Canım bu akşam bira içmek istemiyor.I do not feel like drinking beer tonight.
Canım bu akşam bir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything tonight.
Bu akşam canım dışarıda yemek istemiyor.I don't feel like eating out this evening.
Bu akşam canım dışarı çıkmak istemedi.I didn't feel like going out this evening.
Canım yürüyüş yapmak istiyor.I feel like taking a walk.
Yürüyüş için dışarı çıkmayı canın istiyor mu?Do you feel like going out for a walk?
Yürüyüş için canım dışarı çıkmak istedi.I felt like going out for a walk.
Ben onlara hikaye anlatıyorken çocuklar can kulağı ile dinliyorlardı.The children were all ears when I was telling them the story.
Ben özellikle bu canlı portreden memnunum.I am pleased with this vivid portrait in particular.
Benim canımı sıkan onun ne söylediği değil, ama bunu söyleme şekli.It isn't what he says that annoys me but the way he says it.
Hepimiz seni görmeye can atıyoruz.We are all looking forward to seeing you.
Biz barış için can atıyoruz.We are longing for peace.
Sınıfımdaki bütün öğrenciler arkadaş canlısı.All the students in my class are friendly.
Erkek arkadaşım akıllı, yakışıklı, ve cana yakındır.My boyfriend is smart, handsome, and friendly too.
Benim ilgim canlandı.My interest quickened.
Canım ağlamak istedi.I felt like crying.
Canım dedektif hikayesi okumayı istedi.I felt like reading the detective story.
Ara sıra canım işimden ayrılmak istiyor.At times I feel like quitting my job.
Harika bir şekilde canlandığımı hissediyorum.I am feeling wonderfully refreshed.
Havuzda yüzdükten sonra canlandığımı hissettim.I felt refreshed after a swim in the pool.
Canım sinemaya gitmek istiyor.I feel like going to the movies.
Canım bir şey yemek istiyor.I feel like eating something.
Canım bir şey yemek istemiyor.I don't feel like eating anything.
Canım şarkı söylemek istiyor.I feel like singing.
Şimdi canım bir banyo yapmak istiyor.I feel like taking a bath now.
Şu anda canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out right now.
Canım bu gece biraz pizza yemek istiyor.I feel like having some pizza tonight.
Canım bir araba almak istemiyordu.I didn't feel like buying a car.
Canlı müziği sevebileceğim yerel bir jazz kulübüne gitmek istiyorum.I like to go to a local jazz club where I can enjoy live music.
Canlı bir ıstakoz yemek istemiyorum.I don't want to eat a live lobster.
Canlı bir balinayı asla görmedim.I've never seen a live whale.
Canım kaçmak istedi.I felt like running away.
Ondan haber almaya can atıyorum.I am looking forward to hearing from him.
Soğuk bir içecek için can atıyorum.I'm dying for a cold drink.
Ben canım sevgilimi ararım.I call my sweetheart darling.
Seni ve aileni görmeye can atıyorum.We are looking forward to seeing you and your family.
Gelecek hafta yürüyüşe çıkmaya can atıyorum.We are looking forward to going on a hike next week.
Öğrenciler yaklaşan geziye can atıyor.The pupils are looking forward to the upcoming excursion.
Bitkiler iyi bir yağmurdan sonra canlanacak.The plants will revive after a good rain.
Onun canı bazen Japon tarzı yemek yemek istiyor.He sometimes feels like eating Japanese-style food.
Önümüzdeki pazar seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you next Sunday.
Hiçbir şey bir resimden daha canlı değildir.Nothing is more vivid than a picture.
Canım suşi yemek istemiyor.I don't feel like eating sushi.
Küçük çocuklar genellikle ejderhalar ve diğer canavarlar hakkında kitapları sever.Small children often like books about dragons and other monsters.
Canım şaka yapmak istemiyor.I don't feel like joking.
Canım yemek istemiyor.I don't feel like eating.
İster inan ister inanma, mağaradan bir canavar çıktı.Believe it or not, a monster emerged from the cave.
Canım taze meyve istiyor.I have a craving for fresh fruit.
Canım biraz temiz hava almak istiyor.I feel like getting some fresh air.
Eğer su olmasa canlılar yaşayamaz.If it were not for water, no living things could live.
Bir kez canlı bir balina gördüm.I have once seen a live whale.
Tüm canlılar bir gün ölür.All living things die some day.
Ben canlı hissediyorum.I feel alive.
Sadece öğrenci değil fakat öğretmeni de tatile can atıyor.Not only the student but their teacher is looking forward to holiday.
Bebek annesinin sütüne can atar.A baby craves its mother's milk.
Geçen hafta yakaladığım yılan balığı hâlâ canlı.The eel I caught last week is still alive.
Büyükbabam 90 yaşında ve çok canlı.My grandfather is 90 years old and very lively.
Köylülerin çevrede yaptığı tartışma oldukça canlıydı.The discussion the villagers had on the environment was quite lively.
Bekletildiğim zaman canım sıkılır.I get annoyed when I am kept waiting.
Tayfun birçok cana mâl oldu.The typhoon claimed many lives.