canlılık ile cümle
canlılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sağlık ve canlılık uzun hayat için gereklidir.Health and vitality are important for long life.
1960 civarı kurulmuştur ve yarı iletkenlerin üretimi canlılık kazanmıştır.It formed around 1960, once the fabrication of semiconductors became a viable business.
Bu sayede toprağa canlılık kazandırmaktadır.This leads to Land Constraint.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.And of course, it reaches the viability threshold.
Canlılık eşiğini yakaladın.You hit the viability threshold.
Bu alanların etrafı canlılıktan uzak.The areas around it lack vitality and vibrancy and engagement.
Sizde eşsiz bir canlılık ve enerji olacak.You'll have unsurpassed vitality and energy.
Silgi ve fırça kullanarak bu arka plana biraz canlılık kattım.I gave the background a dynamic look by using the eraser and the brush.
Canlılık ve gücünüzü artırın, sadece bir içecekle!Enhance your vitality and stamina in just one drink!
Çünkü virüsler, canlılık ve cansızlık arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyorlar .Because they really blur the boundary between what is an inanimate object and what is life?
Bir canlılık var, ve bu canlılık bir şekilde senin yaşamın boyunca kalmalı.There is an aliveness, and that aliveness must stay throughout your life somehow.
Canlılık AyarlarıLightness Adjustments
Fotoğraf çekmek için kamera tarafından uygulanan canlılık işlem yönünü buradan belirleyin.Set here the direction of saturation processing applied by the camera to take the picture.
Yeni giren oyuncular bir süre Sırp orta sahasına canlılık getirdiler.For awhile, the substitutions brought some life into the Serbian midfield.
Çift katlı otobüsler Üsküp'e canlılık katıyorDouble decker buses help revive Skopje's flair
Cinsel seçilim tipik olarak bazen canlılık pahasına doğurganlık seçimi yoluyla devam eder.Sexual selection typically proceeds via fecundity selection, sometimes at the expense of viability.
Bununla birlikte, ülkedeki gerilim durmadı, yenilenen canlılıkla patlak verdi.However, fermentation in the country not only did not stop but broke out with renewed vigor.
Turan, aşk ve canlılık tanrıçası.Turan, goddess of love and vitality.
Yulaf lapasının krala ve kraliçeye gün boyunca canlılık verdiği düşünülüyordu. [1]The porridge was thought to give vitality to the king and queen throughout the day.[5]
Tamir; güç, canlılık demektir.Tamir = strength, vigor
Bireylerin içinde ve arasında, ilk saplantılar netlik ve canlılık açısından farklılık gösterir.Within and among individuals, initial obsessions vary in clarity and vividness.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.Nach etwa fünf bis sieben Stunden Flugzeit wurden vom Raumflugkörper keine Lebenszeichen mehr übermittelt.
Bözlelikle esere canlılık kazandırılmıştır.Sie sind durch die Bedornung vollständig verdeckt.
Canlılık bildirir.Das Gewissen wecken.
Bu sayede toprağa canlılık kazandırmaktadır.Dadurch kommt es zur Bodendegradation.
Fındık toplama sezonunda beldede geçici olarak büyük canlılık yaşanır.Au besoin, le poulain refait une saison d'embouche.
Bözlelikle esere canlılık kazandırılmıştır.La cire est alors fondue (perdue).
Canlılık ve karşıtlık anlamı vardır.Raison et contradiction.
Bu canlılık 1987'ye kadar sürdü.Esta relación duró hasta 1987.
Bu sayede toprağa canlılık kazandırmaktadır.Farete riposare la terra.
Çocukların giysilerine düşürülen parlak beyaz ışık sayesinde motife canlılık katılmıştır.A causa di un abbigliamento obbligatorio i ragazzi protestano.
Fındık toplama sezonunda beldede geçici olarak büyük canlılık yaşanır.Во время сезона размножения они очень громогласны.
Toplum hayatındaki canlılık, hareketten ve göçten kaynaklanır.В нём источник их жизни и движения.
1974 yılında üretime geçen Türkiye'nin üçüncü Demir-Çelik Fabrikası, kent yaşamına büyük canlılık getirmiştir.المصنع التركي لـ الغزل والنسيج الثالت الذي تأسس في 1974 أعاد الحيوية المدينة بشكل كبير.
Bu sayede toprağa canlılık kazandırmaktadır.التي من اجلها تُحيى الأرض.
Filipinler'in ekonomisinde önemli bir canlılık görülür.Os prejuízos econômicos foram grandes nas Filipinas.
Canlılık bildirir.Despertando ConsCiência.
Yayla turizmi artık Araklı halkı için yeni bir ekonomik canlılık kaynağı olmaya başlamıştır.Isto começou a se tornar um bom recurso econômico para a população local.
Fındık toplama sezonunda beldede geçici olarak büyük canlılık yaşanır.Trots allt är dödligheten under den kalla årstiden stor.
Osasuna ismi Baskça, sağlık, neşe, canlılık anlamlarına gelmektedir.Osasuna är ett baskiskt ord som betyder hälsa, glädje och vitalitet.
Fındık toplama sezonunda beldede geçici olarak büyük canlılık yaşanır.Репродуктивна активність ймовірно суворо сезонна.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.Po pěti až sedmi hodinách letu nejevila známky života.
Filipinler'in ekonomisinde önemli bir canlılık görülür.To byl mimořádný stimul pro filipínskou ekonomiku.
Bu partiküller havada asılı kalarak bir süre canlılıklarını korurlar.Ti vévodovi doporučili, pokud chce přežít rok, pobyt v teplejším klimatu.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.După 5-7 ore de la lansare, nu au mai fost recepționate semne de viață din modulul de zbor.
1406'da tekrar biraz askerî canlılık gösterdi.1406-ban visszavette Tebrizt.
Boccaccio'nun etkisiyle öykü türü canlılık kazandı.Ne ovat saaneet merkittäviä vaikutteita Boccacciolta.
Bu sayede toprağa canlılık kazandırmaktadır.Det hæmmer derfor jorderosion.
Belde olduktan sonra kasaba canlılık kazanmış, 600 hane ve 2150 nüfusa ulaşmıştır.Når hjulet var fullsatt kunne det følgelig romme hele 2160 personer.
Bu canlılık 1987'ye kadar sürdü.Kondisi ini bertahan hingga tahun 1987.
1963 yılında Kastamonu Şeker Fabrikası kurularak ilde bulunan ekonomiye büyük canlılık getirmiştir.Năm 1963, sáp nhập xã Đèo Gia của huyện Sơn Động vào huyện Lục Ngạn.
Bözlelikle esere canlılık kazandırılmıştır.この結果、費隠は敗訴。
Bözlelikle esere canlılık kazandırılmıştır.必自喪命而入惡道。
Bu canlılık 1987'ye kadar sürdü.这个合作持续到1987年。
1406'da tekrar biraz askerî canlılık gösterdi.1406년에는 병조좌랑이 되었다.
Filipinler'in ekonomisinde önemli bir canlılık görülür.필리핀의 정치 경제에서 특히 중요한 위치를 차지하고 있다.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.לאחר חמש עד שבע שעות בקירוב של טיסה, לא התקבלו עוד סימני החיים של לייקה מהחללית.
Canlılık bildirir.Успокоява ли знанието?
Önceleri terk edilmiş görünen bu yapı geceleri büyük bir canlılık kazanır.Zahvaljujući izvrsnoj rasvjeti zgrada noću pruža lijep pogled.
Bu sayede toprağa canlılık kazandırmaktadır.Ar gali tai pakenkti Žemei?