Ben umut, bir tür casusluk yapmakΕγώ κατάσκοπος ένα είδος ελπίδας,
Ben umut, bir tür casusluk yapmakШпионин правя един вид надежда,
Ben umut, bir tür casusluk yapmakЯ шпион рода надежды,
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Apareció un fantasma en el computador, un cable roto, un convertidor que hacía chispas.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Er was een computerspook, een gebroken kabel, kortsluiting in een omvormer.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Es gab einen Computerfehler, ein gebrochenes Kabel, ein Wandler der funkte.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Il y a un bug dans l'ordinateur, un câble est cassé, un convertisseur qui fait des étincelles.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.아마 컴퓨터 귀신이 나타났거나, 전선이 끊어졌거나, 변환기가 타버렸다고 생각했죠.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Komputer zaczął dziwnie działać, zepsuł się przewód, spalił się transformator.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Problemi di computer, un filo rotto, un convertitore fuori uso.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Un computer a mers aiurea, un fir s-a rupt, un convertor a făcut scântei.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Ο υπολογιστής είχε πρόβλημα, είχαμε ένα σπασμένο καλώδιο, έναν μετατροπέα που έβγαζε φλόγες.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Имахме проблем с компютъра, скъсана жица, окъсил трансформатор.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Сбой компьютера, испорченный провод, искрящий конвертор.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.הייתה בעיה במחשב, כבל קרוע, שנאי שנדלק.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.كانت هناك مشاكل في الكمبيوتر ، سلكٌ مفصولٌ هنا ، ومحوَلٌ لا يعمل هناك.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.ワイヤーが切れ 電圧変換機がスパークし ホテルの電気回路を全て使って
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Amikor egy titkos ügynök vírus fertőz baktériumot, az beépül, mint egy tégla.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Când un virus se infiltrează într-o bacterie, o spionează puțin.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Cuando un virus agente secreto infecta una bacteria, hacen un poco de espionaje.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Když tajný agent vir nakazí bakterii, udělá malou špionáž.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Keď baktériu napadne vírus - tajný agent, spraví malú špionáž.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Ketika agen rahasia virus menginfeksi bakteri, mereka melakukan sedikit pengintaian.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.비밀 요원 바이러스가 박테리아를 감염시킬 때, 그들은 작은 스파이 행위를 합니다.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Ko skrivni virusni agent okuži bakterijo, malo vohuni naokrog.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.När ett virus, som en hemlig agent, infekterar en bakterie, bedriver de först lite spionage.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Quand des virus agents secrets infectent une bactérie, ils font un peu d'espionnage.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Quando um vírus 'agente secreto' infecta uma bactéria, eles fazem um pouco de espionagem.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Quando un virus 007 infetta un batterio c'è un po' di spionaggio in mezzo.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Wanneer een geheim-agent-virus een bacterie infecteert, gaat er een beetje spionagewerk aan vooraf.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Wenn so ein Geheimagentenvirus ein Bakterium infiziert, spionieren sie erst einmal.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Wirus może zainfekować bakterię, zachowując się jak tajny agent. Jak szpieg.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Όταν ένας μυστικός πράκτορας ιός μολύνει ένα βακτήριο, κάνουν λίγη κατασκοπεία.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Когато таен агент на вируса инфектира бактерия, той прави шпионаж.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Когда бактерию заражает вирус-секретный агент, он проводит небольшой шпионаж.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.Коли віруси-шпигуни інфікують бактерію, вони поводяться як секретні агенти.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.כשנגיף סוכן-חשאי מזהם חיידק, הוא עושה קצת מלאכת ריגול.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.عندما يقوم عميل سري من الفيروسات بإصابة بكتريا بالعدوى، فإنهم يقومون بالقليل من أعمال التجسس.
Bir gizli ajan virüs bakteriye bulaştığı zaman biraz casusluk yapar.スパイ工作をします 黒服ウィルス秘密工作部員は バクテリア細胞に自分のDNAを侵入させます
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Ich bin einfach so misstrauisch. Ich lese viele Spionagegeschichten.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Ja som totiž veľmi podozrievavý. Čítam veľa detektívok a podobných vecí.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Jestem podejrzliwy. Czytam dużo powieści szpiegowskich.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Ker sem sumničav, berem veliko kriminalk in podobnega.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.제가 추리 소설을 많이 읽어서 의심이 많아요.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Leio muitos livros de espionagem e outros.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Оскільки я персона підозріла щодо цього всього. Я читав багато шпигунських романів та іншого.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Т.к. я очень подозрительный. Я читаю множество шпионских романов.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.בגלל שאני חשדן כזה, אני קורא הרבה ספרי ריגול וכאלה.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.لأنني مشكك. قرأت الكثير من روايات التجسس وغيرها.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.(笑) もし-
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Chúng tôi là gián điệp trong nước của kẻ thù.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Ci sono spie di un paese nemico.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Estamos espías en un país enemigo.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Estamos espiões no país de um inimigo.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Jesteśmy szpiegów wroga kraju.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Jsme špionů v nepřátelské zemi.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Kami mata-mata di negara musuh.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Mi kémek egy ellenséges országban.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Noi suntem spioni în ţara lui un duşman.
Biz bir düşman ülke casusları vardır.Nous sommes des espions en pays ennemi.