buluşmaya ile cümle
buluşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Buluşmaya yalnızca bir avuç dolusu insan geldi.Only a handful of people came to the meeting.
Trafik sıkışıklığı nedeniyle buluşmaya geç kaldık.Because of a traffic jam, we were late for the meeting.
Peki bugün buluşmaya ne dersin?How about meeting today?
Hepimiz yılda en az bir kere buluşmaya çalışıyoruz.We all try to get together at least once a year.
Pizzaro ve onun yirmi adamıyla buluşmaya gitti.He went to meet Pizzaro and twenty of his men.
O, Pizzaro ve onun yirmi adamıyla buluşmaya gitti.He went to meet Pizzaro and twenty of his men.
Onlar yirmi yıldan sonra tekrar orada buluşmaya karar verdi.They decided to meet there again after twenty years.
Bir daha asla buluşmayacaklardı.They would never meet again.
Onlar asla tekrar buluşmayacaklardı.They were never to meet again.
Onunla kahve dükkanında buluşmaya söz verdi.She promised to meet him at the coffee shop.
Onu benimle buluşmaya razı ettim.I prevail on her to have a date with me.
Kısa sürede onunla buluşmaya gideceğim.I'll go meet him soon.
Tom Mary ile buluşmaya gitti.Tom went on a date with Mary.
Yakında onunla buluşmaya gideceğim.I'll go meet her soon.
Seninle buluşmaya çıkamam.I can't go out on a date with you.
Gerçekten Mary ile buluşmaya çıkmayı istemiyorum.I really don't want to go out on a date with Mary.
Ortak noktada buluşmayacak mıyız?Won't you meet me halfway?
Alışveriş merkezinde Tom'la buluşmaya gitmeliyim.I have to go meet Tom at the mall.
Cuma akşamı, tanımadığım biriyle buluşmaya gidiyorum.I'm going to go on the blind date Friday evening.
Tom, Mary adında bir kızla buluşmaya gitti.Tom went to meet some girl named Mary.
Ben senin patronunla buluşmaya ihtiyaç duyarım.I need to meet your boss.
Onlarla buluşmaya gitmek zorundayım.I have to go meet with them.
Onunla buluşmaya gitmek zorundayım.I have to go meet with him.
Onlarla buluşmaya gidelim.Let's go meet them.
Ben onunla buluşmaya başladım.I started dating her.
Tom'la buluşmaya gitmek zorundayım.I have to go meet Tom.
Tom, Mary'yle buluşmaya devam etti.Tom continued to date Mary.
Tom hem Mary hem de Alice'le buluşmaya gitti.Tom has gone on dates with both Mary and Alice.
Tom buluşmaya gitmeye hazırlanıyor.Tom is getting ready to go on a date.
Bu gece Tom'la buluşmayacak mısın?Aren't you going to meet Tom tonight?
Sami, Leyla ile buluşmaya gitti.Sami went to meet Layla.
Sami ve Leyla gizlice buluşmaya başladılar.Sami and Layla started meeting in secret.
Sami ve Leyla gizli olarak buluşmaya başladılar.Sami and Layla started meeting in secret.
Düzenli olarak buluşmaya devam ettiler.They continued to meet regularly.
1998'de ABD Başkanı Bill Clinton iki lideri buluşmaya ikna etti.In 1998, US President Bill Clinton persuaded the two leaders to meet.
Ben, Alex ile buluşmaya gelir ancak kimse evde değildir.Ben comes over to meet Alex, but no one is home.
Giunia buluşmaya gelir (koro ve ariyosa: "Fuor di queste urne dölente").Scene 7 Giunia arrives (chorus and ariosa: "Fuor di queste urne dolente").
Kısa sürede aşık olurlar ve buluşmaya başlarlar.They soon fall in love and start living together.
Fakat Füsun, buluşmaya gelmez.No brush should be present.
Falstaff tekrar hanımlarla buluşmaya gider.Macbeth then goes to visit the witches again.
Daha önce buluşmaya gittim.I've gone on dates before.
Temel olarak, şüpheli bir buluşmaya gideceksiniz, ya da potansiyel olarak kötü bir yemeğe.Basically, you're going to go on some iffy date, or a potentially bad meeting.
Tae Ik ile buluşmaya mı?To meet Tae Ik?
Profesörle buluşmaya geldim.I came to meet a professor.
Tekrar bir buluşmaya gittiğini duydum.I heard you went on a date again.
Bugün,Ha Ni Bong Joon Guyla buluşmayacak mıydı?Today, isn't Ha Ni meeting up with Bong Joon Gu?
Eğer bilseydi benimle buluşmaya gelir miydi sanıyorsun?If he knew, would he have come to meet me?
Senin buluşmaya gittiğine de şahit olmadım.I haven't seen you date as well
Birini sevdiğimde illede çift olup buluşmaya filan gitmem mi gerekiyor?If I like someone, do I have to go on dates and be a couple with them?
Tek bildiğimiz; Liderin buluşmaya gittiği... ve kan içinde geri döndüğüHe doesn't know either. The headman went out... and then returned covered in blood
İlk tanıştığımız zamanlardan hatırladığım bir şey de, beraber bir buluşmaya gitmiştik.And when we first met, one of the things that I remember is that he took me out on a date.
Kocanla buluşmayacak mıydın sen? ne kocası!?!Hey, don't you have to go meet your husband? yyaa~ husband!?!
Ben, Alex ile buluşmaya gelir ancak kimse evde değildir.Ben comes over to meet Alex, but no one is home.
Tekrar geç kalınca, onunla bir daha buluşmayacağımı söyledim.Ich sagte ihm, wenn er noch mal zu spät komme, würde ich mich nicht mehr mit ihm treffen.
Ben, Alex ile buluşmaya gelir ancak kimse evde değildir.Sie will mit Alex reden, doch scheint der nicht in der Wohnung zu sein.
Anna kadınla buluşmaya gitti.Hans ist mit Maria zur Party gekommen.
İki lider Glassboro'da buluşmaya karar verirler.Die beiden Männer beschatten Clara auf dem Glastonbury Festival.
Max buluşmaya giderken kendisini neyin beklediğini bilmektedir.Max fait tout pour le rencontrer...
Anna kadınla buluşmaya gitti.Il part rejoindre Anne.
Oliphant’ ın ‘ buluşmaya gelmesini’ Allison şöyle hatırlıyor, ‘’… ve kesin bir şekilde ‘bomba’ dedi.Il raconte : "Oliphant vient à une réunion, et parle de 'bombe' en termes précis.
İlgili Sayfalar