cıkarmak ile cümle
cıkarmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Odada şapkanı çıkarmak zorundasın.You must take off your hat in the room.
Biz eve girdiğimizde ayakkabılarımızı çıkarmak bizim geleneğimizdir.It is our custom to take off our shoes when we enter the house.
Tom parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.Tom lost no time in parting with the money.
Jim son üç haftadır beni akşam yemeğine çıkarmak için çalışıyor.Jim has been trying to take me out to dinner for the last three weeks.
Daha fazla sorun çıkarmaktan kaçınmaya çalış.Try to avoid making any more trouble.
Burada yemek için mi yoksa çıkarmak için mi?Is that to eat here or take out?
Burada ayakkabılarımı çıkarmak zorunda mıyım?Do I have to take off my shoes here?
Kahve lekesini çıkarmak zordu.The coffee stain was difficult to remove.
Onu temize çıkarmak için delil gösterebilir misin?Can you produce evidence to clear him?
Yakında buradaki yiyecek ve içeceğin tadını çıkarmak için geleceksin.You'll soon come to enjoy the food and drink here.
Bir bütçe açığını finanse etmek için ortak bir yöntem tahviller çıkarmaktır.A common way to finance a budget deficit is to issue bonds.
Güzel manzaranın tadını çıkarmak için fazla hızlı sürdük.We drove too fast to enjoy the beautiful scenery.
Onun sırrını ortaya çıkarmakla tehdit ettim.I threatened to reveal his secret.
Kulaklarınızdaki kulak kirini çıkarmak için ne kullanırsınız?What do you use to pick wax out of your ears?
Yeni başlayanlar için rüzgar sörfünün keyfini çıkarmak zordur.It is difficult for beginners to enjoy windsurfing.
Telefon görüşmesi onu evden çıkarmak için bir hileydi.The phone call was a trick to get him out of the house.
O iyi bir manzaranın tadını çıkarmak için üst katta bir oda kiraladı.He rented a room on the top floor in order to enjoy a good view.
O borç batağına saplanmıştı ve evini elden çıkarmak zorunda kaldı.He was deep in debt, and had to part with his house.
O, arazisini elden çıkarmak istiyor.He wants to dispose of his land.
O kitaplarını elden çıkarmak istiyor.He wants to dispose of his books.
Onlar onu mesele çıkarmak için sınıfta olmakla suçladılar.They accused him of being in the classroom in order to cause trouble.
Sırrını açığa çıkarmak istemiyordu.She was reluctant to reveal her secret.
Onun mücevher kutusunu elden çıkarmak zorunda kaldı.She had to part with her jewelry box.
O kürk ceketini elden çıkarmak zorundaydı.She had to part with her fur coat.
Hanımefendilerin huzurunda şapkalarınızı çıkarmak zorundasınız.You must take off your hats in the presence of ladies.
Bu lekeyi çıkarmak zor olacak.It's going to be difficult to remove this stain.
Bir yerli konuşan gibi ses çıkarmak istiyorsan bu çok iş gerektirir.If you want to sound like a native speaker, it'll take a lot of work.
Daha çok yerli bir konuşmacı gibi ses çıkarmak için ne yapabilirim?What can I do to sound more like a native speaker?
İletişim kurmak için bir anadil konuşuru gibi ses çıkarmak zorunda değilsin.You don't have to sound like a native speaker in order to communicate.
Tom yedek lastiği çıkarmak için bagajı açtı.Tom opened the trunk to get the spare tire.
Tom Mary'nin yüzünü kara çıkarmak istemiyor.Tom doesn't want to let Mary down.
Tom Mary'yi akşam yemeğine çıkarmak istedi, fakat o hayır dedi.Tom asked Mary out to dinner, but she said no.
Gaz çıkarmak kabadır.Farting is rude.
O borca batmıştı ve evini elden çıkarmak zorundaydı.He was deep in debt and had to part with his house.
Bu çok ilginç deney senin mesleki kişiliğini meydana çıkarmaktadır.This very interesting test reveals your professional personality.
Giysilerimi çıkarmak istiyorum.I just wanna strip my clothes off!
Çoraplarımı çıkarmak zorundayım.I have to take off my socks.
Bu ayı çıkarmak için ne yapacağımı bilmiyorum.I do not know what to do to get through this month.
Sunumun içeriğini özetlemek ve bir sonuç çıkarmak istiyorum.I want to summarize the content of the presentation and draw a conclusion.
Onlar sorun çıkarmak için geldi.They've come to make trouble.
O, sorun çıkarmak için geldi.He's come to make trouble.
O sorun çıkarmak için geldi.She's come to make trouble.
Onun tadını çıkarmak istiyorum.I want to enjoy it.
Sorun çıkarmak istemiyorum.I don't want to make waves.
Seni çıkarmak istemiyorum.I don't want to put you out.
Kavga çıkarmak istemiyorum.I don't want to pick a fight.
Bu insanları buradan çıkarmak istiyorum.I want these people out of here.
Bunu elden çıkarmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to part with that?
Tom yarın gece Mary'yi dışarı çıkarmak istiyor.Tom wants to take Mary out tomorrow night.
Sana zorluk çıkarmak istemiyorum.I don't want to trouble you.
Sen ayakkabılarını çıkarmak isteyebilirsin.You might want to take off your shoes.
Onlar suyu çıkarmak için bir pompa kullandı.They used a pump to take out the water.
Ben doğanın tadını çıkarmak için buraya geldim.I came out here to enjoy nature.
Ben olay çıkarmak istemedim.I didn't mean to make a scene.
İyi bir iş başardın. Senin için şapkamı çıkarmak istiyorum.You have done a good job. I'll take my hat off to you.
Beni bu yerden çıkarmak zorundasın.You've got to get me out of this place.
Sorun çıkarmak için burada değilim.I'm not here to cause trouble.
Onu listeden çıkarmak isterdim.I would have wanted to cross him off of the list.
Çöpü çıkarmak için kimin sırası?Whose turn is it to take out the garbage?
Çöpü çıkarmak için benim sıram.It's my turn to take out the trash.