Ana içeriğe geç
Sözlük

cam ile cümle

cam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Mary'nin giysileri çamaşır ipine asmasına yardım etti.Tom helped Mary hang the clothes on the clothesline.
Camı kıran kişinin Tom olduğunu mu söylüyorsun?Are you saying Tom was the one who broke the window?
Affedersiniz, çamaşır makinesini nasıl kullanacağımı bana gösterir misiniz?Excuse me, would you show me how to use the washing machine?
Affedersiniz, bana çamaşır makinesinin nasıl kullanacağımı gösterir misiniz?Excuse me, could you show me how to use the washing machine?
Tom, gözlüğünün camlarını ılık, sabunlu suyla yıkayıp onları bir bezle kuruttu.Tom washed the lenses of his glasses with warm, soapy water and dried them on a cloth.
Çocuklar heyecanla çamurda oynadılar.The children played in the mud with enthusiasm.
Erkek çocuklar çamurda oynadı.The boys played in the mud.
Günlük olarak iç çamaşırı değiştirin.Change underwear daily.
Camı kıran kişi ben değildim.I wasn't the one who broke the window.
Cam sileceklerini değiştirtmek zorunda kalacağım.I have to get my windshield wipers replaced.
Camı kimin kırmış olabileceğine dair hiçbir fikrim yok.I have no idea who might've broken the window.
Kırık camı onarmak için buradayım.I'm here to fix the broken window.
Tom ayakkabılarını çamur etmemek için dikkatliydi.Tom was careful not to get his shoes muddy.
Tom camı kıranın ben olduğumu nasıl anladı?How did Tom find out it was me who broke the window?
Ayakkabıların çamurlu.Your shoes are muddy.
Bir ayna metaldan ya da camdan yapılabilir.A mirror can be made out of metal or glass.
Camilerden birini bir hapishaneye dönüştürdüler.They have turned one of the mosques into a prison.
Tom, Mary'yi çamurdan çıkardı.Tom pulled Mary out of the mud.
Tom'un yüzü cama yansıyor.Tom's face is reflected in the glass.
Sen ve ben her ikimizde camı kıran kişinin sen olduğunu biliyoruz.You and I both know you were the one who broke the window.
Bu camı kimin kırdığını bulacağım.I'm going to find out who broke this window.
Her gün iç çamaşırımı değiştiririm.I change my underwear every day.
Camı kıran kişi Tom olmayabilir.Tom might not be the one who broke the window.
Camı kıran kişi muhtemelen Tom olabilir.Tom might possibly have been the one who broke the window.
Süt cam şişeler içinde satılıyordu.Milk was sold in glass bottles.
Bugün çamaşırımı yıkayacağım.I have to do my laundry today.
Bir çamaşır makinesi aldın mı?Did you buy a washing machine?
Çamaşır makinesi bozuldu.The washing machine is broken.
Süt cam şişelerde satılırdı.Milk used to be sold in glass bottles.
Tom ön camdan kasırgayı filme çekti.Tom filmed the tornado through his windshield.
Bu çorapları çamaşır makinesine koy.Put these socks in the washing machine.
Tom'un arabası çamura saplandı.Tom's car got stuck in the mud.
Onlar çamaşırları astı.They hung up the laundry.
Sen çamaşırları astın.You have hung up the laundry.
Çamaşır makinesi hâlâ çalışıyor gibi görünmüyor.The washing machine still doesn't seem to be working.
Amonyak ve çamaşır suyunu birlikte karıştırma.Don't mix ammonia and bleach together.
Tom çamaşır asıyor.Tom is hanging up the laundry.
Her yerde kırık cam vardı.There was broken glass everywhere.
Bu, çamaşır suyu gibi kokuyor.It smells like bleach.
O, çamaşır mandallarını bir kovada tutar.He keeps his clothespins in a bucket.
Ön çamurluğu değiştirmek gerçekten gerekli miydi?Was it really necessary to change the front wing?
Sanırım camı kıran Tom olmalı.I think it must've been Tom who broke the window.
Bu çam fıstıkları lezzetli.These pine nuts are delicious.
Sincap, bu çam fıstıkları lezzetli dedi.These pine nuts are delicious, said the squirrel.
Çam fıstığı nereden geliyor?Where do pine nuts come from?
Çam fıstığı çam kozalaklarından gelir.Pine nuts come from pine cones.
O, çamaşırları leğenin içine koydu.He put the clothes in the washtub.
Birisi tüm otobüs duraklarının camlarını kırdı.Someone broke all the bus shelter windows.
Camı kimin kırdığını biliyor musun?Do you know who broke the window?
Zeminde her yerde kırık cam vardı.There was broken glass all over the floor.
Çamura basma.Don't step in the mud.
Çamura bastım.I stepped in the mud.
Çamur birikintisine basmamaya dikkat et.Be careful not to step in the mud puddle.
Bu bir cam mozaik.This is a glass mosaic.
Genelde camilerde seccade bulunur.At the mosques, prayer rugs are generally found.
Camilerde kadınlar için örtü, etek ve hırka bulunur.At mosques, scarves, skirts and cardigans are offered for women to wear.
Çamaşırları astığımı ona söyle.Tell her I'm hanging up the laundry.
Tom'un köpeği onun yeni halısı üzerinde çamurlu pençe izleri bıraktı.Tom's dog left muddy paw prints all over his new carpet.
Ben cam kestim.I cut glass.
Ben cam kesiyorum.I'm cutting glass.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod