Eğer ters yönde burulursa DNA, buna negatif süperburulma denir ve bazlar birbirlerinden daha kolay ayrışırlar.Si el ADN se retuerce en la dirección opuesta, el superenrollamiento se llama negativo, y las bases se alejan.
Bu kesik burunu Neva Irmağı'na atmayı dener, ama tam bu sırada bir polis memuru tarafından yakalanır.Intenta librarse de ella arrojándola al río Neva, pero un oficial de policía lo pilla.
Ojivde olduğu gibi, bu yapı sivri uçlu bir burun şeklini ortaya çıkarır.Tal como lo hace en una ojiva, esta construcción produce una forma de cono de morro con una punta afilada.
Burun siyahtır.La nariz es negra.
Bu şeklin klasik örneği MGR-1 Honest John füzesinin burun konisidir.El ejemplo clásico de esta forma es el cono de morro del Honest John.
Rinoplasti: Burun estetiği ameliyatıdır.Rinoplastia: tiene la finalidad de mejorar estéticamente la nariz.
Yeşil Burun Cumhuriyeti 135.República de Cabo Verde 135.
Burunca mahallesi Karakeçili Yörüklerine mensuptur.Tercero, las tensiones en las órbitas de sus satélites.
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.La película se basa en una historia de amor muy particular.
Ülkede University of Burundi adıyla devlet üniversitesi bulunmaktadır.Burundi tiene la Universidad de Burundi.
Burun bölgesinin rengi, cinsiyetler arasında farklılıklar gösterir.El color del plumaje es una característica diferencial entre los sexos.
Kafatasının burun kısmı fazlaca noksandır.El techo del cráneo es relativamente grueso.
Burun tekerleği radarın altındaki gövde içindeki yuvasına ileriye doğru katlanır.El tren de nariz se repliega en la parte delantera del fuselaje bajo el radar.
Bu kıyılar boyunca burunlar ve koylar meydana gelmiştir.Por encima de este se desarrollan los huesos yunque y martillo.
Birkaç gün içinde kabuğu da buruşur.En una o dos semanas habrán germinado.
Douglas X-3 Stiletto, uzun burunlu ve geniş gövdeli deneysel jet uçak.X-3 Stiletto, avión de reacción experimental.
Kemiklerde (özellikle de burun kemikleri) şekil bozukluğu oluşabilir.Le ossa (specialmente quelle del naso) possono essere danneggiate.
Buruli ülserleri çoğunlukla kol veya bacakları etkiler; ateş yaygın değildir.L'ulcera del Buruli colpisce in maniera più frequente le braccia o le gambe; lo stato febbrile non è comune.
Burundi Bilgi Teknolojileri Merkezi tarafından işletilmektedir.È amministrato dal Burundi National Center of Information Technology.
Anti-Monitor, boş bakan ve bazen parlayan gözlere, geniş ve buruşuk ağza, hatalı duran diş kütlesine sahiptir.L'Anti-Monitor era vuoto, con occhi vuoti, ed un'enorme bocca rugosa, spesso confusa con una massa di denti.
Burundi seçimleri hakkında bilgilerPresidenti del Burundi Burundi Storia del Burundi
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Il virus parainfluenzale umano produce tipicamente un'infiammazione del naso, della gola e dei bronchi.
Burunsız buz teşer.Bianca-ghiaccio, immutabile.
Kocaman karga burunlu, kambur olup sivri uçlu bir şapka giyer.È alto e massiccio e indossa un cappellino militare.
Jean-Baptiste Bagaza (29 Ağustos 1946 - 4 Mayıs 2016), Burundili asker ve siyasetçi.Jean-Baptiste Bagaza (29 agosto 1946 – Bruxelles, 4 maggio 2016) è stato un politico burundese.
BURULAŞ'a bağlıdır.Sono abituato alla zolla.
Buruk tat ve ağızda oluşan kabarcıklar zehrin etkisini gösteren başlıca belirtilerdir.Tosse e catarro, nel fumatore, sono il primo sintomo di questi effetti.
Norman: Büyük burunlu bir koyundur.È una pecora gialla con occhialoni.
Ana madde: T3 (Burtram) BurulaşCromosoma 11 (umano) tumore di Wilms
Ailesi aslen Yeşil Burun Adalarılı.Gli immaturi hanno la testa completamente verde.
Fakat burası bir ada değil, burundur.Dunque non si tratta più di un'unica isola, ma di quattro isole.
Hatta bu ilgisi onu birkaç sefer ölümle burun buruna getirmiştir.Io stesso ho udito raccontare più volte l'episodio dalla bocca della contessa.
Bu üzümler hoş görünüyor fakat, aslında tadı buruk.Этот виноград выглядит очень сладким, но на самом деле он кислый.
Her kış aralıksız burun akıntım olur.Зимой у меня постоянно насморк.
Burun ve Nazal Kavite External and orta kulak, önden açılan kısım.Наружное и среднее ухо, спереди.
Burun kanaması nedenleri yerel ve sistemik nedenler olarak 2 kategoriye ayrılır.Причины носовых кровотечений можно разделить на две группы — локальных и системных факторов.
Kemiklerde (özellikle de burun kemikleri) şekil bozukluğu oluşabilir.Может развиваться деформация костей (особенно носовых).
Aralık 1758 yılında kırbaçlamaya, burun deliklerinin koparmasına ve ömür boyu hapise mahkûm edildi.В декабре 1758 года Батырша был приговорен к наказанию плетьми, вырыванию ноздрей и пожизненной каторге.
Körfez Burun Koy Yarımada Tombolo ^ "Coast".Holding Up Half the Sky. (англ.)
Farelerde ağız ile burun arasında bıyıklar vardır.Между ноздрями и ртом пролегают бороздки.
Merminin (çekirdeğin) sivri burunlu olduğunu ifade eder.Фигурировала в громком деле Сухово-Кобылина.
Bujumbura, Burundi'nin eski başkentidir ve en büyük şehridir.Бужумбу́ра (фр. Bujumbura) — бывшая столица и самый большой город Бурунди.
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.Он возбуждает меня, когда я смотрю на него.
Ndadaye'nin öldürülmesi Hutular ile Tutsiler arasında yaşanan Burundi İç Savaşı'nın başlangıcı olmuştur.Убийство П.Нгендандумве стало началом многолетнего конфликта между хуту и тутси.
Burundi arması, Afrika ülkesi Burundi 'nin 1966 yılından bu yana kullandığı resmi devlet armasıdır.Герб Бурунди — один из официальных символов государства Бурунди, принят в 1966 году.
Şehir içi ulaşım ise BURULAŞ'a aittir.Дорога внутри города становится улицей (также проспекты).
Yeşil Burun Adaları Bankası (Portekizce)Эскудо Островов Зелёного Мыса (порт.
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.Под их взглядом всё стало загораться.
Daha az resmî başka tanımlar da öne sürülmüştür, örneğin kavis ve burulma gibi.Были и другие протоколы, менее известные, например, SIP.
Bu yaşananlar neticesinde Burundi İç Savaşı şiddetini arttırmıştır.После этих событий в Ливии последовала эскалация гражданской войны.
En önemli duyu organları burunlarıdır.Наиболее сложными слуховыми органами насекомых являются тимпанальные органы.
Fakat burası bir ada değil, burundur.То, на чем мы были, — это не остров, а рыба.
Kulak Burun Bogaz Mütehassısıdır.Ушные хрящи мясистые.
Burun delikler dışa doğru yönelmektedir.Ноздри направлены наружу.
Burun siyahtır.Нос чёрный.
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.В фильме рассказана трагическая история любви.
Burundan da dışarı atılır.Лата тоже бросает его.
İnsangilleri de içine alan kuru burunlu maymunlar grubu, nemli burunlulardan birçok farklılık gösterir.Драконы, живущие среди людей, знают многие человеческие наречья.
Onun alnı açıktır, kemer burunludur.Он лысый, имеет усы, но у него нету носа.
Burunsız buz teşer.Ледяное яйцо Нобеля