Ayrıca, her iki Konferans Finali serisi de ilk kez kablolu TV'de canlı yayınlandı.Auch waren beide Conference Finals zum ersten Mal live im Kabelfernsehen zu sehen.
Studio 54 Stargate radyo istasyonunun gezici ana faaliyetleri ile canlı yayınlarına ev sahipliği yapar.Studio 54 Stargate ist Gastgeber der die Station Hauptaktivitäten und Live-Übertragungen.
Hayatı ve ölümü o yaratmıştır, hayat veya ölümü canlılara bahşedendir.Leben und Tod sind in ihm (und seinem Palast) vereint.
Canlı mekanizmasında genellikle metaller proteinlerin (enzimlerin) aktif merkezlerinde yer almaktadır.In lebenden Organismen treten Metalle meist in den aktiven Zentren von Proteinen (Enzymen) auf.
13 Mart 2013'te, Sins kameraya geldi ve canlı ve iyi olduğunu açıkladı.Am 13. März 2013 trat Sins vor die Öffentlichkeit und erklärte, dass er am Leben sei und es ihm gut gehe.
Canlı olarak onları birçok kez izledim.Danach spielten sie mehrfach live.
Daha sonra, 2012 yılının başlarında düzenlenen canlı şovlarına hak kazandı.Anschließend qualifizierte er sich für die Anfang 2012 stattfindenden Liveshows.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Alle Organismen benötigen Energie, um ihre Lebensprozesse aufrechtzuerhalten.
Canlılar ölenlerin yerine geçecek sayıdan daha fazla yavrularlar.Die Lebenden brauchen es mehr als die Toten.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.Nach etwa fünf bis sieben Stunden Flugzeit wurden vom Raumflugkörper keine Lebenszeichen mehr übermittelt.
İlk performansı Bud Light'ın Facebook sayfasında canlı yayınlandı.Alle Auftritte wurden auf der Facebook-Seite von Bud Light live übertragen.
Ne ölü ne de canlıdır.Weder Tod noch Leben.
Bu tarihte nehirde canlı bir yaratık görmek neredeyse imkânsızdı.Zu dieser Zeit konnte man kaum ein Lebewesen in dem Fluss finden.
Her iki canlı yayınlar da magazin programları kadar TW1'de haftada birçok kez yayınlanmıştır.Sowohl Live-Übertragungen als auch Magazinsendungen wurden auf TW1 wöchentlich mehrmals ausgestrahlt.
Bu anlaşma, canlı bir konser için yapılan en büyük gelirli anlaşmaydı.Das Abkommen war der höchste jemals für ein Live-Konzert gezahlte Betrag.
Bözlelikle esere canlılık kazandırılmıştır.Sie sind durch die Bedornung vollständig verdeckt.
Bütün canlıların Ey Tanrısı Bu bizim toprağımız ve milletimizi koru.O Gott aller Kreaturen Segne dieses unser Land und die Nation.
Bunların dışında 1950'lerden beri Pop ve Rock alanında oldukça canlı bir müzik hareketliliği görülür.Seit den 1950er-Jahren besteht eine lebendige Musikszene aus dem Pop- und Rockbereich.
Canlı performans albümleri Coldplay Live 2003 için grubun tüm üyeleri tarafından yazılmıştır.The Scientist war auf dem ersten Live-Album von Coldplay Live 2003 enthalten.
Parçaların çoğu New York'taki Nightingales Jazz Club'da canlı kaydedildi.Die meisten Lieder auf dieser CD wurden im Nightingales Jazz Club in New York live aufgenommen.
Malcolm Ethan'ı evine götürürken, Ethan Leland'ın hala canlı olduğunu ve arabanın bagajında olduğunu anlar.Während der Fahrt entdeckt Ethan, dass Leland noch lebt und im Kofferraum liegt.
Canlılar Dünyası.Die Tierwelt.
1 milyondan fazla olan tür sayılarıyla dünyadaki en fazla türe sahip canlılardır.Mit über 1000 Arten bei weitem artenreichste Unterfamilie.
Goethe, canlı doğanın sürekli bir değişim içerisinde olduğunu tasvir etmiştir.Die belebte Natur stellte Goethe sich als in ständigem Wandel begriffen vor.
Bouzes mağlubiyetten canlı kurtuldu.Bouzes überlebte die Niederlage.
Konser canlı olarak internette yayınlandı.Das Konzert wurde live im Internet übertragen.
Endospor olayı Protista aleminde yer alan canlılarda gerçekleşmez.Es ist kein Zufall, dass die Imaginäre Heraldik ihren Ausgangspunkt in Frankreich nimmt.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Lebende Organismen wurden drei Monate lang der Schwerelosigkeit ausgesetzt.
2007'de ilk canlı performanslarını Barther Metal Openair festivalinde Almanya'da sergilediler.Ihren ersten Live-Auftritt hatte die Band 2007 auf dem „Barther Metal Openair“ in Deutschland.
Bu canlılar yaşamlarının tamamını mağara içinde sürdürebilirler.Sie verbringen ihr gesamtes Leben in der Höhle.
Arma da kullanılan çok canlı renk bulunmaktadır bunlar ülkeleri için parlak bir geleceği işaret etmektedir.Die pulsierenden Farben des Wappens sollen auf eine glänzende Zukunft des Landes hindeuten.
Filmde hemen her şey çok canlı ve parlak renklerde gözükür.Der Film ist durchgängig in kalten, bläulichen Farben gehalten.
Ama canlı yoktur.Sie sei nicht lebendig.
İnsanlardan ve diğer canlılardan sorumludur.Von Menschen und anderen Tieren.
Her canlının içindeki midi-chlorian miktarı onun güce ne kadar duyarlı olacağını belirler.Die Midi-Chlorianer-Konzentration im Blut gibt an, wie viel Machtpotenzial jemand besitzt.
Bu işlem canlı organizmanın içinde (in vivo) veya hücre kültüründe (in vitro) yapılabilir.Dies können Zellen eines lebenden Organismus (in vivo) oder Zellen einer Zellkultur (in vitro) sein.
Şiltenler dağlarda yaşar ve canlıları da korurlar.Sie leben in Bergen und dienen ebenfalls den Moredhel.
Ayrıca, Adolf Hitler ve Joseph Goebbels'i intihar etmeden önce canlı gören son kişiler arasındaydı.Adolf Hitler und Joseph Goebbels hatten noch vor Kriegsende Selbstmord verübt.
Bu saldırıdan sadece 24 kişi canlı kurtulabildi.Lediglich 64 Personen konnten lebend gerettet werden.
Şarkıcılar 5 Eylül 2008 tarihinde bu şarkının canlı performansını sergilediler.Am 5. September 2008 trugen die Sängerinnen das Lied live im Fernsehen vor.
Fakat program canlı yayınlanmamaktadır.Zurzeit wird die Sendung nicht ausgestrahlt.
Tüm yaşayan şeyler canlı kalabilmek için kullanılabilir enerjiye ihtiyaç duyar.Lebewesen benötigen Energie, um leben zu können.
Hamsterlar omnivor canlılardır.Die Larven sind omnivor.
Online Canlı Sınıf Akademi.In: Online Akademie.
"Goodbye" prime time canlı TV de "Teo!" adlı programda canlı performans imkanı sağladı.1. Good Luck, Father Ted Ted bekommt die einmalige Chance, im Fernsehen aufzutreten.
Maçlar Eurosport ve Eurosport 2'den canlı olarak yayınlanmıştır.In Deutschland wurden die Begegnungen von Eurosport und Eurosport 2 übertragen.
9 Canlı) Maykıl Korkuyorum Hayattan Günah Benim (feat.99 as) Habe Mitleid mit mir.
İlk canlıdan önce, organik moleküller oluşmuştur.Im Versuch entstehen nach einer gewissen Zeit organische Moleküle.
2002'de Prince beşinci canlı albümü One Nite Alone...2002 coverte Prince A Case of You auf seinem Album One Nite Alone ….
Canlılar tarafından oksitlenme önleyici (antioksidan) olarak kullanılır.Menschliche Antikörper verwenden -u-.
İrlanda'ya taşındıktan sonra canlı performanslara başladı.Nach seiner Rückkehr nach Irland begann er eine Ausbildung an einer Schauspielschule.
Tahtakuruları, havanın sıcak veya kuru olmasından bağımsız her ortamda canlı kalmayı başarabilirler.Jeder Sensor kann dabei abgefragt werden, ob es in seiner Umgebung nass oder trocken ist.
Maçlar, her Cuma gecesi TBS'de canlı yayınlanmaktadır.Die einzelnen Episoden wurden jeweils freitags im ZDF ausgestrahlt.
Bu bilgelik, Buda olmayı ve dünya üzerindeki bütün canlılara yardım edebilmeyi sağlar.Diese Allwissenheit ermöglicht es dem Buddha, allen Lebewesen wesentlich besser helfen zu können.
Bu yapılar, canlının tamamını kaplamaktadır.Diese dominieren die ganze Konstruktion.
Ayrıca TRT 1'de pazar günleri canlı yayınlanmış "7. Gün" programında beş hafta boyunca sunuculuk yaptı.Sat.1 stellt aber auch die eigenproduzierten Dienstagsfilme kostenlos für sieben Tage ins Internet.
Aynı zamanda canlıların içinde ve dışında erir.Sie liegen stattdessen zwischen und außerhalb von ihnen.
25 Ekim 1996'da ikinci bir canlı bomba olayı daha gerçekleşti.Ein zweites Feuer am 10. Oktober 1996 hatte keine weiteren Auswirkungen.
Önemli bir azınlık ise Animizm (Canlıcılık) inancına sahiptir.Er schenkt ihr wenig Glauben und hält sie der Hochzeit wegen für gestresst.
Her iki yazar da, birbirlerinin eserlerindeki canlı teorik ve pratik kısımlardan yararlanmışlardır.Beide Dichter nahmen lebhaften theoretischen und praktischen Anteil an den Werken des anderen.