Biz birçok kez Tokyo'da bulunduk.We have been to Tokyo many times.
İstasyona yürümek için kötü havada dışarıda bulunduk.We braved the elements to walk to the station.
Tom uzun süre uzaklarda bulunduktan sonra evde olmaktan mutluydu.Tom was happy to be home after being away for so long.
Önceden orada bulunduk.We've been there before.
Daha önce burada bulunduk.We've been here before.
Hepimiz orada bulunduk.We've all been there.
Biz irtibatta bulunduk.We kept in touch.
Yandaki gürültü hakkında yöneticiye şikâyette bulunduk.We complained to the manager about the noise next door.
Hepimiz toplantıda hazır bulunduk.We were all present at the conference.
Biz daha önce tehlikeli durumlarda bulunduk.We've been in dangerous situations before.
Hepimiz daha önce burada bulunduk.We've all been here before.
Daha önce burada bulunduk mu?Haven't we been here before?
İlişkimiz sırasında ikimiz de istemeden bazı sözler ve davranışlarda bulunduk.During our relationship we both said and did things we didn't mean.
Tom, evinde bilinçsizce bulunduktan sonra hastaneye kaldırıldı.Tom was rushed to the hospital after being found unconscious in his home.
Bulundukları yeri biliyorlardı.They knew where they were.
Hibe başvurusunda bulunduk.We've applied for a grant.
Hem de bulundukları kabı genişletebilirler.They can discharge the lightning that they absorb.
Yüksek sayıda bulunduklarından kansızlık (anemi) yaparlar.Thus they promise more than they can deliver.
Bir Seyahat tasarımı seçen kullanıcılar, bulundukları konumun adını kartta görür.Users who choose a Travel design will see the name of their current location displayed on the card.
Brezilya diplomatik servisinde görevde bulunduktan sonra 1927'lerin başında Morano ABD'ye geldi.Morano came to the US in early 1927 after serving in the Brazilian diplomatic service.
Bunlar, bulundukları bölgenin paşasından başkasını tanımazlardı.They found none except in cases of contempt for the house.
Kamu binaları yangın öncesinde bulundukları yerlere yeniden kuruldu.The previous owner was in the building removing his possessions the day before the fire.
İçinde bulundukları gemi maalesef bir fırtınaya yakalanır ve parçalanır.The ship is caught in a storm and wrecked.
Esasında azınlıkta bulundukları için de, hiçbir güçleri kalmayarak ağırlıklarını kaybetmişlerdir.Manes resemble little fat deformed men, and have no will of their own.
Eratik blokların bulundukları düzen, geçmişteki buzul hareketleri hakkında ipuçları verir.Patterns of glacial erratics hint at past glacial motions.
Bazı gemiler ise içinde bulundukları suları tanımadıklarından sığ yerde karaya oturdular.Indeed, the captives bobbed up to the surface after being thrown in the water from the boats.
Bu yüzden onlardan da bulundukları mevzileri terk edenler oldu.Those who stayed were persecuted.
Bu sesleri tehlikede olduklarında ve savunma amaçlı tehditte bulunduklarında çıkarırlar.These calls are produced when in distress and when making defensive threats.
Tekkesinde uzun yıllar irşadda bulunduktan sonra vefat etti.Many years seem to have passed since he left.
1993'te kalıntıları bulunduktan sonra cüce mamut olarak sınıflandırıldılar.After their discovery in 1993, they were considered dwarf mammoths.
Hindistan'ın Sundarbans National Parkında da bulundukları kaydedilmiştir.Presence recorded from Sundarbans National Park, India also.
Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk.He immediately confessed to that crime.
Hırvatlar Balkanlar'daki diğer Slavlar gibi 7. yüzyılda bulundukları topraklara yerleştiler.Slavs settled in the Balkans in the 7th century.
Matrikaların aynı zamanda insanların bedenlerinde de bulunduklarına inanılır.The Matrikas are also believed to reside in a person's body.
Fakat bölgede önceden bulunduklarına dair belgeler vardır.Traces of earlier habitation are found though.
Nevrotik insanlar çoğunlukla anormal davranışlarda bulunduklarının farkındalardır.It is often assumed that black women are just naturally angry.
Her biri katkıda bulundukları oranda hisse senedi sahibi olmuşlardır.In other words, each contributes according to the benefit received.
Fakat genellikle anlattıkları eserlerin nerede bulunduklarını göstermezler.Advertisers generally do not know where their offer is running.
Gazı meydana getiren tanecikler her yönde hareket edebilir ve bulundukları kabın hacmini alırlar.Others, known as tunnelers, bury the dung wherever they find it.
Böylece, dosyaların erişelebilmek için fiziksel olarak nerede bulunduklarının bilmesi gerekmez.Therefore, the tag does not have to be physically recovered for the data to be obtained.
Bunu duyan Temuçin ve adamları hemen bulundukları yerden uzaklaştılar.The man stopped them and asked them their news and what camp they had just come from.
Işaretlemeler iki veya daha fazla fazın denge halinde bulundukları noktaları gösterir.The markings show points where two or more phases can co-exist in equilibrium.
Turne için başka kentlere giden topluluklar, asıl bulundukları kent için değerlendirilir.The gardens are open to visitors, and used for recreation by the inhabitants of Salaspils.
İstiridyeler, midyeler gibi bulundukları yerde sabit kalırlar.They have seeds, which are enclosed in a shell-like coating.
Bölgede altın bulunduktan sonra bir altın madeni kampı kurulur.As word of the gold discovery got out, a mining camp arose.
Bulundukları konum dolayısıyla endişelidir.They are shocked by what they find.
İngiltere'deki sürekli bulundukları tek yer, WWT Slimbridge, Gloucestershire'dir.For services to the community in Slimbridge, Gloucestershire.
Ülke içerisinde bunların.. ...yoğun bir şekilde bulundukları bir yer var mı?And, so when you think about resources some of these are just kind of natural.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.What Newton recognized was that things tend to keep on doing what they are already doing.
Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.These are protocells, patterning their environment.
Onların on yıldan fazladır nasıl orada bulunduklarına, Ruslar'la birlikte bakmadık.We didn't check with the Russians to see how they did there for over 10 years.
İlk 100 seferde genelde şöyle yanıtlamış bulunduk:The first 100 times it resulted in us saying:
Saçları normalde bulundukların yönün ters tarafına attık.Saçları normalde bulundukların yönün ters tarafına attık.
Bir an için dünyayı, bulundukları ortamı, her şeyi unutmuş gibiler.They forget about the rest for just a moment.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.At the bottom of the cliff, we find that they're rare as hens' teeth.
Eğitime, kişilere kendi bulundukları ortamlarda farklılık yaratacak şeylerden başlamanız gerekir.You need to start education from things that make a difference to them in their settings.
Yani akışkanlarla ilgili genel olarak bulundukları kabın şeklini alırlar diyebiliriz.So a fluid, in general, takes the shape of the container.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.And I asked them to come along with the person they communicate with most.
Çünkü neden öğrencilerimiz bulundukları bölgeden çok çok uzaklara gitmek zorunda kalsınlar ki?Because why should our students have to go so far away from where they live?
Ve insanlar bize , daha önce ki gürültü gibi sözlü saldırıda bulunduklarında konuşmaya başlayalım.And let's start to speak up when people are assailing us with the noise that I played you early on.