cılız ile cümle
cılız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Cılız ve çirkin inekler ilk çıkan yedi semiz ineği yedi.ותאכלנה הפרות הרקות והרעות את שבע הפרות הראשנות הבריאת׃
Cılız ve çirkin inekler ilk çıkan yedi semiz ineği yedi.فأكلت البقرات الرقيقة والقبيحة البقرات السبع الاولى السمينة.
Cılız ve çirkin inekler ilk çıkan yedi semiz ineği yedi.這 又 乾 瘦 、 又 醜 陋 的 母 牛 、 喫 盡 了 那 以 先 的 七 隻 肥 母 牛
Cılız ve çirkin inekler ilk çıkan yedi semiz ineği yedi.這又乾瘦 、 又 醜陋 的 母牛 、 喫盡 了 那 以 先 的 七 隻 肥 母牛
En cılız rüzgardan doğadaki en güçlü fırtınalara kadar dünyada her saniyede 44 yıldırım oluşmaktadır.Du plus petit courant d'air aux puissantes forces des orages. Il y a 44 éclairs à la seconde autour du globe.
En cılız rüzgardan doğadaki en güçlü fırtınalara kadar dünyada her saniyede 44 yıldırım oluşmaktadır.신기술의 영역은 실같는 한줄기의 바람으로 부터 강력한 폭풍속의 번개까지 미칩니다. 전세계를 통해
En cılız rüzgardan doğadaki en güçlü fırtınalara kadar dünyada her saniyede 44 yıldırım oluşmaktadır.Od nejjemnějšího závanu vzduchu až k mocným silám bouří v přírodě. Po celém světě udeří za sekundu 44 blesků.
En cılız rüzgardan doğadaki en güçlü fırtınalara kadar dünyada her saniyede 44 yıldırım oluşmaktadır.От лёгкого дуновения ветерка перейдём к порывам шторма. Каждую секунду в мире ударяет 44 молнии.
En cılız rüzgardan doğadaki en güçlü fırtınalara kadar dünyada her saniyede 44 yıldırım oluşmaktadır.ממשב רוח הכי קטן לכוחות החזקים של סופות הטבע. ישנם 44 ברקים בשנייה
En cılız rüzgardan doğadaki en güçlü fırtınalara kadar dünyada her saniyede 44 yıldırım oluşmaktadır.ومن أصغر نسمة هواء الى أعتى قوى عواصف الطبيعة. هنالك 44 صواعق رعدية في الثانية الواحدة
En cılız rüzgardan doğadaki en güçlü fırtınalara kadar dünyada her saniyede 44 yıldırım oluşmaktadır.自然の嵐の強い力にまで及びます 地球上では毎秒44回の 雷が発生しています
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı. 'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:잠꾸러기 천천히 눈을 열었습니다. 저는 못 잤어요, '그는 쉰했다
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı. 'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:מרמיטה לאט פקח את עיניו. "לא ישנתי," הוא אמר צרוד,
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı. 'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:والزغبة فتح عينيه ببطء. "لم أكن نائما" ، وقال في أجش ،
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı. 'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:弱々しい声:"私はあなたの仲間が言っていたすべての単語を聞いた。"
Gidiyoruz. Cılızlara dikkat edin. Çatıdalar.Skyd ikke mod øst.
Gidiyoruz. Cılızlara dikkat edin.Dobro, zavzeli ga bomo.
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim."「23歳で覚醒剤とヘロイン依存から回復中です
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Cítím se hubeně, ale není to tak."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Czuję się chudo, ale nie jestem."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Ich fühle mich dünn, aber ich bin es nicht."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Ik voel me dun, maar ik ben het niet."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Je me sens maigrichonne, mais je ne le suis pas."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""좀 마른 것같이 생각되는데, 사실 그렇진 않아."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Mă simt slabă, dar nu sunt."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Me siento delgada, pero no lo soy"
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Mi sento pelle e ossa, ma non è così".
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Tôi thấy mình rất gầy nhưng thật ra không phải."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Vékonynak érzem magam, pedig nem vagyok az."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Νιώθω αδύνατη, αλλά δεν είμαι"
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Чувствам се слаба, но не съм."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""Я чувствую себя стройной, но это не так".
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""אני מרגישה רזה, אבל אני לא."
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""أشعر أني نحيلة، و لكني لست كذلك."
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Jelek", mondta Tom, erőtlenül, "az, hogy te, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""마크,"톰 말했다, 약하게, "이다 당신 마크인가?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marcas", dijo Tom, débilmente, "es que usted, marcas?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marchi", ha detto Tom, debolmente, "è che tu, Marco?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marks", a spus Tom, slab, "este că, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marks," je dejal Tom, feebly, "je, da si, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marks," kata Tom, lemah, "adalah bahwa Anda, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marks," sagde Tom, svagt, "er at du, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marks", säger Tom, matt, "är att du, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marks", sagte Tom, schwach "ist, dass Sie, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marks", sanoi Tom, heikosti ", että sinä, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marques", dit Tom, faiblement, "est que vous, les marques?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Merken", zegt Tom, zwakjes, "is dat je, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Nhãn hiệu", ông Tom, yếu ớt, "là bạn, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Značky," povedal Tom, mdlo, "že ste, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Značky," řekl Tom, mdle, "že jste, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Znaki", powiedział Tom, słabo, "jest to, że Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Σήματα", δήλωσε ο Τομ, αδύναμα, "είναι ότι, Marks;"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Знаки", сказав Том, слабо ", є те, що ви, Маркс?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Знаки", сказал Том, слабо ", является то, что вы, Маркс?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Марки", каза Том, слабо, "е, че вие, Marks?"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""العلامات" ، وقال توم ، بضعف "هو أنك ، ماركس؟"
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""いいえ、私は"tan't友人を数える、"フィニアスは言った。
- Öyleyse nasıl böyle cılız kaldın? - Kesin!- Akkor miért vagy ilyen vékony?
- Öyleyse nasıl böyle cılız kaldın? - Kesin!- Hvorfor er du så så tynd?
- Öyleyse nasıl böyle cılız kaldın? - Kesin!- Varför är du då så korkad?