buluşuyor ile cümle

buluşuyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Her gün onunla buluşuyorsun.He meets you everyday after office.
Ne zaman buluşuyoruz peki, ne zaman, ne zaman ??When will we go on one? When will we go on the date?
Buluşuyoruz, sonra hemen ayrılmak zorunda kalıyoruz.As soon as we meet we have to part
Haftada beş kez buluşuyorlar.She's with her five times a week.
Şiir dünyası Struga’da buluşuyorWorld poetry comes to Struga
Karlsruhe şehrinde A5, A 8 ile buluşuyor.In the city of Karlsruhe, the A5 meets the A 8.
Suriye ve Filistinli liderler Kuvvetli ile devlet başkanlığı sarayında buluşuyor, 1955.Syrian and Palestinian leaders meeting Quwatli at the presidential palace, 1955.
Sir Bob, Yeni Zelanda Genel Valisi Dame Cindy Kiro ile Londra'da buluşuyor, 2022Sir Bob meeting Dame Cindy Kiro, Governor-General of New Zealand, in London, 2022
Bu iki levha, hendekle işaretlenmiş yakınsak bir sınır boyunca buluşuyor.These two plates meet along a convergent boundary, marked by the trench.
Sonunda buluşuyoruz! Bu an için çok bekledim.Endlich treffen wir uns! Ich habe so lange auf diesen Moment gewartet.
O kız arkadaşıyla buluşuyor.Sie trifft sich mit ihrer Freundin.
Hayranlar kendi kostümlerini dikip buluşuyorlardı.Diese Bands trugen Kostüme, welche ihre Fans übernahmen.
Bu grup, sıkça Londra'daki Grensham Koleji'nde buluşuyorlardı.Sie sollen nacheinander je einmal in der Woche eine Vorlesung am Gresham College in London halten.
Kaliforniya'da birçok göçmen müzisyen Alman tekrar buluşuyordu.À Paris, il y a beaucoup de musiciens étrangers qui se retrouvent.
İspanya'yı sık sık ziyaret ediyor ve orada İngiliz ajanları ile buluşuyordu.Il se rend encore souvent en Espagne pour rencontrer les dirigeants du PCE.
Hayranlar kendi kostümlerini dikip buluşuyorlardı.Destacan igualmente por su afición a los disfraces.
Hayranlar kendi kostümlerini dikip buluşuyorlardı.Актёры были ограничены в выборе костюмов.
Erişim tarihi: 25 Haziran 2022. ↑ "Tuba Büyüküstün ve Murat Boz 'Another Self'de buluşuyor!Zeytin Ağacı dizisi Netflix’te. www.hurriyet.com.tr (тур.).
Hayranlar kendi kostümlerini dikip buluşuyorlardı.Aikuiset saattavat järjestää omia naamiaisjuhliaan.
Hayranlar kendi kostümlerini dikip buluşuyorlardı.Οι Κοζάκοι έφτιαχναν οι ίδιοι τις στολές τους.
Yarın buluşuyor muyuz?Mødes vi i morgen?
Bayıldıktan sonra bir anda hastanede uyanıyor ve Akira ile buluşuyor.Ở phần cuối cùng, người chơi tỉnh dậy và thấy mình đang ở bệnh viện Rockwell.
Top Gun Airplane! ile buluşuyor!フライングハイ Airplane!
İspanya'yı sık sık ziyaret ediyor ve orada İngiliz ajanları ile buluşuyordu.1942년 이후 카나리스는 스페인을 자주 방문하여 영국의 정보원과 자주 접촉하였고, 심지어는 비시 프랑스에서 만나기도 하였다.
İspanya'yı sık sık ziyaret ediyor ve orada İngiliz ajanları ile buluşuyordu.Той често напуска Париж и посещава Румъния по частни дела.
Ayrıca Facebook'ta mezunlar buluşuyor.Sellest õppeaastast on lasteülikool ka Facebookis.
Buluşuyoruz, sonra hemen ayrılmak zorunda kalıyoruz.Sitôt réunis, on doit se quitter.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Dan bersama-sama, waktu dan tempat pembuatannya mengambil aura ini yang akhirnya dipuja-puja.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Mis ensemble, ce millésime et ce château ont acquis une aura qui leur a ensuite donné ce statut un peu culte.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Oboje skupaj, letnik in dvorec, je pripomoglo k avri, ki je vinu dala kultno podobo.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Og tilsammen, den årgang og at chateau fik denne aura der endte med at have denne kultstatus.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Samen vormden dat wijnjaar en dat chateau een aura dat zorgde voor een soort cult-achtige aanhang.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Tanto a colheita como o produtor pegaram nessa aura e acabaram por criar esta espécie de culto e fama.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Ten rocznik i ten zamek nabrały tej aury tajemniczości, która sprawiła, że wino to stało się kultowe.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Tento ročník a toto víno získali společně tuto auru, což vedlo až k tomuto kultu.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Совместно - и урожай, и замок создали ауру которая в конце концов породила культ.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor.아주 적절한 시기와 적당한 장소가 합쳐져 만들어졌기 때문에
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor.והשילוב שלהם - של הבציר ושל הטירה יצרו את ההילה
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor.بما أنه عتيق وفرنسي في نفس الوقت فقد أعطاه ذلك هذه الهالة
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor.この崇拝にも似た現象が起こっています
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.En ik kan niet geloven dat je hier bent en dat ik je hier ontmoet op TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.E non posso credere che tu sia qui e che ti sto incontrando al TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.És nem hiszem el, hogy itt vagy és itt találkozunk a TED-en.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.Ich kann gar nicht glauben, dass du jetzt hier bist und ich mit dir zusammen hier bei TED bin.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.I nie mogę uwierzyć, że jesteś tutaj i spotykam ciebie tutaj na TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.Je ne peux pas croire que tu es là et que je te rencontre ici à TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.Şi nu-mi vine să cred că eşti aici şi că te întâlnesc la TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.그리고 나는 정말 네가 여기 있고 내가 너를 여기 TED에서 만나고 있다는 걸 믿을수가 없단다.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.Và tôi không thể tin được cô đang ở đây và tôi đang gặp cô tại TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.Y no puedo creer que estés aquí y que te esté viendo aquí en TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.Και δεν το πιστεύω ότι είσαι εδώ και συναντιόμαστε εδώ στο TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.И я не могу поверить, что ты здесь, и у нас встреча здесь, на TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.Не мога да повярвам, че си тук и те срещам в TED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.ואני לא מאמינה שאת כאן ואני פוגשת אותך פה בTED.
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.ولم أكن أصدق أنك هنا .. وسوف أقابلك في " تيد "
Burada olduğuna inanamıyorum ve seninle burada TED'de buluşuyorum.それに 水槽の前で寿司を食べてるなんて
Bu yani bize ne ifade ediyor? Kocası kadınla yolda buluşuyor, ve eve 20 dakika erken varıyorlar.Então qualquer que seja este tempo, ele a encontra e volta.
Haftada beş kez buluşuyorlar.장기하 팬클럽에서 만난 사인데 한 일주일에 5일은 붙어 있어요
Haftada beş kez buluşuyorlar.Dia bersamanya 5 kali dalam seminggu
Haftada beş kez buluşuyorlar.Ela fica com a outra cinco vezes por semana.

İlgili Sayfalar