Ana içeriğe geç
Sözlük

buyrun ile cümle

buyrun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.Hallo, welkom bij So Pal Bok. Ga alsjeblieft naar binnen.
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.Hallo,willkommen in So Pal Bok.Bitte gehen Sie rein.
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.Halo, selamat datang di So Pal Bok. Silahkan masuk ke dalam.
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.Hej, välkommen till So Pal Bok. Snälla kom in.
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.안녕하세요. 소팔복입니다. 한번 들어와 보시겠습니까?
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.Salve, beanvenuti al So Pal Bok. Entrate, per favore.
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.Xin chào, chào mừng đến So Pal Bok. Mời vào trong ạ.
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.Γειά σας, καλώς ήρθατε στο Σο Παλ Μποκ. Παρακαλώ περάστε μέσα.
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.Здравствуйте, добро пожаловать в Со Паль Бок. Пожалуйста, проходите.
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.مرحبا..مرحباً بك في سو بال بوك ..أذهب للداخل رجاءً
Merhaba.So Pal Bok'a hoşgeldiniz .Lütfen içeri buyrun.すごいわ、ボン・ジュング!
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(拍手) この成果を元に
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)3 Monate nach der OP, sehen Sie sich das an. (Applaus)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)3 חודשים לאחר הטיפול, הנה הוא. (מחיאות כפיים)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Aplausos)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Applåder)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Applaudissements)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Applausi)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Bifald)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)És tessék. (Taps)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)Hier is hij drie maanden na de procedure. (Applaus)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)수술 삼개월 후 소년의 모습입니다. (박수)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)la 3 luni după intervenție. Iată rezultatul. (Aplauze)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Potlesk)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)Trzy miesiące po zabiegu. (Brawa)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)( Vỗ tay)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Аплодисменти)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Аплодисменты)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)ثلاثة أشهر بعد العملية، و ها هو. [تصفيق]
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Akkor, kérlek konzultál, mondta Holmes, leáll szeme még egyszer.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Allora, prega consultare," ha detto Holmes, chiudendo i suoi occhi ancora una volta.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Alors, je vous prie de consulter, dit Holmes, en fermant ses yeux une fois de plus.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Apoi, rugaţi-vă consulta", a declarat Holmes, închiderea cu ochii încă o dată.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Då ber höra, sade Holmes, avstängning hans ögon en gång till.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Dan, bid te raadplegen", zei Holmes, het afsluiten zijn ogen nog een keer.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Dann beten konsultieren", sagte Holmes, Herunterfahren seine Augen noch einmal.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Kemudian, berdoa berkonsultasi," kata Holmes, menutup matanya sekali lagi.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."그럼, 참조기도,"홈즈는 종료했다 한 번 더 그의 눈.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Potem, molite posvetovati," je dejal Holmes, zaprtje njegove oči še enkrat.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Så, bed høre," sagde Holmes, lukke hans øjne igen.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Sau đó, hãy cầu nguyện tham khảo ý kiến", ông Holmes, đóng cửa đôi mắt của mình một lần nữa.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Sitten, rukoile kuulla", sanoi Holmes, sulkemalla hänen silmänsä vielä kerran.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Tak, prosím poradiť," povedal Holmes, zámkovej jeho oči ešte raz.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Tak, prosím poradit," řekl Holmes, zámkové jeho oči ještě jednou.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Wtedy, módl się skonsultować," powiedział Holmes, zamykając oczy jeszcze raz.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Τότε, προσευχήσου συμβουλευτείτε", είπε ο Χολμς, κλείνοντας τα μάτια του για μια ακόμη φορά.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."След това, моля консултирайте", каза Холмс, затваряйки очите му още веднъж.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Тогда, молиться консультации", сказал Холмс, закрывая глаза еще раз.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."Тоді, молитися консультації", сказав Холмс, закриваючи очі ще раз.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."ואז, להתפלל להתייעץ," אמר הולמס, סוגר עיניו פעם נוספת.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri."ثم الصلاة التشاور" ، وقال هولمز ، واغلاق عينيه مرة أخرى.
"O halde buyrun danışın," Holmes yumdu "dedi bir kez daha gözleri.もう一度彼の目。
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Bylo to tak prosté, že nikdo nemohl servírovat tento koláč hostům a říci: "Tady máš můj koláč."
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Były tak proste, że nikt nie chciał ich podać gościom, mówiąc: "Oto moje ciasto".
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.C'était trop facile pour qu'on puisse le servir à ses invités et dire, "Et voilà mon gâteau".
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Det var så lätt att ingen kunde servera kakan till sina gäster och säga, "Här är min kaka."
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Det var så nemt at inden kunne servere kagen for deres gæster og sige, "Her er min kage."
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Era atât de ușor, încât nimeni nu putea să servească prăjitură musafirilor spunând "Iată prăjitura mea."
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Era così facile che nessuno poteva servirla e dire ai propri ospiti "Ecco la mia torta."
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Era tan sencillo que nadie podía ofrecer torta a sus invitados y decirles: "Esta es mi torta".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod