Tüm bulaşıcı hastalıklar bulaşıcı değildir.Not all the infectious diseases are contagious.
Louis Pasteur mikropların en bulaşıcı hastalıklara neden olduklarını keşfetti.Louis Pasteur discovered that germs cause most infectious diseases.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Spread contagious diseases.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.The common cold is the most frequent infectious disease in humans.
Bu madde bulaşıcı hastalıkların neden olduğu salgınların listesidir.This article is a list of epidemics of infectious disease.
Bizler, kanseri bir bulaşıcı hastalık gibi tedavi ediyoruz.We're treating cancer almost like it's an infectious disease.
Bugün 4.000 çocuğun bu bulaşıcı hastalıklar için ücretsiz olarak Copacabana'ya gitme şansı var.Today, 4,000 kids have the chance to run in Copacabana free of any of those infectious diseases.
FARYON: Bir diğeri de, Hollanda, Bulaşıcı Hastalıkları Kontrol Merkezi'nden, Dr.FARYON: and Dr. Frits Mooi of the Netherlands Centre for Infectious Diseases Control.
Çünkü bulaşıcı hastalıklarla uğraşırken, yaşayan sistemlerle uğraşıyoruz.Because when we're dealing with infectious diseases, we're dealing with living systems.
Beni hastahanedeki bulaşıcı hastalıklar istasyonuna yerleştirdiler.And they put me in an infectious disease ward at the hospital.
Dolayısıyla, bulaşıcı hastalıkların tedavisinde küresel bir kriz ile karşı karşıyayız.And so now of course we have this global problem in infectious diseases.
Bir hastalık daha ortaya çıktı, üstelik bu yeni ortaya çıkan 30 bulaşıcı hastalıktan farklı.And we've seen a new disease, not like the 30 novel emerging communicable diseases.
Bulaşıcı hastalıklardan ellisi, insan dışkısıyla taşınıyor.Fifty communicable diseases like to travel in human shit.
Bulaşıcı hastalıklar için sağlık klinikleri veya sineklikler önerilebilir.To communicable diseases, it might be health clinics or mosquito nets.
Bulaşıcı hastalıklar için de aynı şekilde.Likewise in communicable diseases.
Endişelebicek şeyler bulaşıcı hastalıklar ve düzmece moda.The only things we've got to worry about are communicable diseases and fashion faux pas.
Ayrıca bu gibi durumların bulaşıcı hastalık riski taşıdığını da unutmamak gerek."Moreover, such conditions also involve contact with infectious diseases," she added.
Bu madde bulaşıcı hastalıkların neden olduğu salgınların listesidir.This article is a list of epidemics of infectious disease.
Yeni bulaşıcı hastalıklar, genel halkın sağlığına ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.New infectious diseases impose a serious threat to the health of the general public.
Bunlardan altısı bulaşıcı hastalıklar için uzmanlaşmış bir tesis olan Jinyintan'a transfer edildi.Six of them were transferred to Jinyintan, a specialized facility for infectious diseases.
Beyne ulaşan herhangi bir iltihaplı veya bulaşıcı hastalık, nöbetlere neden olabilir.Any inflammatory or infectious disease that reaches the brain can result in inducing seizures.
Özellikle bulaşıcı hastalıklar konusundaki çalışmaları ile tanınır.He is mainly known for his work on infectious diseases.
Klebs bulaşıcı hastalıklar konusunda bazı önemli hatalar yapmıştır.Klebs made some significant errors about infectious diseases.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Er fürchtet ansteckende Krankheiten.
Hepatit A, hepatit A virüsünün (HAV) karaciğerde yol açtığı akut bir bulaşıcı hastalıktır.Die Hepatitis A ist eine durch das Hepatitis-A-Virus verursachte Infektionskrankheit.
Bir yüzyılı aşkın süredir Pasteur Enstitüsü bulaşıcı hastalıklara karşı savaşta ön planda olmuştur.Depuis plus d’un siècle, l’institut Pasteur est à la pointe de la lutte contre les maladies infectieuses.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Es una enfermedad poco contagiosa.
Ölümlerin birinci sebebi ise Eski Dünya'dan gelen bulaşıcı hastalıklardı.منذ قديم الأزل، كانت الأمراض المعدية هي السبب الرئيسي للوفاة بين البشر.
Bütün bulaşıcı hastalıklar bir veya birkaç yolla insana geçebilme özelliğindedir.Uma doença desconhecida, porém, matou-os um a um.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.A constipação é a doença infeciosa mais comum em seres humanos.
Bulaşıcı hastalıklarda bazı belirtiler vardır ki, hemen hemen bütün hastalarda bulunur.Lá, encontram-se vários pacientes que, aparentemente, estão catatônicos.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Verkoudheid is de meest voorkomende infectieziekte bij mensen.
Aynı yıl Hiung-nu kıtlık ve bulaşıcı hastalıklarından dolayı nüsufunun üçte ikisini kaybetmişti.W tym czasie Legion stracił już 1/3 stanu z powodu ciężkiej zimy i chorób.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Przebyte choroby zakaźne.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Förkylning är den vanligaste infektionssjukdomen hos människor.
Hepatit A, hepatit A virüsünün (HAV) karaciğerde yol açtığı akut bir bulaşıcı hastalıktır.Hepatit A är en akut infektionssjukdom som drabbar levern och orsakas av hepatit A-virus (HAV).
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Застуда є найпоширенішим інфекційним захворюванням серед людей.
Aynı yıl Hiung-nu kıtlık ve bulaşıcı hastalıklarından dolayı nüsufunun üçte ikisini kaybetmişti.Toho roku ztratili Siung-nuové kvůli suchu dvě třetiny svých stád skotu.
Bulaşıcı hastalıklarda bazı belirtiler vardır ki, hemen hemen bütün hastalarda bulunur.Zácpa se objevuje u téměř všech pacientů na opioidech.
Üst solunum sisteminde oluşarak kolay şekilde yayılan ve en çok burnu etkileyen bir bulaşıcı hastalıktır.Jde o snadno šiřitelné infekční onemocnění horních cest dýchacích, které postihuje zejména nos.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.A megfázás a leggyakoribb fertőzéstípus az emberek körében.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Flunssaa pidetään ihmisten yleisimpänä sairautena.
Hepatit A, hepatit A virüsünün (HAV) karaciğerde yol açtığı akut bir bulaşıcı hastalıktır.Hepatiitti A ("tarttuva keltatauti") on yksi hepatiitin akuuteista muodoista.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Πρόκειται για την πιο συχνή μεταδοτική νόσο στον άνθρωπο.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Tahu beberapa macam penyakit menular.
Bir yüzyılı aşkın süredir Pasteur Enstitüsü bulaşıcı hastalıklara karşı savaşta ön planda olmuştur.Trong hơn một thế kỷ, Viện Pasteur đã đi đầu trong cuộc chiến chống lại bệnh truyền nhiễm.
Reagan, 1 Kasım tarihli editoryalinde "Eşcinsellik ne ise, kızamık gibi bulaşıcı hastalık değildir.他在11月1日的社論中說道:「無論如何,同性戀並不是一種像麻疹一樣的傳染病。
Bir yüzyılı aşkın süredir Pasteur Enstitüsü bulaşıcı hastalıklara karşı savaşta ön planda olmuştur.במשך למעלה ממאה שנים היה מכון פסטר בחזית המאבק נגד מחלות מידבקות.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.הצטננות היא המחלה האנושית הנפוצה ביותר.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Настинката е най-често срещаното инфекциозно заболяване при хората.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Prehlada je najčešća zarazna bolest kod ljudi.
Ölümlerin birinci sebebi ise Eski Dünya'dan gelen bulaşıcı hastalıklardı.Do danas, to je prva zarazna bolest ljudi koja je istrijebljena.
Bakteriyoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Mütehassısıdır.Jis puikiai išmanė bakteriologiją ir kovos su užkrečiamosiomis ligomis dalykus, buvo iniciatyvus.
34 parçasını oluştururken, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi açıkça bir hedef olarak tanımlanmamıştır.drogue (Espagne, Lettonie, Luxembourg et Suède), ou ont fait les deux (Estonie, France, Royaume-Uni).
34 parçasını oluştururken, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi açıkça bir hedef olarak tanımlanmamıştır.Малта и Австрия планират да изготвят конкретни политики за техния подход в тази област.
Beni hastahanedeki bulaşıcı hastalıklar istasyonuna yerleştirdiler.Ils m'ont mis dans le service des maladies infectieuses à l'hôpital.
Beni hastahanedeki bulaşıcı hastalıklar istasyonuna yerleştirdiler.병원에서는 저를 면역 병동에 넣고,
Beni hastahanedeki bulaşıcı hastalıklar istasyonuna yerleştirdiler.M-au mutat într-un salon de boli infecțioase al spitalului.
Beni hastahanedeki bulaşıcı hastalıklar istasyonuna yerleştirdiler.Me pusieron en una sala de enfermedades infecciosas en el hospital.
Beni hastahanedeki bulaşıcı hastalıklar istasyonuna yerleştirdiler.Mereka menempatkan saya di bangsal penyakit infeksi di rumah sakit itu.