İlkbahar boyunca buzların hangi noktaya geldiğini görebilirsiniz;Zde vidíte, kde ledovec skončil v různých jarních dnech.
İlkbahar boyunca buzların hangi noktaya geldiğini görebilirsiniz;ואתם רואים היכן הוא הסתיים בימי באביב השונים,
İlkbahar boyunca buzların hangi noktaya geldiğini görebilirsiniz;وترون أين تنتهي في تلك الموسم الربيعي المتغير ,
İlkbahar boyunca buzların hangi noktaya geldiğini görebilirsiniz;どこまで来ているかがわかります
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Ale tímto si nás získala. A řekla bych, že to prolomilo ledy.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Dar ea a ajuns la noi în acel mod. Şi a fost, îmi place să spun, a fost un ice-breaker.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Így sikerült eljutnia a szívünkhöz, és meg kell, hogy mondjam, megtört a jég.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.그녀는 그렇게 우리에게 다가섰습니다. 그것은 서먹함을 누그러뜨리기 위한 것이었다고 생각합니다.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Mais elle nous a tendu la main de cette façon. Et j'aimerais dire que cela a eu pour effet de briser la glace.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Mas ela chegou até nós desta forma. E foi, gostaria de dizer, como uma forma de quebrar o gelo.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Nhưng cô đã tìm đến chúng tôi theo cách đó. Phải nói là, cô ấy đã làm mọi người thấy thoải mái hơn
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Se acercó a nosotros de esa manera. Lo logró, debo decir, logró romper el hielo.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Sie reichte uns auf diese Weise die Hand. Und so hat sie das Eis gebrochen.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.W ten sposób wyciągnęła do nas rękę. Było to -- mogę powiedzieć -- przełamanie lodów.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Zo stak ze een hand naar ons uit. Het was, zou ik willen zeggen, het was een ijsbreker.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Αλλά μας προσέγγισε με αυτόν τον τρόπο. Και αυτό, θα ήθελα να πω, πως έσπασε τον πάγο.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Но тя ни достигна по този начин. И това беше, бих казала, беше разчупване на леда.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Так, она обратилась к нам. И так, хочется сказать, она сняла напряжение.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.אבל היא נגעה בנו כך. וזה היה, הייתי רוצה לומר, זה היה שובר שתיקה.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.لكنها و صلت الينا بتلك الطريقة و كان .اريد ان اقول انه كان كاسر للحاجز بيينا
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.それによって 緊張がほぐされたように感じました 私たちは それぞれの家族に起きたことを話し
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.距就系感样同我地接触。 我想讲,哩个系一次破冰之旅。
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.De exemplu, in Suedia ciorile asteapta ca pescarii sa arunce unditele prin gauri in gheata.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Esimerkiksi Ruotsissa, varikset odottavat, kun pilkkijät laskevat siimansa avantoon.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.For eksempel, i Sverige, venter kragerne på at fiskerne smider deres liner gennem hul i isen.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.In Schweden beispielsweise warten die Krähen darauf, dass Angler ihre Angelleinen in Eislöchern auslegen.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.I Sverige till exempel, väntar kråkor på att fiskare ska släppa ner sina linor genom hål i isen.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.한 예로 스웨덴 까마귀들은 낚시꾼이 얼음 구멍에 낚시줄을 드리울 때까지 기다렸다가
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Na příklad, ve Švédsku vrány budou čekat na rybáře, až spustí vlasec do díry v ledu.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Napríklad, vo Švédsku budú vrany čakať na rybárov pokiaľ nespustia vlasec skrz diery v ľade.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Na primer: na Švedskem prežijo na ribiče.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Na przykład w Szwecji wrony czekają aż rybacy spuszczą żyłki do przerębli.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Par exemple, en Suède, les corbeaux attendent que les pécheurs fassent tomber leurs lignes sous la glace.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Pl.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Por ejemplo en Suecia los cuervos esperan a que los pescadores pongan sedales en hoyos en el hielo.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Sebagai contoh, di Swedia, gagak akan menunggu para nelayan menjatuhkan pancingannya melalui lubang es.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Ví dụ, ở Thụy Điển, quạ sẽ chờ ngư dân thả lưới qua các lỗ trong băng.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Για παράδειγμα, στη Σουηδία, κουρούνες περιμένουν τους ψαράδες να ρίξουν τις πετονιές σε τρύπες στον πάγο.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Наприклад, у Швеції, ворони чекають на риболова, який закине вудку в ополонки.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Например, в Швеции вороны поджидают, пока рыбаки забросят удочки в проруби.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Например в Швеция, враните чакат рибарите да пуснат въдиците си в дупките в леда.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.לדוגמא, בשבדיה עורבים מחכים שהדייגים ישליכו חכות דרך חורים בקרח.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.على سبيل المثال، في السويد، تنتظر الغربان من صائد الأسماك أن يتركوا ثقوباً في الجليد
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.釣り人が氷の穴に糸を垂らすのを待ち 釣り人が場を離れると
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.C'est un endroit gigantesque. Entièrement de glace.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Eine gewaltige Landschaft nur aus Eis.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Este un loc mare. Numai gheaţă.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Es un tremendo lugar. Puro hielo.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.E' uno territorio molto vasto. Tutto ghiacciato.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Ez nagy terület. Mindent jég borít.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Het is een grote plaats. Allemaal ijs.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Je to velké místo. Vše tohle je led.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.이곳은 거대한 지역입니다. 전부 얼음이죠.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.To ogromny obszar, w całości pokryty lodem.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Това е голямо място. Цялото от лед.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Это большая территория. Всё что вы видите — лёд.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.זה מקום גדול. הוא כולו קרח.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.منطقة كبيرة . كلها جليد .
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.色のついているのはすべて氷で、厚さが3キロ以上あり、
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.Comme c'est ma première fois à TED, j'ai décidé d'amener une vieille amie pour aider à casser un peu la glace.