bununla birlikte ile cümle
bununla birlikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
16
HARF
6
HECE
10
ORT. KELİME
Bununla birlikte, sahneye geçen senenin konuşmacılarından olanSo with that, I'd like to invite onstage
Bununla birlikte, beklenmedik bir şekilde kese başka birinde çıktı.But beyond our imagination, this sachet turned up in the hands of someone unexpected.
"Bir şeyin bununla birlikte eşevrimleştiğini tahmin ediyorum.""I guess something has coevolved with this."
Ve bununla birlikte her yıl, gittikçe azalan deniz buzu gördüm.And I have also, every year, seen less and less sea ice.
Her birimizin bir benliği var fakat bununla birlikte doğduğumuzu düşünmüyorum.We each have a self, but I don't think that we're born with one.
Bununla birlikte, geridönüşümsüz bir şekilde neyin gideceğini bilmiyorsunuz. .Although you don't know what goes on in between for the irreversible.
Bununla birlikte davranışlarının bundan pek farklı olmadığını düşünüyorum.However, I don't consider his actions not much different from that.
Bununla birlikte, hikayeye bir ekleme yapıldı.However, there's an epilogue to this tale.
Bununla birlikte, benim için bu 500 sit alanı sadece bir başlangıç.However, to me, the 500 is really just the first 500.
Bununla birlikte, elini tutarım... ...ve seni yanımda götürürüm.However, I am going to hold your hand, and take you with me anyway.
Bununla birlikte Prenses, kaybedecek bir şeyin yok.However, Princess, there is no loss for you.
Bununla birlikte baban utanç içinde.However, your father is pure embarrassment.
Bununla birlikte, kendi tasviri Baxter Orr tarafından bir parçada kullanıldığındaNonetheless, when it was his imagery used in a piece by Baxter Orr,
Bununla birlikte yetkililerden korktukları için, hiç kimse Ondan açıkça söz etmiyordu.Yet no one spoke openly of him for fear of the Jews.
Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.So We gave those among them who were believers their reward; but most of them are disobedient.
Bununla birlikte, içlerinden bir zümre, bilip durdukları halde gerçeği gizliyorlar.Yet a section among them conceals the truth knowingly.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.But forbear and forgive them, for God loves those who do good.
Bununla birlikte Allah, gerçekten çok affedici, çok bağışlayıcıdır.But God is forbearing and forgiving.
Bununla birlikte hangi memleketi, helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.Never have We destroyed a habitation till We had sent admonishers to them
Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.Never have We destroyed a habitation till We had sent admonishers to them
Bununla birlikte, ALLAH savaşım verenleri oturanlar üzerine daha büyük bir ödülle üstün kıldı;And Allah hath preferred the strivers above the holdersback with a mighty hire.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.But forgive them, and overlook (their misdeeds).
Bununla birlikte o, Allah'ın izni olmadıkça inananlara hiçbir zarar veremez.But he cannot harm them in the least, unless it be by God's leave.
Bununla birlikte Yemen İç Savaşı, kaçakçıların harekâtlarını askıya almalarına neden oldu.The Yemeni conflict, however, has caused the smugglers to suspend their operations.
Bununla birlikte diğerleri yasakla alay etti:However, others mocked the ban:
Ordu bununla birlikte 30 geçici ev ve 450 metreden fazla köprü de inşa edecek.The military will also build about 30 temporary houses and more than 450m of bridges.
Bununla birlikte, Sırbistan’ın hava kalitesini düzenleyen bir tasarıyı da geçirmesi gerekiyor.At the same time, Serbia must pass a bill on regulating its air quality.
Bununla birlikte Kalmeta’nın bakanlığı kendi içinde bir yolsuzluk skandalıyla çalkalanıyor.However, Kalmeta's ministry is facing its own corruption scandal.
Bununla birlikte ziyaretçi sayısı gerçekten de giderek artıyor.Nevertheless, visitors are indeed coming at an ever faster pace.
Rohan bununla birlikte, Kosovalı liderlere statünün kendiliğinden gelmeyeceğini söyledi.He also warned Kosovo leaders that status would not come automatically.
Lider bununla birlikte, "bir tutuklama emri olduğu takdirde polis işini yapacağını" da ekledi.At the same time, he added, "if there is an arrest warrant, the police do their job.
Bununla birlikte olayla ilgili tutuklu sayısı yediye ulaştı.That makes seven in all detained in connection with the case.
Bununla birlikte, caz kavramı kuşkusuz Ramazan’ın genel konseptine yepyeni bir katkı sunuyor.Yet, the concept of jazz is certainly an innovative contribution to the observance of Ramadan.
AB bununla birlikte Ankara'yı Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik adım atmaya da çağırıyor.The EU is also urging Ankara to take steps towards resolving the Cyprus issue.
UNMIK başkanı bununla birlikte, geri dönüşler için yeterli bağışçı desteği olmadığına dikkat çekti.At the same time, the UNMIK chief noted the lack of sufficient donor support for returns.
Türkiye'de kredi kartı kullanımı, bununla birlikte kredi kartı borcu da giderek artıyor.Credit card use is on the rise in Turkey, and so is the amount of credit card debt.
Bununla birlikte, çoğunun tahmin ettiği üzere hayat pahalılığı da arttı.At the same time, the cost of living has also increased moderately, as many predicted.
Bununla birlikte AK'nin bazı alanlarda endişeleri de yok değil.At the same time, the EC has concerns in a number of areas.
Marovic, "Bununla birlikte mesele, doğru yönde gidip gitmediği."However, the question is whether it is going in the right direction.
Bununla birlikte halk, tarihi bir yıldönümünü de kutladı.They also commemorated a key historical anniversary.
Tadiç bununla birlikte barışçı bir çözümün önemini de vurguladı.At the same time, he stressed the importance of a peaceful solution.
Bununla birlikte, birçok Sırp blogcu, filmin propaganda yaptığını ve siyasi olduğunu düşünüyor.Many Serbian bloggers however, argued the film is propagandistic and political.
Bununla birlikte, bu açıklamanın geniş anlamda önemi konusunda uzmanlar aynı fikirde değiller.However, experts are not of the same mind concerning the greater significance of the statement.
Bununla birlikte kuruluş, daha fazla iyileşmenin gerekli olduğunu da belirtti.At the same time, the agency cited the need for further improvement.
Ancak bununla birlikte, Ankara Ermeni sorunuyla ilgili politikasında bir değişiklik de düşünebilir.At the same time, however, Ankara may be eyeing a change in policy concerning the Armenian issue.
Udum, bununla birlikte "Ankara'nın İran'a yanlış sinyaller göndermek istemediğini" belirtiyor.At the same time, "Ankara does not want to send the wrong signals to Iran," she says.
Bununla birlikte planı proaktif değil, “engelleyici” buluyorlar.At the same time, however, they view the plan as preventative, not proactive.
Günümüzde ise ortak mesele kavramı ve bununla birlikte de halk olma hissi kayboldu.Nowadays, the sense of an overarching issue has disappeared, and with it the sense of commonality.
Yetkili, bununla birlikte EULEX'in bir an önce göreve başlama gereğini de vurguladı.At the same time, he emphasised the need to deploy EULEX as soon as possible.
Çernobil'de bununla birlikte tüm büyük projelerin 2015 yılına kadar tamamlanması bekleniyor.That and all other major projects at Chernobyl are expected to be completed by 2015.
Ancak Tadiç, bununla birlikte soruna barışçı bir çözüm bulunmasına olan bağlılığını da vurguladı.At the same time, however, Tadic stressed his commitment to a peaceful resolution of the issue.
Ancak bununla birlikte, hükümet AB ilkelerine riayet etme sözü de verdi.At the same time, however, the government has made a pledge to observe EU principles.
Bununla birlikte bakan, Washington'un Makedonya'nın çabalarını desteklemeyi sürdüreceğini söyledi.Nevertheless, he said, Washington will continue to back Macedonia's efforts.
Bununla birlikte, 65 yaş üstündeki insanların oranı da 2000 yılına göre daha yüksek olacak.At the same time, the proportion of people over the age of 65 will be higher than in 2000.
Hükümet bununla birlikte daha az tartışmalı, yenilenebilir enerji kaynaklarını da araştırıyor.At the same time, it is exploring other, less controversial, renewable energy sources.
Bununla birlikte demiryolu yapmak için sürekli rekabete girişmişlerdir.Alongside this, they constantly competed to build a railway.
Bununla birlikte, Atatürk'e kadar reform düşüncesi meşrutiyet fikrinin ötesine geçmemişti.However, the idea of reform did not go beyond the idea of a constitutional monarchy until Atatürk.
Bununla birlikte, parçacık anti parçacık çiftinin elektriksel olarak birbirini çektiği gözlemlendi.However, particle–antiparticle pairs are observed to electrically attract one another.
Enron bununla birlikte kurumsal dolandırıcılığın ve bozulmanın en iyi bilinen örneği olmuştur.Enron has since become a well-known example of willful corporate fraud and corruption.
Bununla birlikte, viral genom ortadan kaldırılmamıştır.However, the viral genome is not eradicated.