bulandı ile cümle
bulandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kan görme onun midesini bulandırdı.The sight of blood turned his stomach.
Yer kana bulandı.The floor was covered with blood.
Makarna ve peynir kokusu midemi bulandırıyor.The smell of macaroni and cheese makes me nauseous.
Ben mide bulandırıcı alıyorum.I'm getting nauseous.
İlk defa midem bulandı.This is the first time I've ever felt nauseous.
Hiç bir trende miden bulandı mı?Have you ever felt nauseous on a train?
Midemi bulandırıyorsun.You make me sick.
Tom midemi bulandırır.Tom disgusts me.
Malzemeler listesini okuduğumda midem bulandı.When I read the list of ingredients, my stomach turned.
Tom bir saat önce midesinin bulandığını söylüyor.Tom says he felt sick an hour ago.
Bu mide bulandırıcı.This is sickening.
Neredeyse midem bulandı.I almost became nauseated.
Mide bulandırıyor.It does get nauseating.
Bu benim midemi bulandırır.It makes me nauseous.
Midem bulandı.I felt nauseous.
Mideni mi bulandırıyoruz?Do we disgust you?
Kavga sırasında Nikki, makyaj masasını devirdi ve oradaki Maryse'in yüzü pudraya bulandı.During the brawl, Nikki tipped over a make-up table, spilling the powder over herself and Maryse.
Bu midemi bulandırdı. beni sarsan, bir gece önce,It made me sick at my stomach.
Müsade eder misin! adamın midesi bulandı.Do you mind! He's getting grossed out.
BUnlar gerçekten mide bulandırıcı, gerçekten öyleler.Well they're heinous, they really are.
Biraz mide bulandırıyor.It makes you a little nauseous.
Tanrı bilir kaç tane kedisi halılarına işemek zorunda olan sahanlığı mide bulandırıcı kokular salan.Her cats, God knows how many, who must piss on her rugs -- her landing's a sickening reek.
Yıldızlar bulandığında,The stars turn dim and scatter,
Mide Bulandırıcı Baş ağrısıNauseating Headache
Prilep sakinleri ve ziyaretçiler 12-15 Temmuz tarihleri arasında köpüğe bulandılar.Prilep locals and visitors were surrounded by suds from July 12th through the 15th.
Milorad Dodik, yeni bir öneriyle siyaset sularını bulandırdı.Milorad Dodik stirs the political waters with a new proposal.
Bu gazın kokusu sarımsağa benzer, mide bulandırıcı bir kokusu vardır.Dieses Gasgemisch besitzt einen eigentümlichen, widerwärtigen Geruch.
Hiçbir şey gerçek arkadaşlıkları bulandıramaz.Nul ne peut troubler les vraies amitiés.
Saçlarım 2 kilo yağa bulandı gıkımı çıkarmadım.Вышедшим выдать по 0,5 кг. хлеба, не вышедшим паёк не давать».
"Doğumu çok fazla düşünmenin midemi bulandırdığını söylemek güç değil."«Для меня даже глупо думать о браке».
Bu gazın kokusu sarımsağa benzer, mide bulandırıcı bir kokusu vardır.ظُهور رائحة من الفَم تُشبه الأَسيتون.
Xander ise Anya'ya onun midesini bulandırdığını söyler.Então Eko repara que Ana Lucia está a sangrar do estômago e da boca.
Bulandıran, puslandıran anlamına gelir.Ik haat het wanneer je staart.
Bulandıran, puslandıran anlamına gelir.Kto się ceni – POPLista.
Çay kenarındaki kum ocakları suyu bulandırdığından balık ölümleri olabilmektedir.Řasy mohou vodní nádrže znečistit tak, že dojde k úhynu ryb.
Saçlarım 2 kilo yağa bulandı gıkımı çıkarmadım.S-au forat în jur de 90 ml adâncime și nu a dat apă.
Xander ise Anya'ya onun midesini bulandırdığını söyler.Tämän vuoksi Edie häpeää siskoaan.
Saçlarım 2 kilo yağa bulandı gıkımı çıkarmadım.Mỗi ngày tốn 20 kg lúa chưa tính đến cỏ cắt ngoài đồng cho ngựa ăn.
Bu gazın kokusu sarımsağa benzer, mide bulandırıcı bir kokusu vardır.Những người này cơ thể có mùi giống như mùi cá chết.
Bu gazın kokusu sarımsağa benzer, mide bulandırıcı bir kokusu vardır.こちらはにおいはにんにくのような香りである。
Bulandıran, puslandıran anlamına gelir.Примери са разбирам, поливам.
Ah, midemi bulandırıyor.Ah, mi si rivolta lo stomaco.
Ah, midemi bulandırıyor.Dá-me a volta ao estômago.
Ah, midemi bulandırıyor.Ihan pahaa tekee.
Ah, midemi bulandırıyor.Jag mår illa!
Ah, midemi bulandırıyor.Jeg får kvalme!
Ah, midemi bulandırıyor.Niedobrze mi się robi.
Ah, midemi bulandırıyor.Tengo ganas de vomitar.
Ah, midemi bulandırıyor.Γυρίζει το στομάχι μου!
Ah, midemi bulandırıyor.Меня тошнит от этого.
Ama eğer beraber olduğun kişiyi çok seviyorsan, onunla olmalısın. Bu tür söylemler midemi bulandırıyor.Hmmm, ale jeśli naprawdę ta osoba ci się podoba, powinieneś być z tą osobą.
Ama eğer beraber olduğun kişiyi çok seviyorsan, onunla olmalısın. Bu tür söylemler midemi bulandırıyor.Mais si tu aimes quelqu'un, tu devrais être avec cette personne.
Ama eğer beraber olduğun kişiyi çok seviyorsan, onunla olmalısın. Bu tür söylemler midemi bulandırıyor.Ummm, pero si de verdad te gusta esa persona, deberías estar con esa persona
Ama eğer beraber olduğun kişiyi çok seviyorsan, onunla olmalısın. Bu tür söylemler midemi bulandırıyor.Ừm, nhưng nếu bạn thật sự thích một người, bạn nên ở bên người đó.
Ama inanmayan Yahudiler, öteki uluslardan olanları kardeşlere karşı kışkırtarak zihinlerini bulandırdılar.A kik azonban a zsidók közül nem hivének, felindíták és megharagíták a pogányoknak lelkét az atyafiak ellen.
Ama inanmayan Yahudiler, öteki uluslardan olanları kardeşlere karşı kışkırtarak zihinlerini bulandırdılar.Ale kteříž z Židů nepovolní byli, ti zbouřili a zdráždili mysli pohanů proti bratřím.
Ama inanmayan Yahudiler, öteki uluslardan olanları kardeşlere karşı kışkırtarak zihinlerini bulandırdılar.Ale Židia, ktorí neposlúchali, vzbúrili a rozdráždili duše pohanov proti bratom.
Ama inanmayan Yahudiler, öteki uluslardan olanları kardeşlere karşı kışkırtarak zihinlerini bulandırdılar.Dar Iudeii cari n'au crezut, au întărîtat şi au răzvrătit sufletele Neamurilor împotriva fraţilor.
Ama inanmayan Yahudiler, öteki uluslardan olanları kardeşlere karşı kışkırtarak zihinlerini bulandırdılar.Die ungläubigen Juden aber erweckten und entrüsteten die Seelen der Heiden wider die Brüder.
Ama inanmayan Yahudiler, öteki uluslardan olanları kardeşlere karşı kışkırtarak zihinlerini bulandırdılar.그러나 순종치 아니하는 유대인들이 이방인들의 마음을 선동하여 형제들에게 악감을 품게 하거늘
İlgili Sayfalar