Ön camda bir kurşun deliği vardı.There was a bullet hole in the windshield.
Tom kırılan camın sesini duydu.Tom heard the sound of breaking glass.
Mary çamaşırı asıyor.Mary is hanging up the washing.
İstediğim tek şey bir çamaşır makinesi.All I want is a washing machine.
Bir çamaşır makinesi satın almak istiyorum.I'd like to buy a washing machine.
Camı kimin kırdığını öğrenmek istiyorum.I want to find out who broke the window.
Çamaşırı yıkamana yardım etmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to help you do the laundry?
Onun evinde bir çamaşır makinesi var mı?Is there a washing machine in her house?
Teröristler bir camiye saldırdılar.The terrorists attacked a mosque.
Bugün çamaşır günü.It's laundry day.
Ben eski çamaşırlarımı attım.I gave my old clothes away.
Ben cam bir vazo aldım.I bought a glass vase.
Tüm polis arabaları kurşun geçirmez cam ile donatılmış.All the police cars were equipped with bulletproof glass.
Çamaşırları çamaşır makinesinden çıkardın mı?Did you take the clothes out of the washing machine?
Yağmur damlaları cama vuruyor.Raindrops are hitting the glass.
Çamaşırları almam lâzım.I need to pick up the laundry.
Camda yansımamı gördüm.I saw my reflection in the window.
Tom sınıfta bir cam kırdı.Tom broke a window in the classroom.
Arabanın ön camından Tom'u gördüm.I saw Tom through the windshield.
Bir parça kırılmış cama bastım.I stepped on a piece of broken glass.
Hâlâ çamaşır makinesini onarmak zorundayım.I still have to fix the washing machine.
Çocuklar tamamen çamurla kaplıydı.The boys were completely covered in mud.
Hırsız camı kırdı.The thief smashed the window.
Tom yataktan çarşafları çekti ve onları çamaşır makinesine koydu.Tom took the sheets off the bed and put them into the washing machine.
Tom toz kaplı ön cama adını yazdı.Tom wrote his name on the dust-covered windshield.
Birisi çamaşır makinesinin fişini çekti.Someone has unplugged the washing machine.
Ben çamaşırımı yıkıyorum.I'm doing my laundry.
Bir düşmüş fakir, camidedir.A fallen fakir is in the mosque.
Çam ormanı nerede?Where is the pine forest?
Ben odaya girdiğimde Tom iç çamaşırı ile TV izliyordu.Tom was watching TV in his underwear when I entered the room.
Yerde bazı çamurlu ayak izleri vardı.There were some muddy footprints on the floor.
Camı kıranın sen olduğunu biliyoruz.We know it was you that broke the window.
Tom çamurda Mary'nin ayak izlerini gördü.Tom saw Mary's footprints in the mud.
Tom ve ben birbirimizin çamaşırlarını giydik.Tom and I wore each other's clothes.
Tom kırık camları topladı.Tom picked up the broken glass.
Tom senin için çamaşırlarını yıkadı.Tom did your laundry for you.
Tom bifokal camlı gözlük takar.Tom wears bi-focals.
Jet binanın üzerinden uçtuğunda pencere camları zangırdadı.When the jet flew over the building the windowpanes rattled.
Çamaşır makinesi tuhaf bir ses çıkartıyor.The washing machine is making a strange sound.
Çamaşırlarımı yıkıyorum.I wash my clothes.
Kırık cam parçaları güneşte parlıyordu.The pieces of broken glass glittered in the sun.
Bahçede cam bir heykel var.There is a glass sculpture in the garden.
Tom çamurla kaplı döndü.Tom came back covered in mud.
Tom çamurla kaplanmış şekilde eve geri döndü.Tom came back home covered in mud.
Tom elbiselerini çıkardı ve onları çamaşır makinesine koydu.Tom took his clothes off and put them into the washing machine.
Şiddetli şekilde yağmur yağdı bu yüzden saha çamurlu.It rained heavily, so the playground is muddy.
Şiddetli yağmur yağdı bu yüzden saha çamurlu.We've had a heavy rain, so the playground is muddy.
Tom çamaşır makinesinin nasıl kullanılacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to use the washing machine.
Hava soğuk. Camı kapatır mısın?It's cold. Could you close the window?
Bay Cameron kızını barda unuttu.Mr. Cameron forgot his daughter at the pub.
O çamaşırhaneye gitti ve henüz dönmedi.She went to the laundry and has not returned yet.
Mataralar cam veya plastikten mi yapılmış?Are the flasks made of glass or plastic?
Bu iç çamaşırı yıkanmalı.This underwear needs to be washed.
Kirli çamaşırlarını herkesin önünde havalandırma.Don't air your dirty laundry in public.
Hayatın karayolunda bazen böcek olacaksın başka zamanlar ön cam olacaksın.On the highway of life, sometimes you'll be the bug, other times you'll be the windshield.
O bir cam kırdı.She broke a glass.
Camlardan biri kırıldı.One of the windows was broken.
Tom camı kırdığı için özür diledi.Tom apologized for breaking the window.
Camı kim kırdı? O kırdı.Who broke the window? He did.
Tom kapı camını kırdı, içeriye girdi, kapının kilidini açtı ve arabaya bindi.Tom broke the door window, reached inside, unlocked the door and got into the car.