Ama Wooster caddesindeki evi bırakmadılar, doğum günleri ve hazine avları için.Men de behöll loftet på Wooster street för födelsedagskalas och skattjakter.
Ama Wooster caddesindeki evi bırakmadılar, doğum günleri ve hazine avları için.Pero conservaron el departamento en la calle Wooster para las fiestas de cumpleaños y búsqueda de tesoros.
Ama Wooster caddesindeki evi bırakmadılar, doğum günleri ve hazine avları için.אבל הם שמרו על הלופט ברח' ווסטר לימי הולדת וחפש את המטמון.
Ama Wooster caddesindeki evi bırakmadılar, doğum günleri ve hazine avları için.取って置いた 赤ん坊は グレースケールを変え
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...C'era un enorme scompiglio sulla via principale, per questo ci ho messo molto a tornare.
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...Der var røre på gaden, - - så det tog lidt tid.
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...Det var uppståndelse på gatan- -så det tog lite längre tid.
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...Había mucho alboroto en la calle principal, así que he tardado bastante en llegar a casa...
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...Havia uma confusão qualquer, na rua principal, por isso, demorei a voltar...
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...Na głównej ulicy było duże zamieszanie, więc się trochę spóźniłam...
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...Pääkadulla oli jotain hälinää, joten kotimatka kesti.
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...Γινόταν πολλή φασαρία στον δρόμο, οπότε άργησα να γυρίσω...
Ana caddede büyük bir kargaşa çıktı, bu yüzden eve dönmek uzun sürdü...На главной улице были какие-то волнения, так что мы не сразу попали домой...
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Anti-Chávez Protestler auf der Straße, ihr Zorn steckte die Medien an.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Chavez ellenes tüntetők lepték el az utcákat, akiket feldühített a média.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Chávez motståndare gick ut på gatorna, Deras ilska underblåstes av media.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Demonstran Anti-Chavez turun ke jalan kemarahan mereka membakar media
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Demonštranti proti Chávezovi vyšli do ulíc, ich hnev roznecovali médiá.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Dimostranti anti Chavez si riversarono sulle strade con la loro rabbia iniettata dai media.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Odbyły się antyprezydenckie demonstracje gniew ludzi był podsycany przez media
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Protestniki proti Chavezu so zavzeli ulice. Njiho jezo so podžigali še mediji.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Protestos anti-Chávez tomaram conta das ruas. A raiva sendo aumentada pela mídia.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Διαδηλωτές, ενάντιοι στον Τσάβες, κατέβηκαν στους δρόμους. Ο θυμός τους πυροδοτήθηκε από τα ΜΜΕ.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Протестиращи срещу Чавес излизат по улиците, с подкладена от медиите ярост.
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.Протестующие против Чавеса заняли улицы их злость раздувалась СМИ
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu..מפגינים אנטי-צ'אבס יצאו לרחובות .כשהתקשורת משלהבת את כעסם
Anti-Chávez protestocuları caddeye döküldüler, kızgınlıkları medya tarafından kışkırtılıyordu.メディアによって彼らの怒りが 駆り立てたれました あれほど醜く悪どい人はいません
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Am urmărit-o mergând pe străzi.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.A ona obchoduje opravdu dobře.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.En fait, je la regardais prospecter dans la rue.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Eu observei-a a andar pelas ruas a vender.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Faktisk så jeg hende falbydende gå gennem gaderne.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Ich habe sie sogar beobachtet, wie sie durch die Straßen ging und verkaufte.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Ik zag haar daadwerkelijk lopen door de straten, al verkopend.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Jag studerade henne när hon gick och sålde på gatorna.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.돌아다니는 제인을 지켜 봤는데요. 순식간에
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Obserwowałam ją, gdy sprzedawała, chodząc ulicami.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Saya bahkan melihat dia berjalan dan berjualan.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Trên thực tế, tôi theo dõi cô đi dọc các phố rao hàng.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Την έχω δει να γυρνάει στους δρόμους με το καρότσι της.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Всъщност я гледах как върви по улиците и продава.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Насправді, я бачила, як вона ходить по вулиці з товаром.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.Я даже наблюдала как она расхаживает по улицам торгуя.
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.הולכת ברחובות ורוכלת. ועד מהרה,
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.تبيع في الشوارع متجولة. وقبل أن تعرفها،
Aslında, onu caddelerde satış yaparken seyrettim.そして気がつけばドレスを買いにたくさんの女性が集まっていました
Aslýnda hiç gitmediđin bir yerin hasretini çektiđini söylüyor. 8600 Elborano Caddesi. Yarýn sabah 7:00.Que estás com saudades de um sítio onde nunca estiveste. <i>Rua Elborano, nº 8600.
Bakalım...Londra'dan Cambridge, Massachusetts'in ana caddesine gidelim, Amerika'nın kuzeydoğusuna.Więc przenieśmy się z Londynu na główną ulicę Cambrige Massachusetts, do północno-wschodniej części USA
Bakalım...Londra'dan Cambridge, Massachusetts'in ana caddesine gidelim,בוא נתקדם מלונדון אל הרחובות המרכזיים של קיימברידג', מסצ'וסטס,
Bakalım...Londra'dan Cambridge, Massachusetts'in ana caddesine gidelim,ケンブリッジの大通りへと移ります。
Bay Başkan'ın portresini yapıştırdık ve ana caddenin ortasına koyduk.그 위에 대통령의 초상을 붙여놓고 그것을 대로 한가운데 두었습니다. 위에는 구멍이 있어서
Bay Başkan'ın portresini yapıştırdık ve ana caddenin ortasına koyduk.ועליה דיוקן של האדון נשיא באמצע הרחוב הראשי. למעלה היה חור,
Bay Başkan'ın portresini yapıştırdık ve ana caddenin ortasına koyduk.صورة للسيد الرئيس في منتصف الشارع الرئيسي. كان هنالك ثقب في أعلى البرميل
Bay Başkan'ın portresini yapıştırdık ve ana caddenin ortasına koyduk.街の中心におきました 上には穴があいていて 人々はその中にお金を入れて
Bazı büyük caddeler 17. yüzyıldan kalma.Die Straßenführung stammt weitgehend aus dem 1 7. Jh.
Bazı büyük caddeler 17. yüzyıldan kalma.주요거리의 일부는 17세기 때 것입니다.
Bazı büyük caddeler 17. yüzyıldan kalma.A disposição das ruas principais data do século XVII.
Bazı büyük caddeler 17. yüzyıldan kalma.Alcune delle strade principali risalgono al XVll secolo.
Bazı büyük caddeler 17. yüzyıldan kalma.Beberapa jalan-jalan utama tanggal untuk abad ke-17.
Bazı büyük caddeler 17. yüzyıldan kalma.Certaines artères datent du XVllème siècle.