Gözler, kulaklar, burun, dil ve deri, bunlar senin doğuştan sahip olduğun 'araçlar'.Глаза, уши, нос, язык и кожа — это инструменты, данные тебе с рожденья.
Gözler, kulaklar, burun, dil ve deri, bunlar senin doğuştan sahip olduğun 'araçlar'.Очи, уши, нос, език и кожа са инструментите, с които сте родени.
Gözler, kulaklar, burun, dil ve deri, bunlar senin doğuştan sahip olduğun 'araçlar'.עיניים, אוזניים, אף לשון ועור הם הכלים. שאיתם אתה נולדת
Gözler, kulaklar, burun, dil ve deri, bunlar senin doğuştan sahip olduğun 'araçlar'.العيون والآذان والأنف واللسان والجلد هي أدوات ولدت معك
Gözler, kulaklar, burun, dil ve deri, bunlar senin doğuştan sahip olduğun 'araçlar'.「道具」です。 周りの世界を理解するための道具です。
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıAn-ne lấy làm sầu khổ trong lòng, vừa cầu khẩn Ðức Giê-hô-va, vừa tuôn tràn giọt lệ.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıAn-ne lấy_làm sầu khổ trong lòng , vừa cầu_khẩn Ðức_Giê - hô-va , vừa tuôn tràn giọt lệ .
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıA ona będąc w gorzkości serca, modliła się Panu, i wielce płakała.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıA ona bola rozžialenej duše a modlila sa Hospodinovi a plakala veľmi.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıEla, pois, com amargura de alma, orou ao Senhor, e chorou muito,
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıella oró a Jehovah con amargura de alma y lloró mucho
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıÉs lelkében elkeseredve, könyörge az Úrnak, és igen sír vala.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıEssa era afflitta e innalzò la preghiera al Signore, piangendo amaramente
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıEt, l`amertume dans l`âme, elle pria l`Éternel et versa des pleurs.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıHanna was vertwijfeld en huilde bittere tranen, terwijl zij tot de HERE bad.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıIn njej je bilo bridko v duši, in molila je h GOSPODU in silno jokala.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıja rukoili Herraa mieli murheellisena, itki katkerasti
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı한나가 마음이 괴로와서 여호와께 기도하고 통곡하며
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıoch i sin djupa bedrövelse begynte bedja till HERREN under bitter gråt.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıog i sin hjertesorg bad hun til Herren og gråt sårt.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıog i sin Vånde bad hun under heftig Gråd til HERREN
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıOna pak jsuci v hořkosti srdce, modlila se Hospodinu a plakala velmi.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıŞi Ana se ruga Domnului cu sufletul amărît şi plîngea!
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıUnd sie war von Herzen betrübt und betete zum HERRN und weinte sehr
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıΚαι αυτη ητο καταπικραμενη την ψυχην και προσηυχετο εις τον Κυριον, κλαιουσα καθ' υπερβολην.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıИ была она в скорби души, и молилась Господу, и горько плакала,
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıТя, прочее, преогорчена в духа си, се молеше Господу, и плачеше твърде много.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıוהיא מרת נפש ותתפלל על יהוה ובכה תבכה׃
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıوهي مرّة النفس. فصلّت الى الرب وبكت بكاء
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı哈 拿 心 裡 愁 苦 、 就 痛 痛 哭 泣 、 祈 禱 耶 和 華
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı哈 拿 心裡 愁苦 、 就 痛痛 哭泣 、 祈禱 耶和華
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.A szörny oldalvást mozog a tengerpart nedves homokján, orrával a szél irányába nézve.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Bestia merge în diagonală pe nisipul ud al plajei, cu nasul în vânt.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Das Tier bewegt sich seitwärts auf dem nassen Sand am Strand, seine Nase in den Wind gedreht.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.De beesten lopen zijwaarts over het natte zand van het strand, met hun neus in de wind gericht
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Hewan ini berjalan menyamping di pasir basah di pantai, dengan hidungnya mengarah ke arah angin.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.주둥이를 바람으로 향하게 한 채 해변의 젖은 모래 위를 옆으로 걸어갑니다.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.La bestia camina de costado sobre la arena mojada de la playa, con su trompa apuntando hacia el viento.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.L" "animale" cammina lungo il bagnasciuga. col naso puntato al vento.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Les bêtes se déplacent latéralement sur le sable mouillé, avec leur museau face au vent.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Loại động vật này bước về một hướng trên bãi cãi ướt của bãi biển, với chiếc mũi hướng về cơn gió.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.O animal anda de lado na areia molhada da praia, com o nariz apontado ao vento.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Stvorenie kráča bokom po mokrom piesku na pláži a nos mu smeruje proti vetru.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Zvíře chodí do stran na mokrém plážovém písku, svým předkem namířeným proti větru.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Zwierzę porusza się bokiem po mokrym piasku na plaży, z nosem skierowanym w stronę wiatru.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Το κτήνος περπατάει πλαγίως στην υγρή άμμο της παραλίας, με την μύτη του στραμμένη προς τον άνεμο.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Зверовете ще вървят настрани по мокрия пясък на плажовете, с носа си, насочен към вятъра.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.Зверь обходит стороной мокрый пляжный песок, повернув нос против ветра.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.החיות הולכות הצידה על החול הרטוב של החוף, כשאפם מופנה אל הרוח.
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.الوحش يمشي جانبيا على الرمال الشاطئ المبتلة وأنفه موجه نحو الرياح
Hayvan sahildeki ıslak kumlarda burunlarını rüzgara çevirerek yan yan yürüyor.横向きに歩きます 波打ち際、もしくは乾いた砂を踏むとすぐに立ち止まり
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Ingen lade märke till att de knotiga sakerna såg snarlika ut.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Keinem ist aufgefallen, dass die höckerartigen Dinger ähnlich aussahen.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Không ai để ý đến những thứ xương xẩu này nhìn khá là giống nhau.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.아무도 돌기들이 서로 닮아 보인다는 것을 눈치채지 못했습니다.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Nadie se dio cuenta de que la parte nudosa se parecía.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Nessuno ha notato le grinze sul naso.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Niemand had opgemerkt dat dat knoestige spul op elkaar leek.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Nikdo si nevšiml, že ty výrůstky vypadají podobně.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Nikt nie zauważył, że to sękate coś wygląda jakby tak samo.