bulunması ile cümle

bulunması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Çocuk Finlandiya vatandaşı değilse, Finlandiya’da oturma izninin bulunması gerekir.وإذا لم يكن الطفل مواطناً فنلندياً فيجب أن يكون عنده تصريح إقامة في فنلندا.
Çocuk Finlandiya vatandaşı değilse, Finlandiya’da oturma izninin bulunması gerekir.如果子女居住芬兰,您可基于家庭成员申请居留许可。如果子女非芬兰公民,需持有在芬居留许可。居留许可最终决定时,子女必须为18岁以下未婚。
Çünkü bu dereceler, kosinüs değerinin bulunması için kolay dereceler. .Perche' sono gradi piuttosto facili par calcolare qual e' il valore del coseno.
Çünkü bu dereceler, kosinüs değerinin bulunması için kolay dereceler. .Потому что очень легко найти косинусы этих градусов.
Çünkü bu dereceler, kosinüs değerinin bulunması için kolay dereceler. .Тъй като на тези градуси е много лесно да се изчисли стойността на косинуса.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Denn so einer willig ist, so ist er angenehm, nach dem er hat, nicht nach dem er nicht hat.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.For er redebonheten forhånden, da er den velbehagelig efter det den har, og ikke efter det den ikke har.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Kajti če je dobra volja, prijetna je po tem, kar kdo ima, ne po tem, česar nima.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.할 마음만 있으면 있는 대로 받으실 터이요 없는 것을 받지 아니하시리라
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Lebo ak jesto ochota, príjemná je podľa toho, čo kto má, nie podľa toho, čo nemá.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Nebo jest-liť prve vůle hotová, podle toho, což kdo má, vzácná jest Bohu, ne podle toho, čehož nemá.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Pentrucă, dacă este bunăvoinţă, darul este primit, avîndu-se în vedere ce are cineva, nu ce n'are.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Porque, se há prontidão de vontade, é aceitável segundo o que alguém tem, e não segundo o que não tem.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Porque si primero se tiene dispuesta la voluntad, se acepta según lo que uno tenga, no según lo que no tenga
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.rt ha a készség megvan, a szerint kedves az, a mije kinek-kinek van, [és] nem a szerint, a mije nincs.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Sillä jos on alttiutta, niin se on otollinen sen mukaan, kuin on varoja, eikä sen mukaan, kuin niitä ei ole.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Vì nếu mình lấy lòng tốt mà làm, thì được đẹp ý theo điều mình có, chớ chẳng theo điều mình không có.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Vì nếu mình lấy_lòng tốt mà làm , thì được đẹp ý theo điều mình có , chớ chẳng theo điều mình không có .
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Διοτι εαν προυπαρχη η προθυμια, ειναι τις ευπροσδεκτος καθ' οσα εχει, ουχι καθ' οσα δεν εχει.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Бо коли в кого в охота, то вона приятна по тому, як хто мав, а не по тому, як хто не мав.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.Ибо если есть усердие, то оно принимается смотря по тому, кто что имеет, а не по тому, чего не имеет.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.като избягваме това, – някой да ни упрекне относно тоя щедър подарък, който е поверен на нашето служение;
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.כי בהמצא לאיש רוח נדיבה רצויה היא לפי מה שיש לו ולא לפי מה שאין לו׃
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.لانه ان كان النشاط موجودا فهو مقبول على حسب ما للانسان لا على حسب ما ليس له.
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.因 為 人 若 有 願 作 的 心 、 必 蒙 悅 納 、 乃 是 照 他 所 有 的 、 並 不 是 照 他 所 無 的
Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre yardımda bulunması uygundur.因 為人 若 有 願作 的 心 、 必 蒙 悅納 、 乃是 照 他 所有的 、 並 不 是 照 他所無的
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Căci Dumnezeu a vrut ca toată plinătatea să locuiască în El,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Car Dieu a voulu que toute plénitude habitât en lui;
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Denn es ist das Wohlgefallen gewesen, daß in ihm alle Fülle wohnen sollte
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.for det var Guds vilje at hele hans fylde skulde ta bolig i ham,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.아버지께서는 모든 충만으로 예수 안에 거하게 하시고
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Lebo sa zaľúbilo Otcovi, aby v ňom prebývala všetka plnosť,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Perché piacque a Dio di fare abitare in lui ogni pienezz
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Poněvadž se zalíbilo Otci, aby v něm všecka plnost přebývala,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Ponieważ się upodobało Ojcu, aby w nim wszystka zupełność mieszkała.
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.por cuanto agradó al Padre que en él habitase toda plenitud
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.porque aprouve a Deus que nele habitasse toda a plenitude,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.rt tetszett [az Atyának,] hogy Õ benne lakozzék az egész teljesség;
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Sillä Jumala näki hyväksi, että kaikki täyteys hänessä asuisi
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.thi det behagede Gud, at i ham skulde hele Fylden bo,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Ty det behagade Gud att låta all fullhet taga sin boning i honom
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Vì chưng Ðức Chúa Trời đã vui lòng khiến mọi sự đầy dẫy của mình chứa trong Ngài,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Vì_chưng Ðức_Chúa_Trời đã vui_lòng khiến mọi sự đầy_dẫy của mình chứa trong Ngài ,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Want God had besloten met Zijn hele wezen in Zijn Zoon te wonen.
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.διοτι εν αυτω ηυδοκησεν ο Πατηρ να κατοικηση παν το πληρωμα
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.Бо зволив (Отець), щоб у Ньому вселилась уся повня,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.ибо благоугодно было Отцу , чтобы в Нем обитала всякая полнота,
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.כי כן היה הרצון לשכן בו את כל המלוא׃
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.لانه فيه سرّ ان يحل كل الملء.
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.因 為 父 喜 歡 叫 一 切 的 豐 盛 、 在 他 裡 面 居 住
Çünkü Tanrı bütün doluluğunun Onda bulunmasını uygun gördü.因 為父 喜 歡 叫 一切 的 豐盛 、 在 他 裡面 居住
Dil kahvelerinde Fince sohbet edilmekte olup, biraz Fince bilginizin bulunmasında yarar vardır.En las cafeterías lingüísticas se charla en finés, por lo que es conveniente saber ya algo de finés.
Dil kahvelerinde Fince sohbet edilmekte olup, biraz Fince bilginizin bulunmasında yarar vardır.Kielikahviloissa keskustellaan suomeksi, joten on hyvä, jos osaat jo vähän suomea.
Dil kahvelerinde Fince sohbet edilmekte olup, biraz Fince bilginizin bulunmasında yarar vardır.On y discute en finnois, il est donc conseillé d’avoir déjà des bases de finnois.
Dil kahvelerinde Fince sohbet edilmekte olup, biraz Fince bilginizin bulunmasında yarar vardır.På språkkaféerna samtalar man på finska, så det är bra om du redan kan lite finska.
Dil kahvelerinde Fince sohbet edilmekte olup, biraz Fince bilginizin bulunmasında yarar vardır.Поскольку в языковых кафе разговаривают по-фински, хорошо уже иметь элементарные навыки финского языка.
Dil kahvelerinde Fince sohbet edilmekte olup, biraz Fince bilginizin bulunmasında yarar vardır.يتم في هذه المقاهي التحدث بالفنلندية، لذلك من الجيد لو أنك تعرف بعض الفنلندية.
Eksik eklentilerin bulunmasını etkinleştirAbilita rilevamento di allegati mancanti
Eksik eklentilerin bulunmasını etkinleştirActivar a detecção de anexos esquecidos
Eksik eklentilerin bulunmasını etkinleştirActivar la detección de adjuntos perdidos

İlgili Sayfalar