Ana içeriğe geç
Sözlük

bulutlar ile cümle

bulutlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.And clouds really should be white at least, and oceans should be there at the beach.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.Avec des nuages blancs, et l'océan sur la plage.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.E le nuvole dovrebbero almeno essere bianche, e gli oceani dovrebbero essere lì sulla spiaggia.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.En de wolken zouden dan wit moeten zijn en de oceanen moeten ons tegemoetkomen op het strand.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.I chmury naprawdę powinny być co najmniej białe, i oceany powinny być na plaży.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.구름은 정말 하얗죠. 바닷물이라면 바닷가에서 만나겠죠.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.Och molnen bör åtminstone vara vita, och haven ska vara där vid stranden.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.Pilvet olkoon valkeat ja meret kohdatkoon rannalla.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.Và đám mây thực sự nên được trắng ít, và đại dương nên có tại bãi biển.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.Wenigstens die Wolken sollten weiß sein, die Ozeane uns am Strand erwarten.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.Пусть облака будут белы, как снег, А на берегу пусть встретит меня океан.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.ويجب أن تكون الغيوم بيضاء على الأقل، وتكون الأمواج هناك على الشاطئ.
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.海があるのは 砂浜でなきゃ 本がいるのは誰? 伝えたいことがあるんだ
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.Bien entendu ces nuages et cours d'eau ne contiennent pas réellement de l'eau.
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.Dĩ nhiên những đám mây và các lạch nước này không thực sự chứa nước
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.É claro que estas nuvens e canais, na verdade, não contêm água.
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.물론 이 구름과 물길들이 진짜 물을 가지고 있지는 않죠.
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.Naturalmente questi corsi d'acqua e queste nubi in realtà non contengono acqua.
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.No dobrze, te chmury i cieki nie zawierają wody.
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.Βέβαια, αυτά τα σύννεφα και υδατορροές δεν περιέχουν νερό.
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.כמובן שהנחלים והאגמים הללו לא ממש מכילים מים.
Tabii ki bu bulutlar aslında sudan oluşmaz.液体のエタンやメタンで一杯です
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Či vieš o tom, keď im nakladá niečo Bôh? Alebo kedy dá, aby sa zablesklo svetlo jeho oblaku?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?dod-é, hogy miként lebegnek a felhõk, [vagy] a tökéletes tudásnak csudáit [érted-é?]
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Fatter du, hvorledes Gud kan magte dem og lade Lys stråle frem fra sin Sky?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Forstår du hvorledes Gud styrer dem og lar sine skyers lyn blinke frem?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Förstår du på vad sätt Gud styr deras gång och låter ljungeldarna lysa fram ur sina moln?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Izali wiesz, kiedy co Bóg stanowi o tych rzeczach? albo gdy ma rozjaśnić światło obłoku swego?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?하나님이 어떻게 이런 것들에게 명령하셔서 그 구름의 번개 빛으로 번쩍 번쩍하게 하시는지 네가 아느냐
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Sabes tu como Deus lhes dá as suas ordens, e faz resplandecer o relâmpago da sua nuvem?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?¿Sabes tú cómo las pone Dios y hace aparecer su nube luminosa
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Sais-tu comment Dieu les dirige, Et fait briller son nuage étincelant?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Sai tu come Dio le diriga e come la sua nube produca il lampo
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Ştii cum cîrmuieşte Dumnezeu norii, şi cum face să strălucească din ei fulgerul Său?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Tahukah engkau bagaimana Allah memberi aba-aba, sehingga kilat memancar dari awan dan mega
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Tiedätkö, kuinka Jumala niillä tekonsa teettää ja kuinka hän antaa pilviensä leimausten loistaa?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Veš li, kako Bog obtežava oblake svoje in veli sijati njih svetlobi?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Weet u hoe God de wolken in de hand houdt en hoe Hij de bliksem daaruit tevoorschijn laat schieten?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Weißt du wie Gott solches über sie bringt und wie er das Licht aus seinen Wolken läßt hervorbrechen?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Znáš-li, jak se vznášejí oblakové, a jiné divy dokonalého v uměních?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Εννοεις πως ο Θεος διαταττει αυτα, και καμνει να λαμπη το φως της νεφελης αυτου;
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Знаешь ли, как Бог располагает ими и повелевает свету блистать из облака Своего?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Разбираш ли как им налага Бог волята Си. И прави светкавицата да свети от облака Му?
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?התדע בשום אלוה עליהם והופיע אור עננו׃
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?أتدرك انتباه الله اليها او اضاءة نور سحابه.
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?神 如 何 吩 咐 這 些 、 如 何 使 雲 中 的 電 光 照 耀 、 你 知 道 麼
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?神 如何 吩咐 這些 、 如何 使 雲中 的 電光 照耀 、 你 知道 麼
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileA könnyek bővítésére a friss reggeli harmat, hozzátéve, hogy több felhő felhők mély sóhajt:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileAvec des larmes de rosée le matin augmentant frais, Ajout aux nuages nuages plus avec ses profonds soupirs:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileCu lacrimi sporind roua dimineţii proaspete, adăugând la nori nori mai mult cu suspine sale profunde:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileDengan air mata menambah embun pagi segar, Menambah awan awan lebih banyak dengan desah yang dalam:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ile: 신선한 아침 이슬을 보강 눈물이 그의 깊은 한숨과 함께 구름보다 구름 추가로
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileKyyneleet kohensi tuoretta aamun kaste, lisäämällä pilviä enemmän pilvet hänen syvään huokaa:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileMed tårar utöka den friska morgonens dagg, Lägga till moln mer moln med hans djupa suckar:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileMed tårer forstærke den friske morgenens dug, Tilføjelse til skyerne flere skyer med sin dybe suk:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileMet tranen het verhogen van de frisse ochtend dauw, Toevoegen aan wolken meer wolken met zijn diepe zuchten:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileMit Tränen Vermehrung der frische Morgen Tau, Hinzufügen, um Wolken mehr Wolken mit seiner tiefen Seufzer:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileSe slzami rozšiřovat čerstvé ranní rosy, čímž se víc mraky mraky jeho hluboké vzdechy:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileSo slzami rozširovať čerstvé rannej rosy, čím sa viac mraky mraky jeho hlboké vzdychy:
Taze sabah çiğ artırmada, gözyaşları onun derin bir iç geçiriyor bulutlar daha bulutlar ekleme ileS solzami povečuje sveže jutro rosa, tako, da oblake več oblakov s svojo globoko vzdihi:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod