Bu eserin Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.Este livro não tem tradução portuguesa.
Nisan 2008 itibarıyla havalimanına toplu taşıma bulunmamaktadır.Desta forma, ele não pode fazer o tour com a banda até 2008.
Ancak toplu olarak şiirleri elimizde bulunmamaktadır.Se pudésseis aqui ver poesia que não há!
Eserin başka çevirisi bulunmamaktadır.Pena que outras traduções não tenham a mesma felicidade.
İlk kurulumda root (yetkili kullanıcı) şifresi bulunmamaktadır.Apenas o administrador do sistema (root) pode definir prioridades negativas.
Aşıyı nörolojik etkiler gibi komplikasyonlar arasında yeterli ilişki bulunmamıştır.Não existem evidências que associem a vacina a complicações como efeitos neurológicos.
Yol ve ulaşım sorunu bulunmamaktadır.Nesse caso, problemas com velocidade e segurança não são afetados.
Mahallede Ptt şubesi bulunmamaktadır.Gols fora de casa não contam.
Daha özel anlamda, sonsuz bir dizide tura bulunmaması olasılığı sıfırdır.É permitido, e não raro acontece, contabilizar pontuações finais negativas numa rodada.
Deneyin varlığı konusunda hiçbir delil bulunmamaktadır.Atualmente ainda não há evidência experimental da sua existência.
Eserin özgün nüshâsı bulunmamakla beraber, bugün 16. yüzyılda Dresden'de çoğaltılan bir kopyası vardır.O documento original desapareceu, sobrevivendo apenas como uma cópia do século XVI mantida em Dresda.
O dönemde stadın özel bir adı bulunmamaktaydı.Na época, a fazenda ainda não tinha nome.
Mahallede taşımalı eğitim yapılmakta ve PTT Acentesi bulunmamaktadır.Dentro do local não é permitido andar de bicicleta e skate.
Şu an üretimi bulunmamaktadır.Encontra-se agora fora de produção.
Madagaskar üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin %90’ı dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadır.Mais de 60% das espécies nativas não podem ser encontradas em qualquer outra parte do planeta.
Heykeltıraş takımyıldızında üçüncü kadirden daha parlak yıldız bulunmamaktadır.A constelação de Sculptor não possui estrelas mais brilhantes que a terceira magnitude.
Mantraların genel kabul görmüş bir tanımı bulunmamaktadır.Como podemos ver, não há uma definição universal aceita de SAD.
Ancak Osmanlı Padişahı'nın arması bulunmamaktadır.Ao mesmo tempo, o poder dos Otomanos parecia não poder ser detido.
Ayrıca NoSQL'de olan shell düzeyi yaklaşımları da bulunmamaktadır.Seu contrato com a Shell também é destacado.
Ancak, geçmişi hakkında bilgi bulunmamaktadır.Não se deixe perturbar pelo passado.
Kenya'da belirgin bir tek tip kültür tanımı bulunmamaktadır.O Quênia não possui uma cultura única e proeminente que a identifique.
Elazığ hariç diğer illerde bulunmamaktadır.Assim, o mal está em todo lugar, exceto em si mesmo.
Hiçbir ara sahnede bulunmamaktadır.Contudo, a atriz não aparece em cena.
Şu an için bu hastalığa ait bilgi bulunmamaktadır.Atualmente não existem causas conhecidas da doença.
Fakat günümüzde bu kiliseye ait hiçbir iz bulunmamaktadır.Actualmente, ainda há vestígios desta igreja.
Kuzey Amerika'da hiçbir sürüm bulunmamaktadır.Na América do Norte, ainda não tem previsão de estreia.
Suns'ın ise halen şampiyonluğu bulunmamaktadır.O Leixões não quer ser campeão por favor.
Vilayetler günümüzde geleneksel bölümler olup idari özellikleri bulunmamaktadır.Atualmente, as províncias históricas não possuem funções administrativas, nem significado político.
Kitabesi bulunmamaktadır.Ele não aparece no livro.
Ancak, henüz toplum önünde sergilenmiş olan hali hazırda kullanıma hazır bir çalışma bulunmamaktadır.Não se espera que isso aconteça, a menos que a economia já esteja em pleno emprego.
2003 yılında kurulan gazetenin bir komünist parti ile bağı bulunmamaktadır.Desde 2003 paira a hipótese da festa deixar de ser comemorada.
Oysa o zamanlarda Peru'da hindi bulunmamaktaydı.Segundo esse ponto de vista, não teria tido em lugar algum realmente uma recepção em Persépolis.
Mahallenin bilinen bir kültürü bulunmamaktadır.Sendo assim, pode-se conceber que haja entretenimento sem cultura.
Karanlık, aydınlığın karşıtı ve görünür ışığın bulunmaması durumu.As trevas são a ausência de luz, a não-luz.
NASA'nın bunu fırlatma rampasına değişimi konusunda hiçbir prosedürleri bulunmamaktaydı.Walter não teve tempo de fazer seu show de lançamento.
Ama hasta idi ve hastalığının ne olduğuna dair kesın bilgimiz bulunmamaktadır."Ela teve uma infecção grave, mas não sabemos ainda qual é essa doença.
Sağlık ocağı vardır fakat sürekli bir personeli bulunmamaktadır.Também há falta do sistema de abastecimento de água próprio e não há uma equipe médica permanente.
PTT şubesi bulunmamaktadır.O HP do Capitão não se recupera.
Beldenin Kuruluş tarihiyle ilgili olarak kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Claramente sem perfil para integrar o Comitê das Beldades.
Ama yeterli delil bulunmamaktadır.Faltam as evidências.
Dorsal yüzgeçleri bulunmamaktadır.Não apresenta barbatana dorsal.
Deniz kuvveti bulunmamaktadır.Não haverá mais transporte marítimo de tropas.
Kendisine özgü herhangi bir kültürü bulunmamaktadır.É o único lugar onde encontrei a cultura gratuita.
İmâm et-Tirmizî'nin hayatı hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktadır.Não se sabe muito sobre o ciclo de vida de E. imbricata.
İlçede Yerel TV Kanalı bulunmamaktadır.Não há canais nacionais de televisão na Bélgica.
Mahallede entegre hayvancılık tesisi bulunmamaktadır.Não é permitida a entrada de animais no Parque.
(Öldürme, silahlar, vs. bulunmamalıdır.)(Moorden, wapens etc. dienen niet voor te komen.)
Başkanlık için aday olmadan önce, daha önce siyasi bir görevde bulunmamıştı.Vóór zijn presidentschap had hij nooit eerder een politieke functie vervuld.
Seslendirme veya yorum bulunmamaktadır.Dit zonder onderbrekingen of commentaar.
Çünkü daha önceki ağır çatışmalarda bulunmamışlardı.Ze konden de conflictueuze voorafgaande jaren niet vergeten.
Bu özellik POWER PC G5 de bulunmamaktadır.Deze eigenschap wordt niet ondersteund door de PowerPC G5.
Bu cihazlarda henüz 4G bulunmamaktadır.Verdere ontwikkelingen zijn er niet voorzien voor 4G.
Bu parkta hiçbir alışveriş dükkanı bulunmamaktadır.In deze wijk zijn geen winkels gevestigd.
Bir yükseköğretim kurumu bulunmamaktadır.Een overloper zal ik niet ontvangen...
Quadrupel'in bir bira türü olduğu konusunda uzlaşma bulunmamaktadır.Er is weinig overeenstemming over de status van quadrupel als afzonderlijke biersoort.
Ancak hangi yöreye ait olduğu ile ilgili bir kaynak bulunmamaktadır.Daar wordt niet aangeduid in welke stad ze zitten.
"Alternatif hipotez" kavramı R.Fisher'in formülasyonun da bulunmamaktadır.Het concept van de alternatieve hypothese maakte geen deel uit van de formulering door Fisher.
Diğer hukuki mercilerin de bu dönemde getirildiğini söylemek makuldür ancak bu konuda bilgi bulunmamaktadır.Ook de drievoudige vorm van ik wordt daar soms aangetroffen: Dat weet ik ik niet...
Günümüzde bu istasyon bulunmamaktadır.Het station staat er tegenwoordig niet meer.
Hiçbir limana bulunmamaktadır.Alleen krijgen ze de haven niet gevonden.