O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Но тя ни достигна по този начин. И това беше, бих казала, беше разчупване на леда.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.Так, она обратилась к нам. И так, хочется сказать, она сняла напряжение.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.אבל היא נגעה בנו כך. וזה היה, הייתי רוצה לומר, זה היה שובר שתיקה.
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.لكنها و صلت الينا بتلك الطريقة و كان .اريد ان اقول انه كان كاسر للحاجز بيينا
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.それによって 緊張がほぐされたように感じました 私たちは それぞれの家族に起きたことを話し
O bize bu şekilde uzandı ve bu, söylemek isterim ki bir buzları kıran bir şeydi.距就系感样同我地接触。 我想讲,哩个系一次破冰之旅。
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.De exemplu, in Suedia ciorile asteapta ca pescarii sa arunce unditele prin gauri in gheata.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Esimerkiksi Ruotsissa, varikset odottavat, kun pilkkijät laskevat siimansa avantoon.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.For eksempel, i Sverige, venter kragerne på at fiskerne smider deres liner gennem hul i isen.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.In Schweden beispielsweise warten die Krähen darauf, dass Angler ihre Angelleinen in Eislöchern auslegen.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.I Sverige till exempel, väntar kråkor på att fiskare ska släppa ner sina linor genom hål i isen.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.한 예로 스웨덴 까마귀들은 낚시꾼이 얼음 구멍에 낚시줄을 드리울 때까지 기다렸다가
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Na příklad, ve Švédsku vrány budou čekat na rybáře, až spustí vlasec do díry v ledu.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Napríklad, vo Švédsku budú vrany čakať na rybárov pokiaľ nespustia vlasec skrz diery v ľade.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Na primer: na Švedskem prežijo na ribiče.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Na przykład w Szwecji wrony czekają aż rybacy spuszczą żyłki do przerębli.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Par exemple, en Suède, les corbeaux attendent que les pécheurs fassent tomber leurs lignes sous la glace.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Pl.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Por ejemplo en Suecia los cuervos esperan a que los pescadores pongan sedales en hoyos en el hielo.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Sebagai contoh, di Swedia, gagak akan menunggu para nelayan menjatuhkan pancingannya melalui lubang es.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Ví dụ, ở Thụy Điển, quạ sẽ chờ ngư dân thả lưới qua các lỗ trong băng.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Για παράδειγμα, στη Σουηδία, κουρούνες περιμένουν τους ψαράδες να ρίξουν τις πετονιές σε τρύπες στον πάγο.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Наприклад, у Швеції, ворони чекають на риболова, який закине вудку в ополонки.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Например, в Швеции вороны поджидают, пока рыбаки забросят удочки в проруби.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.Например в Швеция, враните чакат рибарите да пуснат въдиците си в дупките в леда.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.לדוגמא, בשבדיה עורבים מחכים שהדייגים ישליכו חכות דרך חורים בקרח.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.على سبيل المثال، في السويد، تنتظر الغربان من صائد الأسماك أن يتركوا ثقوباً في الجليد
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.釣り人が氷の穴に糸を垂らすのを待ち 釣り人が場を離れると
Peki, burada neler oluyordu? Afrika buzla kaplı değildi.여기에서 무슨일이 일어난 것일까요? 우리는 아프리카가 얼음으로 뒤덮인것을 보지 못했습니다.
Peki, burada neler oluyordu? Afrika buzla kaplı değildi.אז מה קורה כאן? אנחנו לא מכוסים בקרח באפריקה,
Peki, burada neler oluyordu? Afrika buzla kaplı değildi.إذا ما الذي يحصل ها هنا؟ نحن ببساطة لسنا مغطين بالجليد بأفريقيا
Peki, burada neler oluyordu? Afrika buzla kaplı değildi.その代わり とても乾燥していました
Şimdi -10 derece buzla başlıyoruzEis oder festem Wasser. Und wir erfahren, dass wie man es erhitzt, beim Hinzufügen von Wärme
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.C'est un endroit gigantesque. Entièrement de glace.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Eine gewaltige Landschaft nur aus Eis.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Este un loc mare. Numai gheaţă.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Es un tremendo lugar. Puro hielo.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.E' uno territorio molto vasto. Tutto ghiacciato.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Ez nagy terület. Mindent jég borít.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Het is een grote plaats. Allemaal ijs.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Je to velké místo. Vše tohle je led.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.이곳은 거대한 지역입니다. 전부 얼음이죠.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.To ogromny obszar, w całości pokryty lodem.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Това е голямо място. Цялото от лед.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.Это большая территория. Всё что вы видите — лёд.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.זה מקום גדול. הוא כולו קרח.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.منطقة كبيرة . كلها جليد .
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.色のついているのはすべて氷で、厚さが3キロ以上あり、
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.Comme c'est ma première fois à TED, j'ai décidé d'amener une vieille amie pour aider à casser un peu la glace.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.저의 오랜 친구를 데리고 와서 어색한 분위기를 깨보기고자 합니다.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.Omdat dit mijn eerste keer bij TED is heb ik een oude vriend meegenomen om het ijs een beetje te breken.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.Pentru că sunt pentru prima dată la TED, am vrut să vin cu un prieten vechi care să poată sparge gheața.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.החלטתי להביא איתי חברה ותיקה כדי שתעזור לי לשבור קצת את הקרח.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.قررت أن أحضر معي صديقا قديما ليساعدني في كسر الجمود قليلا.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.旧友を連れてくることにしました そう バービーです
Yani bu ayılar biraz buz olduğu sürece hayatta kalırlar, ama buzlar eriyor.Amíg ezeknek a medvéknek egy ici-pici darab jegük van, túlélnek, de pont a jég az, ami eltűnőben van.
Yani bu ayılar biraz buz olduğu sürece hayatta kalırlar, ama buzlar eriyor.Bởi vậy, miễn là còn có băng thì những con gấu này sẽ sống, nhưng tảng băng này đang biến mất.
Yani bu ayılar biraz buz olduğu sürece hayatta kalırlar, ama buzlar eriyor.De här björnarna överlever så länge de har lite is, men det är den isen som försvinner.
Yani bu ayılar biraz buz olduğu sürece hayatta kalırlar, ama buzlar eriyor.Entonces, mientras los osos tengan hielo van a sobrevivir pero el hielo está desapareciendo.
Yani bu ayılar biraz buz olduğu sürece hayatta kalırlar, ama buzlar eriyor.Finché questi orsi avranno il ghiaccio riusciranno a sopravvivere, ma il ghiaccio sta scomparendo.