Ana içeriğe geç
Sözlük

bulduk ile cümle

bulduk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Amino asit olmasalar da şu anda propan ve benzen, Hidrojen siyanür ve formaldehit gibi bileşikler bulduk.Въпреки че не са аминокиселини, откриваме неща като пропан и бензен, водороден цианид и формалдехид.
Amino asit olmasalar da şu anda propan ve benzen, Hidrojen siyanür ve formaldehit gibi bileşikler bulduk.Поки це не амінокислоти, зараз ми знаходимо пропан та бензол, цианістий водень та формальдегіди.
Amino asit olmasalar da şu anda propan ve benzen, Hidrojen siyanür ve formaldehit gibi bileşikler bulduk.Это не аминокислоты, и мы сейчас выявили такие составляющие, как пропан, бензол, синильная кислота и формалин.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Cuanto más intentamos negar la paradoja, más evidencia encontramos para apoyarla.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Dar cu cât încercam să discredităm acest rezultat, cu atât mai multe dovezi găseam care să-l întărească.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Im bardziej chcieliśmy to podważyć, tym więcej zbieraliśmy dowodów na poparcie wyników.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.하지만 우리가 결과를 뒤집으려고 할수록 우리는 늙은 사람이 더 행복하다는 것을 입증하는 것들을 찾아냈습니다.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Maar hoe meer we die vondst proberen te verwerpen, hoe meer bewijs we vinden dat ze ondersteunt.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Mais plus nous avons essayé de désavouer cette découverte, plus nous avons trouvé de preuves en sa faveur.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Ma più abbiamo tentato di negare questa scoperta, più prove abbiamo trovato a supporto.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Mas quanto mais tentámos contrariar esta descoberta, mais provas encontrámos para sustentá-la.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Але чим більше ми намагалися відкинути це відкриття, тим більш очевидним ставало, що йому варто вірити.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.אך ככל שניסינו לכפור בממצא הזה, מצאנו יותר ויותר ראיות שתומכות בו.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.ولكن كلما حاولنا أن تتنكر لهذه النتيجة، كلما وجدنا أدلة أكثر تدعمها.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.逆に、それを裏付ける 証拠が見つかるのです 何年も前に 私は同僚とある研究を始め
Ancak, iyi bir VII. kademe tank bulduk.Aber wir haben einen guten Panzer der Stufe VII gefunden.
Ancak, iyi bir VII. kademe tank bulduk.Jednak udało nam się znaleźć dobry czołg poziomu VII.
Ancak, iyi bir VII. kademe tank bulduk.Mais nous avons trouvé un bon char de rang VII.
Ancak, iyi bir VII. kademe tank bulduk.Našli jsme však dobrý tank pro 7. úroveň.
Ancak, iyi bir VII. kademe tank bulduk.Pero hemos encontrado un buen tanque de rango VII.
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.A jeden z tých dvoch, ktorí to počuli od Jána a išli za Ježišom, bol Andrej, brat Šimona Petra.
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.Byl pak Ondřej, bratr Šimona Petra, jeden ze dvou, kteříž byli to slyšeli od Jana, a šli za ním.
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.Een van deze twee mannen was Andreas, de broer van Simon Petrus.
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.Egli incontrò per primo suo fratello Simone, e gli disse: «Abbiamo trovato il Messia (che significa il Cristo)
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.En av de to som hørte hint ord av Johannes og fulgte efter ham, var Andreas, Simon Peters bror;
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.Éste encontró primero a su hermano Simón y le dijo: --Hemos encontrado al Mesías--que significa Cristo--
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.kettõ közül, a kik Jánostól [ezt] hallották és õt követték vala, András volt az egyik, a Simon Péter testvére.
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.그가 먼저 자기의 형제 시몬을 찾아 말하되 우리가 메시야를 만났다 하고 (메시야는 번역하면 그리스도라)
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.Trước hết người gặp anh mình là Si-môn, thì nói rằng: Chúng ta đã gặp Ðấng Mê-si (nghĩa là Ðấng Christ).
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.Він знаходить первий брата свого Симона, й каже йому: Знайшли ми Месию (що єсть перекладом: Христос).
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.Он первый находит брата своего Симона и говорит ему: мы нашли Мессию, что значит: Христос;
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.הוא פגש בראשונה את שמעון אחיו ויאמר אליו את המשיח מצאנו אשר תרגומו כריסטוס׃
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.هذا وجد اولا اخاه سمعان فقال له قد وجدنا مسيا. الذي تفسيره المسيح.
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.他 先 找 著 自 己 的 哥 哥 西 門 、 對 他 說 、 我 們 遇 見 彌 賽 亞 了 、 ( 彌 賽 亞 繙 出 來 、 就 是 基 督
Andreas önce kendi kardeşi Simunu bularak ona, ‹‹Biz Mesihi bulduk›› dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir.他 先 找 著 自己 的 哥哥 西門 、 對他說 、 我們遇見 彌賽亞 了 、 ( 彌賽亞繙 出來 、 就是 基督
A'nın boşuzayının 0 vektöründen başka vektörler kapsadığını da bulduk. -اوجدنا ان الفضاء الفراغي لـ A يحتوي على اكثر من المتجه 0
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.(131:6) Вот, мы слышали о нем в Ефрафе, нашли его на полях Иарима.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Aj, uslyšavše o ní, že byla v kraji Efratském, našli jsme ji na polích Jaharských.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Di Betlehem kita mendengar tentang Peti Perjanjian, lalu menemukannya di padang Yaar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ecco, abbiamo saputo che era in Efrata, l'abbiamo trovata nei campi di Iàar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Eis que ouvimos falar dela em Efrata, e a achamos no campo de Jaar.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Glej, skrinja zaveze je bila, kakor smo slišali, v Efrati, našli smo jo na poljanah Jaarskih.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.He aquí, en Efrata oímos de ella, y la encontramos en los campos de Yaar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Hľa, počuli sme o ňom v Efrate; našli sme ho na poliach Jaara.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Iată, am auzit vorbindu-se despre el la Efrata, l-am găsit în ogorul Iaar...
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ímé, hallottunk róla Efratában; rátaláltunk Jaar térségein:
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ja, vi hörde därom i Efrata, vi förnummo det i skogsbygden.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Katso, me kuulimme sen olevan Efratassa, me löysimme sen Jaarin kedoilta.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Kìa , chúng_tôi có nghe_nói về hòm giao_ước tại Ê - phơ-rát , Có tìm đặng hòm ấy trong đồng_bằng Gia - a .
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Kìa, chúng tôi có nghe nói về hòm giao ước tại Ê-phơ-rát, Có tìm đặng hòm ấy trong đồng bằng Gia-a.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.우리가 그것이 에브라다에 있다 함을 들었더니 나무 밭에서 찾았도다
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Oto usłyszawszy o niej w Efracie, znaleźliśmy ją na polach leśnych.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk."Se, i Efrata hørte vi om den, fandt den på Ja'ars Mark;
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Siehe, wir hörten von ihr in Ephratha; wir haben sie gefunden auf dem Felde des Waldes.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Voici, nous en entendîmes parler à Éphrata, Nous la trouvâmes dans les champs de Jaar...
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Weet u, wij hoorden in Efratha al over Zijn woning spreken en vonden haar in de velden van Jaär.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ιδου, ηκουσαμεν περι αυτης εν Εφραθα ευρηκαμεν αυτην εις τας πεδιαδας του Ιααρ.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ето, ние чухме, че той бил в Ефрата; Намерихме го в полетата на Яара.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.הנה שמענוה באפרתה מצאנוה בשדי יער׃
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.‎هوذا قد سمعنا به في افراتة. وجدناه في حقول الوعر‎.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod