Benim kanımdan ve canımdansın.You are my flesh and blood.
Komşularımız çok cana yakın.Our neighbors are very friendly.
Sana hayat boyu başarılar dilerim, canım arkadaşım.Wishing you success forever, my dear friend.
Sınırların canı cehenneme!Down with borders!
Tanrı'nın kuralları, kan yemeyi yasaklamıştır çünkü canlılara yaşam veren kandır.God's law forbids eating blood, because the life of all flesh is the blood.
Oğluna çocukları yiyen bir canavarla ilgili hikayeyi anlattı.He told his son the story about a monster that ate children.
Cana yakın birine benziyor.He seems to be a friendly person.
Canının koşu yapmak istemediğini söylüyor.He says that he doesn't feel like jogging.
Canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.He says that he doesn't feel like going out.
Bu gece canının boza içmek istemediğini söylüyor.He says that he doesn't feel like drinking boza tonight.
Canının dışarı çıkmak istediğini söyledi.He said that he feels like going out.
Ya canını ya onurunu seçmeli.He must choose between honor and death.
Canı istediğinde bisikletimi kullanabilir.He may use my bicycle whenever he wants.
Ona verdiklerimle canı ne isterse yapabilir.He may do whatever he likes with what I gave him.
Canı istediğinde ziyaretime gelebilir.He may come and visit me any time he wants to.
Hava kararmadan önce çitleri boyamayı bitirmek için canla başla çalıştı.He made a frantic attempt to finish painting the fence before dark.
Tom bir klavye canavarı.Tom is an edgelord.
Merhaba canikom.Hello, sunshine.
Merhaba canısı.Hello, sunshine.
Eziklenme huyun insanın canını sıkıyor.Your "poor me" attitude is quite annoying.
Can kaybı olmamasından memnunum.I'm glad that nobody died.
Canlı yayındayız.We're on the air.
Trafiğe takılınca canım sıkılıyor.I feel depressed when I am stuck in traffic.
Canımızı kurtarmak için kaçmak zorundaydık.We had to run for our lives.
Bu mağazadaki insanlar çok cana yakınlar, haliyle de çok sayıda müşteri çekiyorlar.The people at this store are very friendly, and get very many customers as a result.
En yüksek can kaybının olduğu saldırı 20 Ekim'de oldu.The deadliest attack was on October 20th.
Bunun canını sıkmasına izin verme.Don't let this get you down.
Son hava saldırımız düşmanın zaten can çekişen hava savunmasını tamamen imha etti.Our last air raid completely destroyed the enemy's already-crippled air defences.
Şu anki durumunuzun dışında canınızı sıkan başka önemli bir sorun var mı?Are you worried about any major problems other than your current situation?
Öksürürken canınız yanıyor mu?Does it hurt when you cough?
Tom arkadaş canlısı mı?Is Tom friendly?
Canın abur cubur çekerse onun yerine sağlıklı bir alternatife yönel.If you find yourself craving junk food, then pick a healthy alternative.
Bırakın Tom canı ne istiyorsa yapsın.Let Tom do what he likes.
Biz canavar değiliz.We aren't monsters.
Üç can kaybedildi.Three lives were lost.
İçimde canımı sıkan bir boşluk hissi var.I feel an overbearing emptiness inside of me.
Can eriğini severim.I like green plums.
Can eriği severim.I like green plums.
Oyuna can veren piyonlardır.Pawns are the lifeblood of the game.
Piyonlar oyunun can damarıdır.Pawns are the lifeblood of the game.
Piyonlar oyunun can suyudur.Pawns are the lifeblood of the game.
Gecikilen her dakika canlara mal oluyor.Every minute of delay costs lives.
Yalnızlık canıma yetti.I have had enough of being alone.
Kendi ellerimle alacağım onun canını.I'll take his life with my own hands.
Bugün canım sıkkın.I'm depressed today.
Canım ne isterse onu yaparım.I do whatever the heck I want.
Başarısızlık Tom'un canını sıktı.The failure depressed Tom.
Ayıyla dans ettiğinde ayının canı durmak isteyene dek duramazsın.When you dance with the bear, you can't stop until the bear wants to stop.
Canım ya, kıyamam. Eee sonra?Other than that, how was the play, Mrs. Lincoln?
Tom ona canavar dedi.Tom called him a monster.
Tembelliği bıraktı, işe canla başla sarıldı.He gave up his laziness and embraced work with excitement.
Robert, Martha'nın bir canavara dönüşmesini durdurabilir.Robert can stop Martha's transformation into a monster.
Tom beni can sıkıcı bulur.Tom considers me annoying.
Karl uzaylı organizmayı canlandırdı.Karl revived the alien organism.
Canavar kavruldu ve öldü.The monster got roasted and killed.
Lukas, canavarın kafatasını ezmeyi başardı.Lukas managed to crush the monster’s skull.
Pavlus buraya canavarı öldürmek için geldi.Paul came here to slay the monster.
Paul, canavarı yakalamaya çalıştı.Paul attempted to capture the monster.
Canavar, Stefan'ı tek bir ısırıkla yuttu.The monster devoured Stefan in a single bite.
Canavar, kaçan tüm insanları yuttu.The monster devoured all the people that were running away.