Ana içeriğe geç
Sözlük

can ile cümle

can kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Gerçek bir yalandan daha can sıkıcı olabilir.The truth can be more painful than a lie.
Herkes oyunu izlemeye can atıyor.Everyone is looking forward to watching the game.
Canarsie'yi ziyaret etmenizi istiyorumI want you to visit Canarsie.
Cankurtaran sandalları nerede?Where are the lifeboats?
"Ben bir canavar değilim!" dedi Tom."I'm not a monster!", said Tom.
Can çıkar huy çıkmaz.A leopard never changes its spots.
Tom bir canidir.Tom is a thug.
Canımı yakma.Don't hurt me.
Ayakos'un günlüğünü tekrar okumaya can atıyorum.I'm looking forward to reading Ayako's diary again.
Onları canlı istiyorum.I want them alive.
O, kobaylarına Blondie, Thumper ve Candy adını verdi.He named his guinea pigs Blondie, Thumper, and Candy.
Tom ve Mary, Canasta oynuyorlar.Tom and Mary are playing Canasta.
Canımı sıkmayın.Don't bother me.
Canım istediği zaman güzel hikayeler yazabilirim.I can write good stories when I feel like it.
Bir kedinin yedi canı vardır.A cat has seven lives.
Canım çok hızlı yürümek istemiyor.I don't feel like walking so fast.
Canım TV izlemek istemiyor.I don't feel like watching TV.
Tom cana yakındır.Tom is friendly.
Tom bir can kurtaran.Tom is a lifeguard.
Eğer canın istiyorsa bana bir e-posta at.Write me an email if you feel like it.
Bugün canım hiçbir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything today.
Bir gün, Pablo, Guatemala cangılında kayboldu.One day, Pablo got lost in the Guatemalan jungle.
Amerikalılar samimi ve cana yakındırlar.Americans are friendly and approachable.
Cheesecake Factory'de canımın istediği kadar peynirli kek yemek istiyorum.I'd like to eat cheesecake to my heart's content at The Cheesecake Factory.
Ne can sıkıcı!How annoying!
Kaplanlar cangılda, aslanlar savanada yaşar.Tigers live in the jungle, lions in the savanna.
Canım yürüyüş için dışarı çıkmak istiyor.I feel like going out for a walk.
Canınız bana ait.Your soul belongs to me.
Halk hikayelerine göre kediler dokuz canlıdır.According to folktales, cats have nine lives.
En tehlikeli canavar içindeki canavardır.The most dangerous beast is the beast within.
Ah çocuk, bu can sıkıcı.Oh boy, that's embarrassing.
O cana yakın bir kız.She's a cutie.
Canlı bir kaplanı nereden satın alabilirim.Where can I buy a live tiger?
Canlı bir hayal gücüm var.I have a vivid imagination.
O canlı bir hayal gücüne sahip.He has a vivid imagination.
O canlı bir hayal gücüne sahiptir.She has a vivid imagination.
Futbol maçı televizyonda canlı olarak yayınlandı.The football match was broadcasted live on television.
Kocaman bir canavar dağdan aşağıya iniyor.A huge monster is coming down the mountain.
O bir cankurtaran.He's a lifeguard.
O canlı gömüldü.He was buried alive.
Canlı canlı gömüldü.He was buried alive.
Teslim olursanız canlarınız bağışlanacak.Your lives will be spared if you surrender.
Hiç kimse oradan canlı dönmedi.No one came back alive from there.
Kızları canavarları gördüğünü iddia ediyor.Their daughter claims to see monsters.
Onların kızı canavarları gördüğünü iddia ediyor.Their daughter claims to see monsters.
Sadece canavarlar ağlamaz.Only monsters don't cry.
Senin bir canavar olduğunu bilmiyordum.I didn't know that you were a monster.
Ben bir canavar değilim.I am not a monster.
Bizim, canavarlara değil, askerlere ihtiyacımız var.We need soldiers, not monsters.
Tom karnının ağrıdığını ve canının bir şey yemek istemediğini söyledi.Tom said he had a stomachache and didn't feel like eating anything.
Endişelenme. Onun canını yakmayacağım.Don't worry. I won't hurt her.
Endişelenmeyin. Onun canını yakmayacağım.Don't worry. I won't hurt her.
Memnuniyetle, canım.With pleasure, my dear.
"Bana bir fincan kahve getirir misin?" "Memnuniyetle, canım.""Would you get me a cup of coffee?" "With pleasure, my dear."
Bu iş can sıkıcıdır.This job is a pain in the neck.
Bütün bu formları doldurmak can sıkıcı.Filling out all these forms is a pain in the neck.
Toplu taşıma aracı ile oraya gitmek can sıkıcı.It's a pain in the neck to get there by public transportation.
Bunu yapmak can sıkıcı olabilir fakat onu yapmak zorundayız.It might be a pain in the neck to do this, but we have to do it.
Yakında seni tekrar görmeye can atıyorum.I look forward to seeing you again soon.
O can sıkıcı.She's annoying.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
can ile cümle - Sayfa 9 - can kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App