Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Achei que era uma teoria interessante.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Ami szerintem egy érdekes ötlet vagy elmélet.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Ce que j'ai trouvé être une idée, une théorie intéressante.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Čo bola, myslím, zaujímavá myšlienka, teória.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Což byla myslím zajímavá myšlenka, teorie.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Hvilket jeg synes var en interessant ide, teori.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Ich muss zugeben: eine interessante Idee - oder Theorie.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Mi s-a părut o idee interesantă, o teorie interesantă.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum. Sonuç olarak artık evrimsel bir mazeretiniz var.Io penso che sia una teoria interessante, così adesso avete anche una scusa evolutiva.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum. Sonuç olarak artık evrimsel bir mazeretiniz var.Lo cual pienso es una interesante idea, teoría, entonces ahora ya tienen una excusa evolutiva.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum. Sonuç olarak artık evrimsel bir mazeretiniz var.To bardzo ciekawa teoria i wymówka ewolucyjna.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Tôi nghĩ đây là một ý tưởng khá thú vị, một giả thuyết.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Vilket jag tycker var en intressant idé, teori.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Wat ik wel een interessante theorie vond.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Yang saya pikir adalah ide dan teori menarik.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Κάτι που νομίζω ήταν μια ενδιαφέρουσα ιδέα, θεωρία.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Което сметнах за интересна идея, теория.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.Мне кажется, это интересная идея, теория.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.אני חושבת שמדובר בתיאוריה מעניינת.
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.وأجد انا هذا مثيرا للاهتمام .. لان بهذه النظرية
Bu fikri, teoriyi, ilginç buluyorum.これで進化論に基づく立派な口実ができましたね
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.Dalam proses pembuatan film ini Saat saya mengambil foto-foto, sering hingga membuat jengkel juru kamera.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.În timpul realizării acestor filme, am început să fac fotografii, adesea spre enervarea cameramanilor mei.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.여러 영화들을 제작 하는 과정 중에, 저는 사진을 찍는 것이 비디오 카메라맨의 고민처럼 어렵다고 생각했습니다.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.Mentre giriamo questi documentari mi capita di fare fotografie, spesso irritando non poco i cameramen.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.Mientras hacía estas películas me encontré tomando fotografías, que a menudo molestaban al camarógrafo.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.Podczas tworzenia tych filmów zacząłem fotografować, często drażniąc przy tym operatorów.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.Tijdens het filmproces sloeg ik aan het fotograferen, vaak tot ongenoegen van de cameramensen.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.Trong quá trình làm những phim tài liệu này, tôi thường chụp hình, làm cho những người quay phim khó chịu.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.Während der Dreharbeiten zu diesen Filmen habe ich viele Fotos gemacht, oft zum Ärger der Kameramänner.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.На протяжении процесса съемок я часто делал фотографии, чем вызывал явное раздражение со стороны операторов.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.במהלך הכנת הסרטים הללו מצאתי את עצמי מצלם, לעתים למורת רוחם של צלמי הווידאו.
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.خلال عملية إنتاج هذه الأفلام وجدت نفسى أقوم بالتقاط صور، غالباً بسبب الإنزعاج من مصورى الفيديو
Bu filmleri yapma sürecinde çoğu zaman kameremı sinirdendirme pahasına kendimi fotoğraf çekerken buluyorum.カメラマンがうんざりするほど 私が写真を撮っていることに気がつきました 私が撮った写真は強迫的ですらあると思いました
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Descubrí que mi fotografía era casi compulsiva.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Ich habe mich fast dazu verpflichtet gefühlt zu fotografieren.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Ik ervoer mijn fotografie als bijna dwangmatig.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Il mio fotografare è quasi compulsivo.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Je trouve cette photographie que j'ai prise presque compulsive.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.그리고 제 사진 작업이 눈을 뗄 수 없을 만큼 흥미롭다 생각했습니다.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Már szinte megszállottan fényképeztem.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Pentru mine, fotografia e ceva compulsiv.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Saya merasa mengambil foto ini hampir seperti kewajiban.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Stało się to dla mnie nałogiem.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Tôi nhân ra rằng việc chụp ảnh của mình gần như là bắt buộc.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Тази моя фотография се оказа почти натрапчива.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.Я понял, что фотография для меня - это что-то непреодолимое.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.מצאתי שהצורך שלי לצלם הוא כמעט כפייתי.
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.وجدت أن هذا التصوير الذى أقوم بة مُلْزِم
Bu fotoğrafımı neredeyse zorlayıcı buluyorum.写真の方が 時に扇情的なドキュメンタリより
Bu heykeldeki yüz ifadesini, diğer imparator portrelerinden oldukça farklı buluyorum.Ale mně přijde tak rozdílně vypadající od ostatních obrázků císařů.
Bu heykeldeki yüz ifadesini, diğer imparator portrelerinden oldukça farklı buluyorum.Ma lo trovo così diverso dall'aspetto di altre immagini di imperatori.
Bu heykeldeki yüz ifadesini, diğer imparator portrelerinden oldukça farklı buluyorum.Uważam jednak, że wygląda on zupełnie inaczej niż pozostałe wizerunki cesarzy.
Bu heykeldeki yüz ifadesini, diğer imparator portrelerinden oldukça farklı buluyorum.Мені здається, він дуже відрізняється від зображень інших імператорів.
Bu heykeldeki yüz ifadesini, diğer imparator portrelerinden oldukça farklı buluyorum.Но, мне кажется, он очень отличается от портретов других императоров. М:
Buna göre, biraz d t gittiğimde, d f'nin ne kadar olduğunu buluyorum. -Aceasta spune că, dacă modific puțin dt, cât de mult df obțin?
Buna göre, biraz d t gittiğimde, d f'nin ne kadar olduğunu buluyorum. -C'est dire, que je déplace un peu d t, comment beaucoup d'une f d arriver ?
Buna göre, biraz d t gittiğimde, d f'nin ne kadar olduğunu buluyorum. -Es besagt, dass wenn ich d t ein bisschen verändere, wie stark ändert dies f?
Buna göre, biraz d t gittiğimde, d f'nin ne kadar olduğunu buluyorum. -Ese es el decir, a medida que muevo un poco dt, cuanto de un df obtengo?
Buna göre, biraz d t gittiğimde, d f'nin ne kadar olduğunu buluyorum. -Isso está dizendo, conforme eu mudo um pouco dt, quanto quanto de df eu obtenho?