Ana içeriğe geç
Sözlük

bulunan ile cümle

bulunan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şu bulunanların hepsi gözyaşlarına boğuldu.Those present were all moved to tears.
Toplantıda bulunanlar tasarıyı destekledi.Those present at the meeting supported the bill.
Bazı insanlar evcil hayvanlar olarak nadir bulunan hayvanları beslerler.Some people keep rare animals as pets.
Çantamda bulunan şekerleme sıcakta eridi.The candy I had in my bag went mushy in the heat.
Bu, o çölde bulunan bir hayvandır.This is an animal found in that desert.
Eski çağlarda tuz az bulunan ve maliyetli bir metaydı.Salt was a rare and costly commodity in ancient times.
Çin'in çölünde Japonya'nın tamamında bulunandan daha çok insan var.China's desert supports more people than are in Japan.
Kasaba çevresinde cinsel ilişkide bulunan çiftleri görmek sizi rahatsız etmiyor mu?Doesn't it irritate you to see couples making out around town?
Bu dağlarda bulunan tuzlar ve mineraller oldukça farklıdır.The salts and minerals found in these mountains are quite diverse.
Hacker şirketin veri tabanında bulunan hassas dosyalara erişimi kazandı.The hacker gained access to sensitive files in the company's database.
María, sonbahar gecesini aydınlatan çeyrek ayı bulunan, yıldızlı gökyüzüne baktı.María looked at the starry sky, with a quarter moon that illuminated that autumn night.
Avustralya'da bulunan bir yılan olan "içbölge taypanı" dünyanın en zehirli yılanıdır.The inland taipan, a snake found in Australia, is the most venomous snake in the world.
Kimse paranın çoğunu katkıda bulunan kişinin Tom olduğunu bilmiyordu.Nobody knew that Tom was the person who contributed most of the money.
Üzerimde bulunan tüm parayı dilenciye verdim.I gave the beggar all the money I had on me.
Meksika, Kuzey Amerika'da bulunan bir ülkedir.Mexico is a country in North America.
Onun hastanede bulunan annesini ziyarete gitmeyi planladığını düşünüyorum.I think she was planning to go visit her mother who is in the hospital.
Kapalı bir sistem içerisinde bulunan enerjilerin toplamı sabit kalır.In a closed system the sum of the contained energies remains constant.
Sana çok nadir bulunan bir şey vermek istiyorum.I want to give you something rare.
Tatoeba'ya katkıda bulunan başka Berberiler var mı?Are there other Berbers contributing to Tatoeba?
Keşke Tatoeba'ya katkıda bulunan birçok berber olsa.I wish there were many Berbers who contribute to Tatoeba.
Andorra, İspanya ve Fransa arasında bulunan küçük bir prensliktir.Andorra is a small principality situated between Spain and France.
O hayır kuruluşuna yaklaşık iki milyar yen bağışta bulunan birinin adı verildi.That charity is named after someone who contributed about two billion yen.
Solunda bulunan aletleri kullan.Use the tools found at your left.
Bulunan şeyler arasında şemsiyeler, ayakkabılar ve mendiller vardı.Among the things found were umbrellas, shoes, and handkerchiefs.
Vaatlerde bulunan tek kişi ben değildim.I wasn't the only one who made promises.
Tatoeba'yı va bu siteye katkıda bulunan bütün insanları seviyorum.I love Tatoeba and all the people that contribute on this website.
Masada üzerinde üç kızarmış yumurta bulunan bir tabak vardı.On the table, there was a plate with three fried eggs on it.
Ben sokağın köşesinde bulunan telefon kulübesindeki telefonu kullanacağım.I am going to use the telephone in the phone booth at the street corner.
Kataloğumuzda bulunanlara göre lütfen siparişlerinizi sınırlayın.Please restrict your orders to what is in our catalog.
Bir uzman arabada bulunan kumaşı analiz etti.An expert analyzed the fabric found in the car.
Tom çocukken, evde bulunan tek kitap İncil'di.When Tom was a kid, the only book in the house was a Bible.
Plaja gittiğin zaman okyanusta bulunan evrenin sınırsızlığını görürsün.When you go to the beach you see the immensity of the universe contained in the ocean.
Uçakta bulunan beş yüz yolcu vardı.The plane had five hundred passengers on board.
Fal kurabiyelerinin içinde bulunan falları kim yazıyor?Who writes the fortunes that are inside fortune cookies?
Polis olay yerinde bulunanları sorguluyor.The police are questioning witnesses.
Kilimanjaro, Tanzanya'da bulunan ve uyuyan bir yanardağdır.Mount Kilimanjaro is a dormant volcano located in Tanzania.
Katkıda bulunanlar da anonim kalabilirler.Contributors can also remain anonymous.
Başka katkıda bulunanlar vardı.There were other contributors.
Green Bank Teleskobu, Batı Virginia'da bulunan büyük bir telsiz teleskobudur.The Green Bank Telescope is a large radio telescope located in West Virginia.
Kapıda bulunan adam bana onun adını söylemedi.The man at the door didn't tell me his name.
Alexanderplatz, Berlin'in Mitte semtinde bulunan bir halk meydanıdır.Alexanderplatz is a public square located in the Mitte district of Berlin.
Macaristan Orta Avrupa'da bulunan bir devlettir.Hungary is a state located in Central Europe.
Şöminenin üstündeki duvarda bulunan resim Tom tarafından yapıldı.The painting on the wall above the fireplace is by Tom.
Sami'nin karnında bulunan arsenik seviyesi 4 atı öldürecek kadardı.The level of arsenic found in Sami's stomach was enough to kill 4 horses.
İkinci katta veya daha yüksekte bulunan bir daire arıyorum.I am looking for an apartment located on the second floor or higher.
Tom okulunun kütüphanesinde bulunan her kitabı okudu.Tom has read every book in his school's library.
Pyeongchang, Güney Kore'deki Taebaek Dağları'nda bulunan bir ilçedir.Pyeongchang is a county located in the Taebaek Mountains in South Korea.
Sınıfta bulunan herkes Tom'a güldü.Everybody in the class laughed at Tom.
Tom Tatoeba Projesine beş haneli bağışta bulunan bir bağışçı.Tom is a five-figure donor to the Tatoeba Project.
Cezayir'de bulunan Kabiliye'ye gelip Berberice öğrenmenizi tavsiye ederim.I recommend you to travel to Kabylie, Algeria, and learn Berber.
Kabiliye kuzeydoğu Cezayir'de bulunan dağlık bir bölgedir.Kabylie is a mountainous region situated in northeastern Algeria.
Cezayir'de bulunan Bicâye'ye taşındı.He moved to Bejaia, Algeria.
İş başvurusunda bulunan kişiye CV'sini tekrar yazmasını tavsiye etti.He advised the job applicant to redo her resume.
Truva günümüz Türkiyesi'nde bulunan bir şehirdi.Troy was a city in present-day Turkey.
1980'de kolay kredi imkanları veya her yerde bulunan ATM'ler yoktu.There were no easy credit facilities or ubiquitous ATMs in 1980.
Tom'un parmak izleri bıçakta bulunanlarla eşleşiyordu.Tom's fingerprints matched those found on the knife.
Karl, Alabama'daki küçük bir kasabada bulunan bir Walmart'ta çalışıyor.Karl works at a Walmart in a small town in Alabama.
"Başbakan, gemideki bulunan komşusunu ziyaret etti"."Başbakan, gemideki bulunan komşusunu ziyaret etti" (in Turkish).
Winkies'in arkasında bulunan adamın çevresinde olanlara dikkat edin.Note the occurrences surrounding the man behind Winkie's.
Bu sayı, Kudüs'teki ve çevresinde bulunan toplam Hristiyan nüfus hakkında bir fikir verebilir.This number may give an idea of the total Christian population in and around Jerusalem.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod