנות ה-2000 החלה הבריכה לאבד את קסמה.
Cazcı Kardeşler ismi buradan gelecektir.שמם של האחים יצא למרחוק.
Önümüzdeki birkaç yıl içinde Perşembe bir turizm cazibe merkezi olacaktır.בקיץ הוא מרכז תיירות וספורט.
Cook, 4 yaşında caz, tap ve bale dersleri almaya başladı.קוק רקדה מגיל 4, היא לקחה שיעורים בג'אז, סטפס ובלט.
Avrupa'da doğmuş olan ilk önemli caz müzisyenlerindendir.Той е сред първите изтъкнати джазови музиканти, родени в Европа.
Sanatçı 1960'larda "Soul Satisfiers" adlı caz-pop grubunda vokalistti.В началото на кариерата си участва в джаз/поп групата „Soul Satisfiers“ (60-те години).
Cazın Öyküsü.Историята на ЦСКА.
Birçok bestesi "St. Thomas", "Oleo", "Doxy", and "Airegin", caz standartları arasına girmiştir.Голям брой негови композиции, включително St. Thomas, Oleo, Doxy и Airegin, се превръщат в джаз стандарти.
1923 yılından ölümüne kadar 50 yıldan fazla bir süreliğine bir caz orkestrasını yönetmiştir.Кариерата му се простира в продължение на над 50 години, като от 1923 води собствен оркестър, до смъртта си.
Ravel, Amerikan Cazı, Asya müziği, Avrupa halk şarkıları gibi dünya müziklerinden de etkileniyordu.Името на Ленън е свързано колкото с музиката, толкова и със световната кауза за мир.
Önümüzdeki birkaç yıl içinde Perşembe bir turizm cazibe merkezi olacaktır.През летните месеци Уик е също туристически център.
Büyük Halk Salonu, kenti gezen turistlerin uğrak yeri olan popüler bir cazibe merkezidir.Градът е основна отправна точка за туристите, които посещават парка.
Ailesinden geniş bir müzik bilgisi ve birikimi aldı (annesi opera şarkısı ve babası caz basçısıydı).Potječe iz glazbene obitelji (majka i otac su mu pjevači).
Katedral, yıllık 125.000'den fazla ziyaretçiyi kendisine çeken önemli bir turizm cazibe merkezidir.Ledenjak je vrlo važna turistička atrakcija, jer ga godišnje posjeti oko 250 000 ljudi.
Caz müzisyeni Olu Dara'nın oğlu olan Nas, Queensbridge'de doğmuş ve büyümüştür.Syn džezového hudobníka Olu Dara sa narodil a vyrastal v panelákoch newyorskej časti Queensbridge.
Türkiye’nin hemen hemen bütün cazcıları ile çaldı.S pomocou Turkov obsadil takmer celé Slovensko.
Birçok caz müzisyeni tarafından, üzerinde çalışılmış olması bunun en büyük sebebidir.Bol ovplyvnený mnohými jazzovými hudobníkmi, ktorí tam pôsobili.
Annesi bir belediye çalışanı ve babası bir caz davulcusu ve tamircisi idi.Jeho matka, Dorothy, bola komunálna zamestnankyňa, otec jazzovým bubeníkom a opravárom.
Caz tarihçisi David Gelly'e göre Morton kendini beğenmiş ve kibirli bir kişiliktir.Pre Karla Jaspersa je človek vždy niečo viac, než to, čo o sebe objektívne a vedecky vie.
1970'lerin başında bu tür artık cazibesini yitirmeye başladı.Koncom sedemdesiatych rokov tento zázrak a tento vzťah vymizol.
Los Glaciares dış turizm için önemli bir cazibe merkezi oluşturur.Los Glaciares je glavna turistična atrakcija.
Daha sonra Arif Mardin ile tanışmış ve onun teşviki ile caz şarkıları söylemeye başlamıştır.Medtem se Lili razide z Mariem in začne zvezo s pevcem Carstnom.
Daha sonra ise okuldaki caz grubuna katıldı.Vėliau mokykloje grojo džiazo grupėje.
Eleştirmenler, albümün funk, disco-pop, soul, soft rock, caz ve pop balladları barındırdığını dile getirdi.Kritikai albume įžvelgė susimaišiusius funk, disko-pop, soul, soft rock, jazz ir pop muzikinius stilius.
Cole, bir caz piyanisti olarak düşünüldü.Reiškiasi ir kaip džiazo pianistas.
Caz müziği severim.Man patinka džiazo muzika.
Gitarist ve vokalist Daniel Rossen, caz-kampından Bear'ın arkadaşıydı, kısa bir süre sonra gruba katıldı.Kitarrist ja laulja Daniel Rossen, kes oli Beari sõber džässilaagrist, liitus bändiga varsti pärast seda.
"Doğunun cazı yapılabilir mi?".Kas päikese patenteerimine oleks võimalik?".
Filmin caz tarzındaki özgün müziğini ise Lalo Schifrin bestelemiştir.Muuseumi kõige veidram eksponaat on Lucrezia Borgia juuksekihar.
1920"lere geri dönelim... cazibeli bir dönemdi ve endüstri devriminin etkileri tüm dünyada hissediliyordu.ارجع خطوة إلى الوراء، إلى عشرينيات القرن العشرين... عصر تحوطه الفخامة من كل صوب وتأثيرات الثورة الصناعية
1932 yılında bunun ne kadar cazip olduğunu anlayabiliyorum.Αντιλαμβάνομαι ότι ήταν πολύ δελεαστικό το 1932.
Alex Ross'un cazibeli stili dışında,Afgezien van Alex Ross' stijl, die zeer glamoureus is,
Alex Ross'un cazibeli stili dışında,매우 매력적인 알렉스 로스의 스타일을 제외하고,
Alex Ross'un cazibeli stili dışında,Pomijając styl Alexa Rossa, który jest bardzo efektowny,
Alex Ross'un cazibeli stili dışında,בלי קשר לסגנון של אלכס רוס, שהוא מאוד זוהר,
Alex Ross'un cazibeli stili dışında,بغض النظر عن هيئة أليكس روس، والتي هي مبهرة جداً
Alex Ross'un cazibeli stili dışında,スーパーマンには 飛べると 信じさせる何かがあります
Ama bütün bunları eski moda görgü kuralların ve cazibenin arkasına gizliyorsun.Dar ascunzi toate astea în spatele bunelor-maniere ºi farmecului moºtenit din vremea ta.
Ama bütün bunları eski moda görgü kuralların ve cazibenin arkasına gizliyorsun.Das ist gut verborgen unter der Gewandtheit des Alters... und deiner Liebenswürdigkeit.
Ama bütün bunları eski moda görgü kuralların ve cazibenin arkasına gizliyorsun.Das ist gut verborgen unter der Gewandtheit des Alters... und deiner Liebenswürdigkeit.
Ama bütün bunları eski moda görgü kuralların ve cazibenin arkasına gizliyorsun.Men du maskerar det bra bakom din gammelmansfiness. Du är en benhård egoist.
Ama bütün bunları eski moda görgü kuralların ve cazibenin arkasına gizliyorsun.Naamioit sen hyvin herrasmies- mäisyytesi ja charmisi taakse.
Ama bütün bunları eski moda görgü kuralların ve cazibenin arkasına gizliyorsun.Pero esconde todo eso tras sus caducas maneras y amabilidad.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Aber zu viele Regeln halten erfahrene Jazz Musiker vom Improvisieren ab.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale příliš mnoho pravidel brání vyzrálým jazzovým hudebníkům improvizovat.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale príliš veľa pravidiel by znemožnilo talentovaným jazzovým muzikantom improvizovať.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale zbyt wiele zasad powstrzymuje znakomitych muzyków jazzowych od improwizowania.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Dar prea multe reguli îi împiedică pe muzicienii de jazz consacraţi să improvizeze.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.De a túl sok szabály akadályozza a kitűnő jazz zenészeket, abban, hogy szabadon improvizálhassanak.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.하지만 너무 많은 규제는 안됩니다. 숙달된 연주자도 즉흥을 발휘할 수 없으니까요. 하지만 너무 많은 규제는 안됩니다. 숙달된 연주자도 즉흥을 발휘할 수 없으니까요.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Maar teveel regels belemmert ervaren jazz musici bij het improviseren.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Mais trop de règles empêchent les musiciens de jazz accomplis d'improviser.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Mas demasiadas regras impedem que os músicos de jazz talentosos improvisem.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ma troppe regole impediscono ad esperti musicisti jazz di improvvisare.

İlgili Sayfalar