Biz zamanlar Latin Amerika için şöyle demişti, "İnsanlar bulundukları yerin neresi olduğunu takmaz.""Människor ger inte en skit för den där platsen."
Biz zamanlar Latin Amerika için şöyle demişti, "İnsanlar bulundukları yerin neresi olduğunu takmaz.""Οι άνθρωποι δε δίνουν δεκάρα γι' αυτόν τον τόπο".
Biz zamanlar Latin Amerika için şöyle demişti, "İnsanlar bulundukları yerin neresi olduğunu takmaz."彼は間違っていました
Böylelikle sınıfta bulundukları üç hafta boyunca... ...arayacakları 100 üstünde bağlantıyla gelmeliler.100人以上と接触する必要があります ソーシャルメディアを利用しましょう
Böylelikle sınıfta bulundukları üç hafta boyunca... ...arayacakları 100 üstünde bağlantıyla gelmeliler.강의가 진행되는 3주의 기간 동안 백 명 이상을 접촉해 얘기를 들어봐야 한다는 것입니다
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.이 나무의 7분의 1밖에 올라가지 못했네요.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Họ đang ở chỉ 1 phần bảy chiều cao cây.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Man fühlt sich schon verwundbar.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.On se sent vulnérable.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Ott vannak. Még csak a hetedét tették meg a fára felfelé vezető útnak.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Pâna aici au ajuns doar la o șeptime din înălțimea copacului.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Są na jednej siódmej wysokości tego drzewa.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Sólo han subido la séptima parte del árbol.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Sono solo a un settimo dell'ascesa.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Ze hebben nog maar één-zevende van de weg afgelegd.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Они преодолели только одну седьмую часть пути вверх по дереву.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.Те са само на една седма от пътя нагоре по това дърво.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.הם רק בשביעית הדרך במעלה העץ.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.هم في سُبع الطريق فقط نحو أعلى الشجرة.
Bulundukları nokta, o ağacın yalnızca 1/7'si.無防備な感覚がするんです
Bulundukları ortama bakın.O hodně temnější. Podívej na to prostředí ve kterém jsou.
Bulundukları ortama bakın.Набагато сумнівніше. Подивись на оточення в якому вони знаходяться.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.90%の正確率が物語っています
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Cách họ đã đạt được nó hóa ra lại không quá quan trọng trong việc dự đoán.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Comment ils sont arrivés là n'est plus vraiment relevant pour notre prédiction.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Cómo llegaron ahí no se vuelve terriblemente crítico al predecir.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Cum au ajuns până acolo nu este extrem de important pentru predicţie.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.E per qusto la storia risulta poco rilevante.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Hoe ze werden wat ze zijn, blijkt niet zo belangrijk bij het voorspellen.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Jak se tam dostali není při predikování nijak podstatné.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.어떻게 현 입장을 취하게 되었는지는 예측에 있어 절대 중요한 것이 아님이 드러났습니다.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.To, jak tam trafili, nie jest nam aż tak niezbędne do przewidywania.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Wie sie dorthingekommen sind, ist bei Voraussagen kein sonderlich wichtiges Element.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Как они пришли туда не так уж и важно для предсказания.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.Оказва се, че как са стигнали дотам, не е ужасно критично за предсказването.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.מסתבר שהאופן בו הגיעו לעמדתם הנוכחית איננו בעל חשיבות רבה לצורך החיזוי.
Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor.كيف وصلوا إلي تلك النقطة يجعله ليس من الصعوبة الحرجة في التنبؤ .
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Aceste protocelule, punându-si amprenta în mediul lor.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Disse er protoceller, der påvirker deres omgivelser.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Dit zijn protocellen, die patronen maken in hun omgeving.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Estas são protocélulas, moldando o seu ambiente.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Éstas son protocélulas, creando patrones en su medio.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Ezek a protosejtek, melyek nyomot hagynak környezetükön.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.이들은 주변 환경에 일정한 무늬를 아로새기고 있습니다.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Queste sono le protocellule nel corso di rimodellare il proprio ambiente.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Tohle jsou protobuňky prozkoumávající své okolí.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.To są protokomórki organizujące się w swym środowisku.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Voici des protocellules qui modèlent leur environnement.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Αυτά είναι πρωτοκύτταρα, που ταξιθετούν το περιβάλλον τους.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Това са протоклетки, подражаващи на околната си среда.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Це протоклітини, які моделюють своє навколишнє середовище.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Это - протоклетки, моделирующие свою среду.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.בונים תבניות בסביבה שלהם.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.تمثّل بيئتها.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.どうやってこれを作っているか、まだわかっていません
Bu yanıt çözüm odaklı. İnsanların bulundukları yerde ne yapabileceklerine bakıp buna cevap veriyor.Dan ini berpusat pada solusi, kebanyakan melihat apa yang dapat kita lakukan dan di mana kita berada.
Bu yanıt çözüm odaklı. İnsanların bulundukları yerde ne yapabileceklerine bakıp buna cevap veriyor.Es geht im Grunde darum zu schauen, was die Menschen tun können, dort wo sie sind, um dem entgegenzutreten.
Bu yanıt çözüm odaklı. İnsanların bulundukları yerde ne yapabileceklerine bakıp buna cevap veriyor.Es sobre todo ver lo que la gente puede hacer donde están, para responder a esto.
Bu yanıt çözüm odaklı. İnsanların bulundukları yerde ne yapabileceklerine bakıp buna cevap veriyor.Főleg azzal foglalkozik, hogy mit tudnak csinálni az ott, ahol vannak, és válaszolnak rá.
Bu yanıt çözüm odaklı. İnsanların bulundukları yerde ne yapabileceklerine bakıp buna cevap veriyor.Het benadrukt vooral wat mensen kunnen doen, waar ze ook zijn, om hierop te reageren.