Meryem, Tom'un cep telefonunu kazara çamaşır makinesine atmış.Mary accidentally put Tom's mobile phone through the wash.
Ön camda kurşun delikleri vardı.There were bullet holes in the windshield.
Her yerde parçalanmış cam vardı.There was shattered glass everywhere.
O gerçekten çamurlu.It's really muddy.
Ön camı temizletmelisin.You need to clean the windshield.
Ön camı temizlemen lazım.You need to clean the windshield.
Şiddetli yağmurdan sonra nehir çamurluydu.The river was muddy after the heavy rain.
Çamaşır bekleyebilir.The laundry can wait.
Çamurda oynamaktan hoşlanırız.We like playing in the mud.
Bu cam kurşun geçirmez.This window is bulletproof.
Camı kıran Tom'du.It was Tom who broke the window.
Bir cam kırıktı.A window was broken.
Onu tost dilimleri üzerine yayın ve üstüne biraz çam fıstığı serpin.Spread it on slices of toast and sprinkle some pine nuts on top.
Bir domuz serinlemek için çamurda yuvarlanır.A pig will wallow in the mud in order to cool down.
Sıcak yüzünden cam açık yattım.Because of the heat, I slept with a window open.
Sen çamaşırı yıkadın.You have washed the laundry.
Çamaşırları yıkadın mı?Have you done the laundry?
Cam, saydam ve çok kırılgan bir maddedir.Glass is a transparent and easily breakable material.
Çamaşır makinesi kapalı.The washing machine is on "stop".
Ben çamaşırlar değiştirdim.I've changed clothes.
Çamaşır yıkamak benim işim.Doing the laundry is my job.
Tom pencere camını kıran kişi olduğunu kabul etmek istemedi.Tom didn't want to admit that he was the one who broke the window.
Çamura battım ve kurtulamadım.I sank into the mud and couldn't get free.
Tom parayı iç çamaşırı çekmecesinde sakladı.Tom hid the money in his underwear drawer.
Bu çamaşır makinesi çok enerji verimlidir.This washing machine is very energy-efficient.
Bu çamaşır makinesi o kadar sessiz ki onu yatak odana koyabilirsin.This washer is so quiet that you could put it in your bedroom.
Tom ve Mary yüksek verimli üstten yüklemeli bir çamaşır makinesi aldı.Tom and Mary bought a high-efficiency top-loading washer.
Tom yüksek verimli önden yüklemeli bir çamaşır makinesi aldı.Tom bought a high-efficiency front-loading washing machine.
Kompakt çamaşır makineleri boyutlarından dolayı pahalıdır.Compact washing machines are expensive for their size.
Mary çamaşırını çamaşır yıkama tahtasında elle yıkar.Mary washes her laundry by hand on a washboard.
Hiç kimse çamaşır yıkamaktan hoşlanmıyor.Nobody likes to do laundry.
Çamaşır günlük ev işidir.Laundry is a chore.
Eğer çamur atmaya gidersen onun birazı sana yapışır.If you go around flinging mud, some of it will stick to you.
Maria kendine yeni bir çamaşır makinesi almak istiyor.Maria wants to buy herself a new washing machine.
Yağmur pencere camına vuruyor.The rain beats against the window pane.
Çamaşır makinem bozuldu.My washing machine broke.
O iki cami arasında kalmış beynamaza dönmüş.He is in limbo.
O iki cami arasında kalmış bir beynamaz.He is in limbo.
Camı kim kırdı? Bana doğruyu söyle.Who smashed the window? Tell me the truth.
Camı kıran kişinin Tom olduğunu herkes biliyor.Everyone knows Tom was the one who broke the window.
Tom çamurda sıkıştı.Tom got stuck in the mud.
Camı kıranın Tom olduğundan ciddi olarak şüphelendim.I doubt seriously that it was Tom who broke the window.
İngiltere başbakanı David Cameron istifa etmeyi planlıyor.British prime minister David Cameron plans to resign.
Çam ağaçları otuz metre yüksekliğe kadar büyüyebilirler.Pine trees can grow up to thirty meters tall.
Bir camiye kirli çoraplarla girmek doğru mudur?Is it proper to enter a mosque wearing dirty socks?
Tom dizlerini cam sehpa üzerine çarptı.Tom banged his knees on the glass coffee table.
Burası küçük bir çamur göleti.Here is a little mudpond.
Tom uzun iç çamaşırı giydi.Tom wore long underwear.
Hiç uzun iç çamaşırı giydin mi?Have you ever worn long underwear?
Arabam çamura saplanmış. Onu dışarı itmem için bana yardımcı olabilir misin?My car is stuck in the mud. Could you help me push it out?
Yerde kırık cam vardı.There was broken glass on the floor.
Bu bir camidir.This is a mosque.
Ben çamurda sıkıştım.I'm stuck in the mud.
Tom çamaşır kurutma makinesini açtı ve giysilerini çıkardı.Tom opened the clothes dryer and took out his clothes.
Çamurda yuvarlanmak domuzlarda iyi bir yaşamın için önemli bir unsurudur.Wallowing is an important element of a good life in pigs.
Çantayı çamaşır makinesinde yıkamayın.Do not machine wash the bag.
Çocuk çamurlu suda yürüdü.The boy walked through the puddles.
Tom'un arabası çamura saplanmış.Tom's car is stuck in the mud.
Tom çamurla kaplıydı.Tom was covered with mud.
Ön verandada kim bu çamurlu ayak izlerini bıraktı?Who left these muddy footprints on the front porch?