# Uzan ve bulutlara dokunVole et attrape ses nuages
# Uzan ve bulutlara dokunVuela y alcanza esas nubes
# Uzan ve bulutlara dokunVuela y alcanza esas nubes
Üzerimde beyaz bulutlar.Diventano praticamente nuvole bianche.
Üzerimde beyaz bulutlar.Drzewa są obsypane białym kwieciem.
Üzerimde beyaz bulutlar.Het zijn witte wolken daarboven.
Üzerimde beyaz bulutlar.Il n'y a que des nuages blancs au-dessus.
Üzerimde beyaz bulutlar.하늘엔 흰 구름만 떠있었지요.
Üzerimde beyaz bulutlar.Như những đám mây trẳng phía trên cao
Üzerimde beyaz bulutlar.Seperti awan putih di atas saya.
Üzerimde beyaz bulutlar.Sie sehen aus wie riesige weiße Wolken.
Üzerimde beyaz bulutlar.Sunt ca niste nori albi deasupra.
Üzerimde beyaz bulutlar.Σαν άσπρα σύννεφα στον ουρανό.
Üzerimde beyaz bulutlar.Те са като бели облаци над вас.
Üzerimde beyaz bulutlar.אני הייתי שם, שותל את החתיכות שלי,
Üzerimde beyaz bulutlar.وكانت هناك بعض الغيوم البيضاء فوق.
Üzerimde beyaz bulutlar.私はここで 乱切りにしたジャガイモを
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.(17:13) От блистания пред Ним бежали облака Его, град и угли огненные.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.(18:13) De la splendeur qui le précédait s`échappaient les nuées, Lançant de la grêle et des charbons de feu.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.A sötétséget tette rejtekhelyévé; sátora körülötte a sötét felhõk és sûrû fellegek.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Dari kilat di hadapan-Nya, keluarlah awan, hujan es dan api
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Din strălucirea, care se răsfrîngea înaintea Lui, ieşeau nori, cari aruncau grindină şi cărbuni de foc.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Do resplendor da sua presença saíram, pelas suas espessas nuvens, saraiva e brasas de fogo.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Fra Glansen foran ham for der Hagl og Ildgløder gennem hans Skyer.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Han gjorde mörker till sitt täckelse, till en hydda som omslöt honom; mörka vatten, tjocka moln.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Han gjorde mørke til sitt dekke, rundt omkring sig til sitt skjul, mørke vann, tykke skyer.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.hän pani pimeyden verhoksensa, majaksensa yltympäri: mustat vedet, paksut pilvet.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Hij hulde Zich in het duister, zodat Hij beschut was. In donker water en donkere wolken.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Iz svita pred njim je švigala skozi oblake njegove toča in žerjavica ognjena.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.그 앞에 광채로 인하여 빽빽한 구름이 지나며 우박과 숯불이 내리도다
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Por el resplandor de su presencia fueron atravesadas las nubes, por el granizo y los carbones de fuego
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Si avvolgeva di tenebre come di velo, acque oscure e dense nubi lo coprivano
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Từ sự rực rỡ ở trước mặt Ngài, ngang qua các mây mịt mịt của Ngài, Có phát ra mưa đá và than hực lửa.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Từ sự rực_rỡ ở trước mặt Ngài , ngang qua các mây mịt mịt của Ngài , Có phát ra mưa_đá và than hực lửa .
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Uczynił sobie z ciemności ukrycie, około siebie namiot swój z ciemnych wód, i z gęstych obłoków.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Udělal sobě z temností skrýši,vůkol sebe stánek svůj z temných vod a hustých oblaků.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Vom Glanz vor ihm trennten sich die Wolken mit Hagel und Blitzen.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Zo tmy si urobil skrýš, stán vôkol seba z vodného temna a z hustých oblakov vysokých.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Εκ της λαμψεως της εμπροσθεν αυτου διηλθον τα νεφη αυτου, χαλαζα και ανθρακες πυρος.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.О святкането пред Него Преминаха през облаците Му Град и огнени въглища.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.מנגה נגדו עביו עברו ברד וגחלי אש׃
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.من الشعاع قدامه عبرت سحبه. برد وجمر نار.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.因 他 面 前 的 光 輝 、 他 的 厚 雲 行 過 . 便 有 冰 雹 火 炭
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.因 他 面前 的 光輝 、 他 的 厚雲行過 . 便有 冰雹 火炭
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Поэтому облака воспринимаются как нечто, что мешает.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Also empfinden Menschen Wolken als etwas, das im Wege steht.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Así que la gente piensa que las nubes son cosas que estorban.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Astfel, oamenii văd norii ca pe lucruri care le stau în cale.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Dan mereka berpikir awan itu hanyalah suatu penghalang.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Du coup, les gens considèrent les nuages comme des choses gênantes.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.És így az emberek úgy gondolnak a felhőkre, mint dolgokra, amelyek útban vannak.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.그래서 사람들은 구름을 방해물로 생각하기도 하죠.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Mensen zien wolken als dingen die in de weg staan.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Så folk tänker på moln som något som är i vägen.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Và vì thế người ta nghĩ về chúng như là những vật thể ngáng đường vậy.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Έτσι, οι άνθρωποι σκέφτονται τα σύννεφα σαν πράγματα που "μπαίνουν στη μέση".
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.Відповідно, люди вважають, що скупчення хмар - це щось таке, що стоїть на їхньому шляху.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.И така, хората мислят за облаците като за неща, които им се изпречват.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.הם לא שמים לב ליופי, אבל הם אפילו לא שמים לב לעננים, אלא אם כן הם מסתירים את השמש.
Ve böylece insanlar bulutları araya giren şeyler olarak düşünüyorlar.ولهذا ترتبط السحب عند الناس بفكرة كونها أشياء تعترض الطريق.