Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .가장 비싼 소유물은 그들의 도시에 있습니다
Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .las propiedades más caras están en el centro.
Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .l'immobilier le plus cher est leur centre-ville.
Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .Wilshire Boulevard, oder Fifth Avenue, oder Tokyo, oder Paris -- die teuersten Gründstücke sind ihre Zentren.
Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .Wilshire Boulevard, Piąta Aleja, Tokio, Paryż, najdrożej jest w centrum.
Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .Wilshire Boulevard, sau Fifth Avenue, Tokyo sau Paris - se află în centrul orașelor.
Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .שדרות ווילשייר, או השדרה החמישית, או טוקיו, או פריז --
Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .أغلى العقارات تقع في وسط هذه المدن.
Cadde,Tokyo yada Paris gibi... ...en pahalıları da şehir merkezlerinde olan gayrimenkuller .世界中で最も大きな20の都市で 土地面積の65%が
Cadde üzerinde istasyona yakın bir yerde bulduk onu.Lo encontramos en la calle cerca de la estación.
Cadde üzerindeki şemsiyeliklerde satılıyor,Il est vendu sous des parasols dans la rue,
Cadde üzerindeki şemsiyeliklerde satılıyor,In paraplustalletjes op straat, door mensen die niet zijn geregistreerd, zonder vergunning.
Cadde üzerindeki şemsiyeliklerde satılıyor,길 온갖 군데에 있는 허가도 없고
Cadde üzerindeki şemsiyeliklerde satılıyor,זה נמכר בדוכני מטריות בכל הרחובות,
Cadde üzerindeki şemsiyeliklerde satılıyor,إنها تباع في مواقف المظلات في جميع أنحاء الشوارع
Cadde üzerindeki şemsiyeliklerde satılıyor,みんな無認可で無許可ですが
Cadde, yağmur ve Başbakanın ziyareti yüzünden kapatıldığından işe yürüyerek gittim!Do práce jsem šel v dešti, protože je ulice kvůli počasí a návštěvě premiéra zablokovaná!
Cadde'yi ele alalım.Vejamos a Terceira Avenida.
Christopher caddesinde bir barda, bir bilardo salonunda.또 크리스토퍼 가와 내기 당구장입니다.
Christopher caddesinde bir barda, bir bilardo salonunda.la un bar de pe Christopher Street, la o sală de biliard.
Christopher caddesinde bir barda, bir bilardo salonunda.V baru na Christopher Street, v kulečníkovém klubu.
Christopher caddesinde bir barda, bir bilardo salonunda.בבר ברחוב כריסטופר, באולם סנוקר.
Christopher caddesinde bir barda, bir bilardo salonunda.وتم توزيعه في نوادي شارع كريستوفر وفي المسابح.
Christopher caddesinde bir barda, bir bilardo salonunda.ホームレス診療所にも 至る所に導入されました
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.A Friday Street,numa vida anterior, era onde se ia comprar o peixe à sexta-feira.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.En Friday Street, anteriormente, se compraba el pescado los viernes.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Friday Street - fredagsgade - var i tidligere tider dér hvor man gik hen for at købe fisk om fredagen.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Friday Street (Freitagstraße) war damals, wo sie sich den Fisch am Freitag holten.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Friday Street, in een vorig leven, is waar je heen ging om je vis op vrijdag te kopen.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Friday Street to miejsce, gdzie kupowano ryby w piątek.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Jalan Friday (Jumat), di jaman sebelumnya, adalah tempat Anda membeli ikan di hari Jumat.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.La rue Vendredi, dans une vie antérieure, est l'endroit où on allait acheter le poisson le vendredi.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Péntek utca, az előző életében az a hely volt, ahol az emberek halat vettek péntekre.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Phố Ngày thứ Sáu, trước đây là nơi bạn sẽ tới để mua cá vào ngày thứ Sáu.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Původní Páteční ulice byla tam, kde se v pátek kupovaly ryby.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Strada Vineri, într-o altă vreme, este locul unde mergeaţi pentru a vă procura peşte vinerea.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Петъчна улица, в един предишен живот, е мястото, където сте ходели да купувате риба в петък.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.П'ятнична вулиця у попередньому житті була місцем, де ви купували свою рибу по п'ятницях.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.Фрайдей стрит (пятница), в прошлой жизни, была местом, куда люди ходили покупать рыбу по пятницам.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte, Cumaları gidip balık aldığınız yerdi.כשרגליהן מוגנות בנעלי קנבס קטנות.
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte,'프라이데이 스트릿'은 과거에
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte,شارع يوم الجمعة, في فترة سابقة,
Cuma (Friday) Caddesi, geçmişte,金曜日に魚を買いに出かける場所でした
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Bởi những con phố và các nơi công cộng chỉ là những nơi người ta mua và bán thực phẩm.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Fordi gaderne og de åbne offentlige pladser var de eneste steder, hvor mad blev købt og solgt.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Karena jalanan dan ruang publiknya adalah satu-satunya tempat di mana makanan dibeli dan dijual.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.왜냐하면 거리와 공공공간이 식품거래가 이뤄지던 유일한 장소였기 때문입니다.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Las calles y espacios públicos eran los únicos lugares donde la comida se vendía y compraba.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Mert az utcák és a közterek voltak az egyetlen helyek, ahol élelmiszereket vettek és árultak.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Pentru că străzile şi locurile publice erau singurele locuri unde se vindea şi se cumpăra hrană.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Porque as ruas e os locais públicos eram os únicos locais onde se comprava e vendia comida.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Protože ulice a veřejná prostranství byly jedinými místy, kde se jídlo kupovalo a prodávalo.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Want de straten en de publieke ruimtes waren de enige plekken waar voedsel werd gekocht en verkocht.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Διότι οι δρόμοι και οι δημόσιοι χώροι ήταν τα μόνα μέρη στα οποία αγοράζονταν και πωλούνταν τρόφιμα.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Защото улиците и обществените пространства били единствените места, където се купувала и продавала храна.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.Тому що вулиці і публічний простір були єдиним місцем, де їжу продавали і купували.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.של צ'יפסייד, שם הם נמכרו. ולכן זה נקרא "פולטרי" (עוף). בעצם, אם מסתכלים על מפה של כל עיר
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.لأن الشوارع و الساحات العامة هي الأماكن الوحيدة التي يباع فيها الغذاء و يشترى.
Çünkü caddeler ve halka açık mekânlar, yiyeceklerin alınıp satıldığı tek yerlerdi.食料の売り買いができる唯一の場所であったからです 1830年のスミスフィールドの写真をご覧になれば
Dağ yolları, gece ve gündüz, hatta San Francisco'daki eğri büğrü Lombard Caddesi dahil.Bergstraßen, Tag und Nacht, selbst die gewundene Lombard Street in San Francisco (Lachen)