cüzdanı ile cümle
cüzdanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Bây giờ hãy tưởng tượng đến thứ bạn có thể nắm trong tay: đó có thể là quả táo, hay chiếc ví của bạn.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Imagínense lo que podrían colocar en sus manos: una manzana, tal vez su cartera.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Imaginez maintenant ce que vous pourriez placer dans vos mains: une pomme, peut-être votre portefeuille.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.손에 올릴 수 있는 게 뭘까 생각해보세요. 사과도 될수 있고 지갑도 될 수 있죠.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Mieti, mitä voisit asettaa kämmenillesi: omenan tai vaikkapa lompakkosi. Avaa silmäsi.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Most képzeljétek el, hogy mit tudnátok a kezetekbe rakni: egy almát, talán a tárcátokat.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Ora pensate a cose potreste tenere tra le mani: una mela, o magari il portafoglio.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Sekarang bayangkan jika Anda bisa meletakkan di tangan Anda: sebuah apel, atau mungkin dompet Anda.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Stel je nu voor wat je in je handen zou kunnen leggen: een appel, misschien je portefeuille.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Teraz si predstavte, čo by ste mohli vložiť do vašich rúk: jablko, možno vašu peňaženku.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Überlegen Sie nun, was Sie in Ihren Händen halten könnten: einen Apfel, oder vielleicht eine Brieftasche.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Wyobraźcie sobie, co moglibyście w nich trzymać - jabłko, portfel...
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Τώρα φανταστείτε τι θα μπορούσατε να βάλετε στα χέρια σας: ένα μήλο, ίσως το πορτοφόλι σας.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.А сега си представете какво бихте могли да поставите в ръцете си: ябълка, може би портфейла си.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.А тепер уявіть, що ви могли б тримати у своїх руках: яблуко, може ваш гаманець.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Представьте, что может в них поместиться: может яблоко, а может Ваш кошелёк.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.עכשיו דמיינו מה אתם יכולים לשים בכפות הידיים: תפוח, אולי ארנק.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.الآن تخيلوا ماذا يمكن أن يكون في أيديكم: تفاحة، ربما حافظة نقود.
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.リンゴ それとも お財布でしょうか では目を開けて
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.다시 여러분은 극장에 가고 있습니다. 지갑에는 20달러 지폐 두 장이 있고 극장표는 아직 안 샀죠.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Bạn đang trên đường tới rạp hát và trong ví có 2 tờ 20$.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Jdete do divadla, a v peněžence máte dvě 20 dolarové bankovky.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Je bent onderweg met in je portemonnee twee briefjes van 20.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Man er på vej til teatret, og i pungen har man to 20 dollar sedler.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Sie sind auf dem Weg zum Theater und in Ihrem Portemonnaie haben Sie zwei 20-Dollar-Scheine.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.State andando a teatro, e nel portafoglio avete due banconote da 20 dollari.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Ste na ceste do divadla, a v peňaženke máte dve 20 dolárové bankovky.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Sunteţi pe drum spre teatru, iar în portofel aveţi două bancnote de 20 de dolari.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Úton van a színházba, és a tárcájában van két 20 dolláros bankjegy.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Van de camino al teatro y en la cartera tienen dos billetes de 20 dólares.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Vous êtes en chemin vers le théâtre, et dans votre portefeuille vous avez deux billets de 20 dollars.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Είστε στο δρόμο για το θέατρο, και μέσα στο πορτοφόλι σας έχετε δύο 20δόλλαρα.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Вы на пути в театр, и в вашем кошельке две 20-ти долларовые купюры.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.Отивате на театър; имате две 20-доларови банкноти.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.אתם בדרככם לתיאטרון, ויש לכם בכיס שני שטרות של 20 דולר.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.أنت في الطريق الى المسرح، وفي محفظتك لديك ورقتين فئة عشرين دولاراً.
Tiyatroya doğru yola çıktınız, ve cüzdanınızda iki tane 20 dolarlık banknot var.財布には20ドル札を2枚持っています 劇場に着いた時 そのうちの1枚を失くしたことに気付きます
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Auf der Fahrt mit dem Zug gab sie mir ein Geschenk: ein Portemonnaie der Marke Coach mit braunem Lederrand.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.A vonaton hazafelé adott nekem egy ajándékot: egy Coach márkájú pénztárcát barna bőr szegéllyel.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Dalam perjalanan pulang di kereta api, dia memberikan saya hadiah: sebuah dompet merek Coach berhiaskan kulit.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Dans le train, elle m'a offert un cadeau : un porte-monnaie de la marque Coach avec une finition en cuir brun.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.En el tren a casa, me dio un regalo: un monedero de marca Coach con ribete de cuero café.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Na vlaku domov mi je dala darilo, drobižnico znamke Coach z obrobo iz rjavega usnja.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.No comboio, ela deu-me um presente: um porta-moedas da marca Coach, com acabamento em pele castanha.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Op de trein gaf ze me een geschenk: een portemonnee van het merk Coach met bruinleren rand.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Pe drum, în tren, mi-a dăruit ceva: un portmoneu de piele, produs de Coach.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Sul treno per andare a casa mi ha dato un regalo: un portafoglio Coach con bordi in pelle marrone.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Trên chuyến tàu về quê, cô ấy đã tặng tôi một món quà: một cái ví hiệu Coach với viền cắt da màu nâu .
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.W pociągu dała mi prezent: portmonetkę firmy Coach z brązowym, skórzanym wykończeniem.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Στο δρόμο μου έδωσε ένα δώρο: ένα πορτοφόλι μάρκας Coach, με καφέ δερμάτινη διακόσμηση.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.В поезде домой, она дала мне подарок: фирменную кожаную сумочку Coach.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Във влака за вкъщи, тя ми даде подарък: кожено малко портмоне на марката Коуч.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.У потязі вона подарувала мені гаманець від Coach із коричневою шкіряною лямкою.
Varsayılan olarak kullanılacak cüzdanı seçin:Cartera que se usará por omisión:
Varsayılan olarak kullanılacak cüzdanı seçin:Choisissez le portefeuille à utiliser par défaut & #160;:
Varsayılan olarak kullanılacak cüzdanı seçin:Ez legyen az alapértelmezett jelszótároló:
Varsayılan olarak kullanılacak cüzdanı seçin:Izberite listnico, ki jo boste privzeto uporabljali
Varsayılan olarak kullanılacak cüzdanı seçin:기본값으로 사용할 지갑 선택하기:
Varsayılan olarak kullanılacak cüzdanı seçin:Seleccione a carteira a usar por omissão:
Varsayılan olarak kullanılacak cüzdanı seçin:Selectați portofelul care să fie utilizat în mod implicit: