Tom bana ihtiyacım olan şeyi bulmamda yardımcı olabileceğini söyledi.Tom said he'd help me find what I need.
Tom Mary'yi bulmamıza yardım etmek için burada.Tom is here to help us find Mary.
Tom burada yolumu bulmama yardım etti.Tom helped me find my way here.
Tom, aradığını bulmana yardım edebilir.Tom can help you find what you're looking for.
Bu bilgi bir şifa bulmana yardımcı olabilir.This information may help you find a cure.
Lütfen bir iş bulmama yardımcı ol.Please help me find a job.
Belki Tom'un nereye gittiğini bulmama yardımcı olabilirsin.Maybe you can help me find out where Tom went.
Belki Tom Mary'yi bulmamıza yardım edecek.Maybe Tom will help us find Mary.
Tom'un ihtiyacı olan şeyi bulmasına yardım edebilirim.I can help Tom find what he needs.
Kontakt lensimi bulmama yardım edin.Help me find my contact lens.
Lütfen saklanmak için bir yer bulmama yardım eder misin?Could you please help me find a place to hide?
Onu bulmama yardım edebilir misin?Can you help me find it?
Tom Mary'nin onun almasını istediği şeyi bulmaya çalışırken bir mağazadan diğerine gitti.Tom went from one shop to another trying to find what Mary had asked him to buy.
Hangisinin Tom'unki olduğunu bulman gerek.You need to find out which one is Tom's.
Bulmanın tek yolu Tom'a sormaktır.One way to find out is to ask Tom.
Tom'un bana neden yalan söylediğini bulmak istiyorum.I'd like to find out why Tom lied to me.
Bu ev için bir kiracı bulmak kolay olur.It will be easy to find a tenant for this house.
Tom bir bulmaca çözerken bankta bekliyordu.Tom was waiting on a bench, doing a crossword puzzle.
Tom halka açık bir telefon bulmakta zorluk yaşadı.Tom had trouble finding a public telephone.
Tom nihayet bir iş bulmayı başardı.Tom finally succeeded in getting a job.
Yine Tom gibi birini asla bulmayacağım.I'll never find someone like Tom again.
Fırsatını bulur bulmaz ayrıldım.I left as soon as I had the chance.
Tom fırsatını bulur bulmaz ayrıldı.Tom left as soon as he had the chance.
Biz Tom'u bulmalıyız.We must find Tom.
Tom'u bulmamız gerekiyor.We need to find Tom.
Onu bulmalıyız.We must find it.
Onu bulmamız gerek.We need to find it.
Onu bulmak zorundayız.We have to find it.
Bana kalacak bir yer bulması için Tom'a rica ettim.I asked Tom to help me find a place to stay.
Ankesörlü telefon bulmam gerekir.I need to find a pay phone.
Tom'a daha büyük bir vazo bulmaya çalışacağımı söyledim.I told Tom I'd try to find a bigger vase.
Tom'a ne söyleyeceğimi bulmaya çalışıyorum.I'm trying to figure out what to tell Tom.
Tom bana başka bir iş bulmaya çalışacağını söyledi.Tom told me he was going to try to find another job.
Tom'u bulmamızın ne kadar zaman alacağını tahmin etmek mümkün değil.There's no telling how long it'll take us to find Tom.
Tom'un yerine koyacak birini bulmanın o kadar zor olmayacağını onlara söyledim.I told them it wouldn't be that hard to find someone to replace Tom.
Onun nerede olduğunu Tom'a söylemediğin sürece o onu bulmayacak.As long as you don't tell Tom where it is, I'm sure he won't find it.
Daha sonra sana cevapları söyleyebilirim fakat onları önce kendin bulmaya çalış.I might tell you the answers later, but try to figure them out on your own first.
O aptalca bir şey yapmadan önce Tom'u bulmamız gerekiyor.We need to find Tom before he does something stupid.
Burada boy hedefiyiz. Bir paravana bulmamız gerekiyor.We're sitting targets here. We need to find cover.
Güvenli bir yer bulmaya çalışsak iyi olur.We'd better try and find somewhere safe.
Biz beklemek için güvenli bir yer bulmak zorundayız.We have to find somewhere safe to wait.
Bu işi pazartesiye kadar bitirtmek için bir yol bulmalıyız.We have to figure out a way to get this job finished by Monday.
Tom'un iş bir bulmasına yardım ettiğini duydum.I heard that you helped Tom find a job.
Biz daha verimli bir yöntem bulmalıyız.We must find a more efficient method.
Bu demiryolu istasyonunda uygun bir hamal bulmak zordur.It is difficult to find a porter who is available in this railroad station.
Onun kadar güzel bir şekilde Çince yazan birini bulmak zordur.It's hard to find someone who writes Chinese as beautifully as he.
Yeni bir bebek bakıcısı bulmamız gerekiyor.We need to find a new babysitter.
Yeni bir saklanma yeri bulmam gerekiyor.I need to find a new hiding place.
Yeni bir bebek bakıcısı bulmak zorundayız.We've got to find a new babysitter.
Yeni bir bakıcı bulmamız gerektiğini düşünüyorum.I think we need to find a new babysitter.
Sanırım yeni bir bebek bakıcısı bulmamız gerekiyor.I think we need to find a new babysitter.
O bir çözüm bulmak için çabalamalı.He must strive to find a solution.
Henüz bir şey bulmadım.I haven't found anything yet.
Onlar kuşkulu hiçbir şey bulmadı.They found nothing suspicious.
Şimdiye kadar, onlar hiçbir şey bulmadı.So far, they've found nothing.
Doktorlar Tom'la ilgili ters giden bir şey bulmadı.The doctors found nothing wrong with Tom.
Tom'un bir resmini bulmaya çalışıyorum.I'm trying to find a picture of Tom.
Sizi bulmak için uzun bir yol geldik.We've come a long way to find you.
Başka yol bulmak zorundayız.We've got to find another way.
Onları bulmak zorundayız.We've got to find them.