bulunması ile cümle

bulunması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Čo chcem, je liek vynájdený v najbližších 20 rokoch, včas na to, aby ma ochránil.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Det jag vill ha är ett botemedel inom de nästa 20 åren. Snart nog för att kunna skydda mig.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Điều mà tôi mong là có thuốc chữa khỏi bệnh trong 20 năm tiếp theo, kịp thời để bảo vệ tôi.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Haluan parannuskeinon 20 vuodessa, riittävän ajoissa suojaamaan itseäni.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Ich will ein Heilmittel, innerhalb der nächsten 20 Jahre, das dem vorbeugt.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Ik wil een behandeling in de komende 20 jaar, op tijd om mij te beschermen.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Lo que quiero es una cura en los próximos 20 años, suficientemente pronto para que me proteja.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Mam nadzieję, że znajdzie się lekarstwo, które mnie ochroni.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.O que eu quero é uma cura nos próximos 20 anos, cedo o suficiente para me proteger.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Saya ingin ada perawatan yang bisa melindungi saya 20 tahun lagi.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Vreau să i se găsească leacul în următorii 20 de ani, suficient cât să fiu protejată.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Αυτό που θέλω είναι να βρεθεί θεραπεία στα επόμενα 20 χρόνια, ώστε να προστατευτώ.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Това, което искам е лечение през следващите 20 години, достатъчно скоро, за да ме защити.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Чего я действительно хочу, так это чтобы изобрели лекарство в ближайшие 20 лет, чтобы успеть защитить меня.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.Чого б мені дійсно хотілось, так це, щоб через 20 років винайшли ліки. Достатній строк, щоб врятувати мене.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.אני רוצה תרופה בעשרים השנים הקרובות, מוקדם מספיק כדי להגן עלי.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.ما أريده هو علاج في العشرين سنة المقبلة، قريبا بما يكفي لحمايتي.
Beni kurtarmaya yetecek kadar kısa bi süre içinde, 20 yılda, bunun tedavisinin bulunmasını istiyorum.ただ この怪物に狙われても 私には準備ができているのです
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Alles klopte, 07:50 behalve op de as, daar was een gebrek aan warmte-energie.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Alles machte Sinn, außer dass an der Mittelachse keine Hitze zu finden war.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Minden egybevágott, egyet kivéve, nevezetesen, hogy a tengely mentén nem találtunk hőt.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Semuanya masuk akal, kecuali pada sumbu di mana ada panas yang hilang.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Todo tenía sentido excepto en el eje, que faltaba calor.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Totul avea sens, exceptând faptul că în jurul axei, nu era destulă căldura.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Tout fit sens, sauf qu'au niveau de l'axe, il y avait un manque de chaleur.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Tutto aveva senso, a parte il fatto che nell'asse mancava del calore.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu. Bir ısı kaybı mevcuttu.Всё подтвердилось, кроме линии оси, где не было повышенной температуры.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.Všetko dávalo zmysel, až na to, že na osi chýbalo teplo.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.Wszystko się zgadzało, z tym, że na osi brakowało ciepła.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.Τα πάντα ήταν όπως αναμέναμε αλλά στον άξονα έλειπε η θερμότητα.
Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.Всичко имаше смисъл, с изключение, че по оста липсваше топлина.
Bir yığın ısı sondası çaktık. Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.우리는 열 탐침 한다발을 심었습니다. 모든게 이해가 되었는데,
Bir yığın ısı sondası çaktık. Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.Vi mätte temperaturerna och allt verkade stämma-
Bir yığın ısı sondası çaktık. Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.פרסנו כמה גלאי חום. הכל הסתדר,
Bir yığın ısı sondası çaktık. Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.فقمنا بتوصيل حرارة في القشرة الأرضية هناك. ووجدنا بالفعل ما توقعناه
Bir yığın ısı sondası çaktık. Bir düzlemde ısı kaybı bulunması dışında herşey mantıklı gidiyordu.海稜で熱量が失なわれていることだけが不可解でした どこかに消えていたんです
Bize Brezilya hükümetinin ülkede bulunan her gaz istasyonunda etil alkol bulunmasını şart koştuğunu anlattı.Ci ha detto che il governo Brasiliano ha imposto l'etanolo in ogni stazione di servizio.
Bize Brezilya hükümetinin ülkede bulunan her gaz istasyonunda etil alkol bulunmasını şart koştuğunu anlattı.그는 브라질 정부가 브라질의 모든 가솔린 정거장이 에탄올을 수반할 것을 명령했다고 우리에게 말해주었어요.
Bize Brezilya hükümetinin ülkede bulunan her gaz istasyonunda etil alkol bulunmasını şart koştuğunu anlattı.Mówił, że brazylijski rząd przegłosował, żeby na każdej stacji benzynowej w kraju sprzedawany był etanol.
Bize Brezilya hükümetinin ülkede bulunan her gaz istasyonunda etil alkol bulunmasını şart koştuğunu anlattı.Ne-a spus că guvernul Braziliei a cerut ca fiecare benzinărie din țară să folosească etanol.
Bize Brezilya hükümetinin ülkede bulunan her gaz istasyonunda etil alkol bulunmasını şart koştuğunu anlattı.Той ни каза, че бразилското правителство е приело, че всяка бензиностанция в страната ще снабдява с етанол.
Bize Brezilya hükümetinin ülkede bulunan her gaz istasyonunda etil alkol bulunmasını şart koştuğunu anlattı.הוא סיפר לנו שממשלת ברזיל חייבה את כל תחנות הדלק במדינה להחזיק אתנול.
Bize Brezilya hükümetinin ülkede bulunan her gaz istasyonunda etil alkol bulunmasını şart koştuğunu anlattı.أخبرنا ان حكومة البرازيل أجبرت كل محطة وقود في البلاد باستخدام الإيثانول.
Bize Brezilya hükümetinin ülkede bulunan her gaz istasyonunda etil alkol bulunmasını şart koştuğunu anlattı.ガソリンスタンドにエタノール販売を義務付けたそうです また、新車には代替燃料対応とすることを
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Ale w odróżnieniu od niego, chyba o tym nie wiesz.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Chúng ta tích luỹ hạnh phúc, nhưng chúng ta lại nghĩ rằng hạnh phúc là một thứ để đi tìm.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Como Sir Thomas ustedes tienen esta máquina
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Dokážeme si pre seba šťastie vyrobiť, ale myslíme si, že ho treba hľadať.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Előállítjuk a boldogságot, de azt hisszük, a boldogság olyan valami, amit meg kell találni.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Kita mensintesis kebahagiaan, tapi kita berpikir bahwa kebahagiaan adalah sesuatu untuk ditemukan.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.행복의 연금술을 손에 쥐고도 깨닫지 못한 것이죠.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Noi sintetizăm fericirea, dar credem că ea e un lucru care poate fi găsit.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Nós sintetizamos felicidade, mas pensamos que a felicidade tem que ser procurada.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Nous fabriquons le bonheur mais croyons que le bonheur est quelque chose que l'on trouve.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Sintetizziamo la felicità, ma pensiamo che la felicità sia una cosa da trovare.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Srečo sintetiziramo, prepričani pa smo, da jo moramo iskati.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Tuotamme onnea keinotekoisesti, mutta meidän mielestämme onni on löydettävä.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Vi syntetiserer lykke, men vi mener, lykke er noget, der skal findes.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Vi tillverkar lycka, men vi tror att lycka är något som man måste finna.
Biz mutluluğu sentezliyoruz, fakat mutluluğun bulunması gerektiğini düşünüyoruz.Vyrábíme štěstí, ale přesto si myslíme, že štěstí se musí najít.

İlgili Sayfalar