Ana içeriğe geç
Sözlük

car ile cümle

car kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Çark dönmeye başladı.The wheel began to turn.
Umutsuz hastalıklar umutsuz çareler gerektirir.Desperate diseases require desperate remedies.
Bir çocuk bisikletine binerken cüzdanımı çarptı.A boy snatched my purse as he rode by on his bicycle.
Bütün çocuklar Carol'un bir köpek olduğunu düşündü.All the boys thought Carol was a dog.
İki yolcu treni Şangay'da çarpıştı.Two passenger trains crashed in Shanghai.
Gemi büyük bir buzdağına çarptığında yolcular kamaralarında uyuyorlardı.The passengers were asleep in their cabins when the ship hit a huge iceberg.
Kalbimin hızla çarptığını hissettim.I felt my heart beating rapidly.
Gerçek bir bilimci gerçekleri çarpıtmaz.A true scientist would not distort facts.
Okul çarşamba ve cumartesi günleri hariç sekiz buçukta başlar.School begins at half past eight except on Wednesdays and Saturdays.
Çarşamba öğleden sonraları dersimiz yok.We have no classes on Wednesday afternoons.
Çarşamba günü beni ofise götürür müsün?Can you give me a ride to the office on Wednesday?
Çarşambaya kadar bir deneme teslim etmeliyiz.We have to submit an essay by Wednesday.
Kafasına bir taş çarptı.A stone hit him on the head.
Gemi, kayalara çarpmış.The ship was wrecked on the rocks.
Oğlumun ön dişleri çarpık çıktı.My son's front teeth have come in crooked.
O çaresizce mücadele ediyor.She is struggling helplessly.
Hacimi hesaplamak için uzunluğu genişlikle ve derinlikle çarp.To calculate the volume, multiply the length by the width by the depth.
Tayfun Kanto bölgesine çarptı.The typhoon struck the Kanto district.
Çarpışma için kendimizi hazırladık.We prepared ourselves for the crash.
Caddeden karşıya geçerken neredeyse bana bir araba çarpıyordu.Crossing the street, I was nearly hit by a car.
İki kamyon çarpıştı.Two trucks bumped together.
Tekrar geç kalmamanın çaresine bakacağım.I'll see to it that I will never be late again.
O olmazsa, çaresiz kalırım.Without him, I would be helpless.
Evini yıldırım çarptı.His house was struck by lightning.
Onun arabası bir trenle çarpıştı.His car collided with a train.
O, son çare olarak babasından ödünç para aldı.He borrowed some money from his father as a last resort.
O bir araba tarafından çarpıldı.He was hit by a car.
O, dizini sandalyeye çarptı.He knocked his knee against the chair.
Neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordu.He came near being hit by a car.
O, ölüm cezasına çarptırıldı.He was sentenced to death.
O, arabayı lamba direğine çarptı.He ran the car into a lamppost.
O, kafasını rafa çarptı.He hit his head on the shelf.
Başını bir sütuna çarptı.He bumped his head against a post.
O, caddeyi geçerken neredeyse araba tarafından çarpılıyordu.He was nearly hit by the car while crossing the street.
Yoldan geçerken az kalsın araba çarpıyordu.He was nearly hit by the car while crossing the street.
O, işarete çarptı.He hit the mark.
Başını tavana çarptı.He bumped his head against the ceiling.
O, öfkeyle kapıyı çarptı.He banged the door in anger.
O, kafasını bir kayaya çarptı.He hit his head against a rock.
Gemi bir kayaya çarptı.Their ship struck a rock.
Onlar birbirleriyle çarpıştılar.They bumped against each other.
Onlar çarşamba veya perşembe günü değil pazartesi veya salı günü gelebilirler.They can come on Monday or Tuesday, but not on Wednesday or Thursday.
Onlar yüzüme su çarptılar.They dashed water into my face.
Onu çarparım.I bump into her.
Onu gördüğüm her an kalbim hızlı çarpıyor.My heart beats fast each time I see her.
Onun kalbi korkudan şiddetle çarpıyor.Her heart beat fast from fear.
O, geçen Çarşambadan beri yoktur.She has been absent since last Wednesday.
O, onun için on dolarlık para cezasına çarptırıldı.She was fined 10 dollars for that.
O, temiz çarşafları yatağın üstüne koydu.She put clean sheets on the bed.
O, gözüme çarptı.She caught my eye.
Göze çarpmamak için arka kapıdan geldi.She came in through the back door lest she be seen.
O, son çare olarak ilaca güvendi.She relied on the medicine as a last resort.
O, son çare olarak dava açmayı düşünüyor.She is thinking of suing as a last resort.
Onun bir dizi çarpık dişleri var.She has a set of irregular teeth.
O çarşafları yatağın üzerine koydu.She put sheets on her bed.
O, kalbinin hızlı çarptığını hissetti.She felt her heart beat quickly.
Onun kalbinin hızlı çarptığını hissettim.She felt her heart beating fast.
O geçen Çarşambadan beri hasta.She has been sick since last Wednesday.
O, caddeyi geçerken bir araba tarafından çarpıldı.She was hit by a car while she was crossing the street.
Onun önerisini geri çevirmekten başka çaresi yoktu.She had no choice but to turn down his proposal.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod