Ana içeriğe geç
Sözlük

cali ile cümle

cali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
TV'yi kapattı ve ders çalışmaya başladı.He turned off the TV and began to study.
Onun çok ağır bir çalışma programı vardı.He had a very heavy study program.
O çok cana yakın birisi bu yüzden onunla çalışmaktan keyif alıyorum.He is very friendly, so I enjoy working with him.
O, çok sıkı biyoloji çalışır.He studies biology very hard.
O çok fazla çalışır.He studies very hard.
O ne kadar hızlı çalışır?How fast does he run?
O, herhangi bir öğrenci kadar çok çalışır.He works as hard as any student.
O, diğer herhangi bir öğrenci kadar çok çalışır.He works as hard as any other student.
Ne kadar çok çalışırsabilirse çalışsın, o, sınavları geçemeyecek.No matter how hard he may work, he will not be able to pass the exams.
Ne kadar çok çalışırsa çalışsın düşüncem değişmedi.No matter how hard he tried, my opinion didn't change.
O piyanist olmak için her gün piyano çalışır.He practices the piano every day to become a pianist.
O piyano çalıyordu.He was playing the piano.
Başarmak için istekli olduğundan dolayı çok çalışıyor.He works hard because he is anxious to succeed.
Kötü bir soğuk algınlığı olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldı.Though he had a bad cold, he had to work.
O, Fransızcaya hakim olmaya çalıştı.He tried to master French.
O, Fransızca çalışacak.He will study French.
O, neredeyse hiç çalışmaz.He hardly works.
Kendini gönüllü çalışmaya adadı.He devoted himself to the volunteer activity.
O ciddi olarak çalışmaya başladı.He began to study in earnest.
O neredeyse hiç çalışmaz.He hardly ever works.
O artık burada çalışmıyor.He no longer works here.
O, artık çalışmıyor.He is no longer in business.
Gelecekte daha iyi çalışmaya karar verdi.He resolved to do better work in the future.
Daha fazla para biriktirmek için sıkı çalıştı.He worked hard so as to save more money.
Daha çok çalışmazsa pozisyonunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.He is in danger of losing his position unless he works harder.
Daha çok İngilizce çalışacağını söylüyor.He says that he will study English harder.
O, çok çalışır ve dürüsttür.He works hard and he is honest.
O çok çalışır.He works very hard.
Çok düşük ücretle çalışır.He works for a mere pittance.
O, çalışmalarında kendini kaybetti.He lost himself in his studies.
O daha çok çalışmaya karar verdi.He decided to study harder.
Eskisinden çok daha fazla çalışıyor.He studies much harder than before.
O kendini tıp çalışmasına adadı.He devoted himself to the study of medicine.
O, bir ofis çalışanından daha fazlası değil.He is nothing more than a clerk.
Hiç durmadan on saat çalıştı.He worked ten hours at a stretch.
O sıkı çalıştı; aksi halde sınavda başarısız olurdu.He worked hard; otherwise he would have failed in the examination.
O, hayatını çalışmasına adamıştır.He devoted his life to his study.
O çok çalıştı fakat başarısız oldu.He tried hard, but failed.
Çok çalışmanın önemini vurguladı.He emphasized the importance of working hard.
Başarısını çok çalışmaya bağlar.He attributes his success to hard work.
Çok çalıştı fakat başarısız oldu.He tried hard, but he failed.
O çok İngilizce çalışmış olmalı.He must have studied English hard.
O çok çalışmalı.He must work hard.
O çok çalışkandır.He is a hard worker.
O, çok çalışmaya alışkındır.He is accustomed to working hard.
Sıkı çalıştı ve testi geçti.He studied hard and passed the test.
O sıkı çalışarak bir burs kazanmayı başarmayı umuyor.He expects to succeed in winning a scholarship by studying hard.
Bütün yıl orada yaşar ve çalışır.He lives and works there all the year round.
Bütün geceyi test için çalışarak geçirdi.He spent all night cramming for the test.
O, bir sürücü olarak demir yolunda çalışır.He works on the railroad as a driver.
İngilizcesi üzerinde çalışıyor.He's working at his English.
O kendini müzik çalışmasına adadı.He applied himself to the study of music.
O müzik çalıyor.He is playing music.
O kendini kimya çalışmasına adadı.He devoted himself to the study of chemistry.
O, neredeyse hiç kimya çalışmaz.He hardly studies chemistry.
O, çalışmayı bir şey yapmamaya tercih etti.He preferred working to doing nothing.
O birkaç kez sigarayı bırakmak için çalıştı, ancak başarısız oldu.He tried to give up smoking several times, but failed.
Ailesi için çok çalıştı.He worked very hard for the sake of his family.
Ailesine yardımcı olmak için sıkı çalışmak zorunda.He has to work hard in order to support his family.
O, ailesine bakmak için çok çalışmak zorunda.He has to work hard in order to support his family.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod