Uyandığında ağzından ve burnundan gerçekten kan gelmektedir.Kolem nosu a úst se objevuje krvavá pěna.
1488 yılında Bartolomeu Dias Ümit Burnu’nu geçerek Hint Okyanusu’na açılan yolu bulmuş olur.Bartolomeu Dias obeplul mys Dobré naděje v roce 1488, čímž otevřel cestu do Indického oceánu.
1979 yılında Jackson her zamanki dans rutini sırasında burnunu kırdı.První plastickou operaci Jackson podstoupil v roce 1979, když si zlomil nos při taneční zkoušce.
1482 yılında Diogo Cão Kongo’yu keşfedecek ve 1486 yılında bugünkü Namibya’da bulunan Haç Burnu’na ulaşmıştır.Diogo Cão doplul v roce 1482 do oblasti Konga, ke Cape Cross (na území dnešní Namibie) v roce 1486.
Domuzun burnu, kısrağın götü, mezbaha iti, vaftiz edilmemiş kaş, kendi anasını siken.Prasečí rypáku, kobylí řiti, řeznický pse, nepokřtěná hlavo, běž obskočit vlastní matku!
Son dönemlerde ejderhanın baş kısmı tahrip olarak bozulmuş; burnundan sızan su da kurumuştur.Starý prales je v závěru zničen vichřicí, v polomech začíná kůrovcová kalamita.
Üst solunum sisteminde oluşarak kolay şekilde yayılan ve en çok burnu etkileyen bir bulaşıcı hastalıktır.Jde o snadno šiřitelné infekční onemocnění horních cest dýchacích, které postihuje zejména nos.
Burnu oldukça büyüktür ve sert deri ile kaplıdır.Nasul său e destul de mare și e acoperit de piele tare.
Sadece bir ay sonra Agrippa Sextus'un donanmasını Naulochus burnu açıklarında bozguna uğrattı.Doar o lună după aceea, Agripa a distrus marina lui Sextus în bătălia de la Naulochus.
İşaret parmağını burnuna götürmesi devam et demektir.Apoi îți cer să pui degetul pe o scoică.
Burnunu Kaybeden Palyaço, Bu yayınevi Delikburunlular Kabilesi, Bu yayınevi Kılçık Mahallesi, Bu yayıneviCuciulata are o publicație locală, Foaie de Cuciulata, al cărei redactor este Vasile Strâmbu.
Umman Burnu üzerinde konumlanır.Clientul se conectează la NAS.
Burunları domuz burnuna benzer.Este similară cu rața cu ochi de șoim.
1979 yılında Jackson her zamanki dans rutini sırasında burnunu kırdı.În 1979, Michael și-a fracturat nasul în timp ce repeta o coregrafie complexă.
Sapma hareketi uçağın burnunu sağa ya da sola hareket ettirmektir.Girația schimbă poziția botului avionului la stânga sau la dreapta.
Boğazım ağrıyor ve burnum akıyor.Mă doare în gât şi îmi curge nasul.
Sürekli burnumu temizlemek zorundayım.Trebuie să îmi suflu nasul încontinuu.
Domuzun burnu, kısrağın götü, mezbaha iti, vaftiz edilmemiş kaş, kendi anasını siken.Te disznópofa, te kancasegg, te hentes kutyája, te kereszteletlen tökfej, hogy baszom azt anyádat.
Ayrıca, kişinin ağzındaki ve burnundaki mukozada hafif kanama olabilir.Enyhe vérzés is előfordulhat a száj és az orr nyálkahártyáján.
Ayrıca üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokmakta ve kulak kabartmakta üzerine yoktur.És ismét beleüti az orrát abba, ami nem tartozik rá.
Agrippa, Sextus'un donanmasıyla Naulochus burnu önlerinde karşılaştı.A fővezér Agrippa a Naulochus foknál találkozott Sextus hajóhadával.
Burnumu kırdın.Murskasit nenäni.
Büyük bir mavi bir burnu ve bir beyin, bir ceviz büyüklüğünde vardır.Nagy kék orra van, de nincs farka, agya pedig borsó méretű.
Tam bu sırada Kovalyov uyanır ve burnunun yerinde olmadığını anlar.Egyik reggel aztán Kovaljov újra arra ébred, hogy orra a helyén van.
Burunları domuz burnuna benzer.Orrlyukai a bagolyfecskékéhez hasonlóak.
Gize'de bulunan Sfenks'in burnu Sufi Müslüman fanatikler tarafından kırılmıştır.Az Oktogonon történt mészárlást a paranoid személyiségzavarban szenvedő Bódi Zsolt követte el.
Mitchell, 2000 yılında Frequency (Frekans) filminin çekimlerinde burnunu kırdı.2000-ben a Frequency című filmben tűnt fel.
Yani küme, atın tam burnunun ucunda denebilir.Csak azt kellene külön leírni, ha a ló feje balra nézne.
Ölmeden önce Moody nin burnunun büyük bir kısmını parçalamıştır.)Mielőtt átváltozik, a tanuki falevelet tesz a fejére.
Eğitimler sırasında burnunu da kırdığını söylüyor.Úti élményeit, tapasztalatait az iskolában is igyekezett hasznosítani.
0º her zaman hava aracının burnunu gösterir.Az adat átvitele során valamennyi zaj mindig kerül a jelbe.
Her an podyumda yürüyormuş gibi burnu dik, yürüyüşü havalı.Színre lépés előtt nap mint nap izgulok, de ez jó fajta stressz.
Burnu dolaşan bir yol vardır.Niillä on pyöreä suu.
Domuzun burnu, kısrağın götü, mezbaha iti, vaftiz edilmemiş kaş, kendi anasını siken.Sian kärsä, tamman perse, teurastamon piski, ristimätön harjas, nussikaa äitiänne!
Uyandığında ağzından ve burnundan gerçekten kan gelmektedir.Kertoessaan valheen hänen nenänsä alkaa vuotaa verta.
Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.Emakoilla on neljä nisää.
Burnu ise siyah renktedir.Nokka on väriltään musta.
Nibbles, Tom'un burnuna tırmandı ve O Tom'un kasesinin kenarına zıpladı.Tomin pilkattua Carlia tämä tarttui patsaaseen ja löi sillä Tomia päähän.
Burnu kanıyor.Hänen nenästään vuotaa verta.
1979 yılında Jackson her zamanki dans rutini sırasında burnunu kırdı.Το 1979, ο Τζάκσον έσπασε τη μύτη του σε μια πρόβα χορού.
Burnu ise siyah renktedir.Tα χείλη είναι μαύρου χρώματος.
Sapma hareketi uçağın burnunu sağa ya da sola hareket ettirmektir.Η εκτροπή μεταβάλλει την διεύθυνση της πλώρης του αεροσκάφους, προς τα αριστερά ή τα δεξιά.
Prof. Gürgen'in burnu kanadı.Σε αυτό ακούγεται η φωνή του Dinger.
Aynı zamanda oldukça zengindir fakat burnu havada biri değildir.Η ηχητικότητα του είναι πολύ πλούσια, δεν αλλάζει όμως η τονικότητά του.
1979 yılında Jackson her zamanki dans rutini sırasında burnunu kırdı.I 1979 brækkede Jackson næsen under en avanceret danserutine.
Matt Groening, normalde gözlerle çizime başlamakta, ardından burnu ve Bart’ın kafasının tümünü çizmektedir.Matt Groening selv, starter normalt med øjnene, så næse, og resten af omridset af Bart hoved.
Bunu hayvanın ağzını, burnunu tıkayarak gerçekleştirirler.Derfor dier den med munden.
Plaka yalnızca alnı değil gözleri ve burnu da koruyordu.Masken beskytter kun åndedrættet og ansigtet.
Su-32 (Su-27IB): "platypus" burnunda yan yana biçimde iki koltuklu uzun menzilli vurucu versiyonu.Su-32 (Su-27IB): To-sædet version til anvendelse ved angreb med lang rækkevidde.
1488'de Burnu keşfeden Portekizli Bartolomeu Dias da ölenler arasındaydı.Det var portugiseren Bartolomeu Dias, der kom så langt i 1488.
1482 yılında Diogo Cão Kongo’yu keşfedecek ve 1486 yılında bugünkü Namibya’da bulunan Haç Burnu’na ulaşmıştır.Diogo Cão opdagede Congo i 1482 og nåede Cape Cross i 1486.
Onun uzun bir burnu vardır.Han har en lang næse.
1497 - Portekizli denizci Vasco de Gama, Ümit Burnu'na vardı.I 1497 ankom portugiseren Vasco da Gama til Zanzibar.
Burnum kaşınıyor.Min næse klør.
Tom burnumu kırdı.Tom brækkede min næse.
Audrey'in büyük bir burnu vardır.Aineias hadde et omfattende slektstre.
Ağzından salyaları akar ve heyecanlandığında burnu akardı.Han siklet, og det rant av nesen hans når han var oppskjørtet.
Burunları domuz burnuna benzer.Nymfene lignet øyenstikkernymfer.
1482 yılında Diogo Cão Kongo’yu keşfedecek ve 1486 yılında bugünkü Namibya’da bulunan Haç Burnu’na ulaşmıştır.Diogo Cão oppdaget Kongo i 1482 og nådde Cape Cross i 1486.
Kovalyov bir gazete ofisine gidip kayıp ettiği burnu için bir kayıp esya ilanı koymak ister.Kovaljov setter inn en etterlysning etter nesen i avisa, og anmelder deretter forsvinningen til politiet.