budist ile cümle

budist kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Heykelin altında bir Budist manastırı yer almaktadır.Parapijoje yra Supraslio stačiatikių vienuolynas.
Cenaze Budist töreniyle akşam gerçekleştirildi.Laidotuvių apeigas vykdė vienuoliai budistai.
Budistler evrenin yasalarının derin ve manevi önemi olduğuna inanır.Bahajų mokymas teigia, kad visatą valdo fiziniai, moraliniai ir dvasiniai įstatymai.
Bu öğreti, tüm Budist okullarında temel öğreti olarak da gösterilmektedir.Bendras Narakos apibūdinimas yra vienodas visose pagrindinėse budizmo mokyklose.
Bugün, dünyada yaklaşık 450 milyon Budist yaşamaktadır.Manoma, kad budistų pasaulyje yra apie 500 milijonų.
Kız hapisten çıkar ve budist bir rahip tarafından yetiştirilir.Gimė siuvėjo šeimoje, bet užaugintas Durbės dvasininkų.
Nobunaga, Hıristiyanlığın güçlenmesiyle Budist tapınakların etkisinin azalacağını düşünüyordu.Kad sutramdytų budizmą, Nobunaga rėmė krikščionybę.
Bu, aynı zamanda pek çok Budistin de ortak görüşüdür.Sarnane on ka paljude budistide arvamus.
Sindh'deki düzensiz Budist yönetimi sona erer.Võõramaalaste valitsusaeg Shanghais oli läbi.
Bu öğreti, tüm Budist okullarında temel öğreti olarak da gösterilmektedir.Neid teese tunnustavad õpetuse alustõdedena kõik budistlikud koolkonnad.
Bugün, dünyada yaklaşık 450 milyon Budist yaşamaktadır.Maailmas elab umbes 50 miljonit poolakat.
552'de Budist kutsal yazıtları Japonya'ya gönderildi.Budism jõudis Jaapanisse aastal 552.
Ama eğer bir Zen Budisti iseniz eylül ayının ortasında evinizin dışında bir platformda여러분이 선불교 신도라면 9월중순에 집밖으로 나와 제단에 서서
Ama eğer bir Zen Budisti iseniz eylül ayının ortasında evinizin dışında bir platformdaאך אם אתם הייתם זן בודהיסטים באמצע ספטמבר, הייתם מתבקשים לצאת מביתכם, לעמוד על בימה קנונית
Ama eğer bir Zen Budisti iseniz eylül ayının ortasında evinizin dışında bir platformdaلكنك اذا كنت بوذيا في منتصف شهر سبتمبر, سوف تكون مأمورا ان تخرج من منزلك لتقف فوق مكان للتعبد
Ama eğer bir Zen Budisti iseniz eylül ayının ortasında evinizin dışında bir platformda月見の祝いをするように言われます 家の中から出て 縁側に立ち
Ancak sohbetimizin ana teması Müslümanlık ve Budist geleneklerinin farklı parçalaı üzerineydi.A beszélgetésünk alapja a spiritualitás eltérő megközelítése volt a muszlim és buddhista hagyományban.
Ancak sohbetimizin ana teması Müslümanlık ve Budist geleneklerinin farklı parçalaı üzerineydi.Ale podstawą naszej rozmowy było inne podejście do duchowości w islamie i tradycji buddyjskiej.
Ancak sohbetimizin ana teması Müslümanlık ve Budist geleneklerinin farklı parçalaı üzerineydi.A osnova našega pogovora je bil drugačen pristop k duhovnosti v Islamu za razliko od budističnih izročil.
Ancak sohbetimizin ana teması Müslümanlık ve Budist geleneklerinin farklı parçalaı üzerineydi.Але головним у нашій розмові були різні підходи до духовності з боку мусульманських і буддійських традицій.
Balon festivali ya da "Işık Festivali", Tazaungdaing'de Budist kutlamalarının bir parçası.El festival de globos forma parte de la celebración budista de Tazaungdaing, o “Festival de las Luces”.
Balon festivali ya da "Işık Festivali", Tazaungdaing'de Budist kutlamalarının bir parçası.Il Festival della mongolfiere fa parte della cerimonia buddista del Tazaungdaing o 'Festa delle luci'.
Balon festivali ya da "Işık Festivali", Tazaungdaing'de Budist kutlamalarının bir parçası.Фестиваль воздушных шаров является частью буддистского праздника Тазаундаин, «Праздника огней».
Balon festivali ya da "Işık Festivali", Tazaungdaing'de Budist kutlamalarının bir parçası.مهرجان البالونات جزء من الاحتفال البوذي "تازونغدينغ" أو "مهرجان الأضواء".
Balon festivali ya da "Işık Festivali", Tazaungdaing'de Budist kutlamalarının bir parçası.مهرجان البالونات هو جزء من الاحتفال البوذي "تازونغدينغ" أو "مهرجان الأضواء".
Bence en iyi tanım, Budist görüşe göre, refahın yalnızca zevk veren bir his olmadığıdır.Jadi menurut saya sesuai dengan cara pandang Budha, bahwa kenyamanan itu bukan semata-mata sensasi kenikmatan.
Bence en iyi tanım, Budist görüşe göre, refahın yalnızca zevk veren bir his olmadığıdır.그렇다면, 제 생각에 불교의 관점에서 가장 좋은 정의는 웰빙이란 단지 쾌락적 감각이 아니라
Bence en iyi tanım, Budist görüşe göre, refahın yalnızca zevk veren bir his olmadığıdır.Myslím, že nejlepší definice z buddhistického hlediska je, že pocit duševní pohody není pouhý příjemný pocit.
Bence en iyi tanım, Budist görüşe göre, refahın yalnızca zevk veren bir his olmadığıdır.Najlepsza buddyjska definicja mówi, że dobre samopoczucie nie jest tylko przyjemnym doznaniem.
Bence en iyi tanım, Budist görüşe göre, refahın yalnızca zevk veren bir his olmadığıdır.וכך, אני חושב שההגדרה הטובה ביותר, לפי הראייה הבודהיסטית, היא ששביעות-רצון היא לא רק תחושה מענגת כשלעצמה.
Bence en iyi tanım, Budist görüşe göre, refahın yalnızca zevk veren bir his olmadığıdır.وهكذا , أعتقد أن أفضل تعريف , من منظور البوذية , الشعور بالرضا ليس هو مجرد الإحساس بالمتعة .
Bence en iyi tanım, Budist görüşe göre, refahın yalnızca zevk veren bir his olmadığıdır.満ち足りた状態とは ただ楽しいという感覚ではないということです それは心の奥底を静かに満たすものです
Bir Budist manastırını yeniden inşa ettik, burası Budizm ve konservasyon diyaloğu için bir mekân haline geldi.Wir bauten ein buddhistisches Kloster wieder auf, das zum Schauplatz für Buddhismus und Naturschutz wurde.
Bir Budist manastırını yeniden inşa ettik, burası Budizm ve konservasyon diyaloğu için bir mekân haline geldi.בנינו מחדש מנזר בודהיסטי שהפך למרכז של שיח על בודהיזם ושימור הסביבה,
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Alcuni giorni dopo siamo andati in un tempio buddista a Footscray e ci siamo sedute accanto alla sua bara.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Beberapa hari kemudian, kami pergi ke sebuah kuil Budha di Footscray dan duduk di sekitar peti matinya.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Días más tarde, fuimos a un templo budista en Footscray y nos sentamos alrededor de su ataúd.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.După câteva zile, am mers la un templu budist din Footscray şi am stat pe lângă sicriu.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Ein paar Tage später gingen wir in einen Buddhistischen Tempel in Footscray und saßen um ihren Sarg.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Enkele dagen later gingen we naar een Boeddhistische tempel in Footscray en zaten bij haar kist.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Kilka dni później poszłyśmy do świątyni buddyjskiej w Footscray i usiadłyśmy obok jej trumny.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Néhány nap múlva együtt elmentünk egy buddhista templomba Footscray-ben, és körülültük a koprorsóját.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Nekaj dni kasneje smo šle v budistični tempelj v Footscrayju in sedele ob njeni krsti.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.O pár dní neskôr sme šli do budhistického chrámu vo Footscray a posadali si okolo jej rakvy.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Pár dní poté jsme se vydaly do budhistického chrámu ve Footscray a sedly si vedle její rakve.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Passados alguns dias fomos a um templo Budista em Footscray e sentamo-nos ao redor do seu caixão.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Vài ngày sau, chúng tôi đến một ngôi chùa đạo Phật ở Footscray và ngồi quanh quan tài của bà.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Λίγες μέρες αργότερα, πήγαμε σε ένα βουδιστικό ναό στο Φούτσκρεϊ και καθίσαμε γύρω από το φέρετρό της.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.А за кілька днів ми сиділи біля бабусиної труни у буддійському храмі у передмісті Футскрей.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Няколко дни след това ние отидохме в будистки храм във Футскрей и седнахме около ковчега й.
Bu bir Budist tapınağı oldu onun adi suçlar içinde türbedir on bin grup이것은 불교 사원이었다 그것의 일반적인 범죄 내에서 신사입니다 만 그룹의
Bu bir Budist tapınağı oldu onun adi suçlar içinde türbedir on bin grupזה היה מקדש בודהיסטי בתוך הפשעים הנפוצים שלה הוא המקדש הקבוצה 10000
Bu bir Budist tapınağı oldu onun adi suçlar içinde türbedir on bin grupوكان هذا المعبد البوذي ضمن جرائمها شيوعا هو ضريح من 10000 مجموعة
Bu bir Budist tapınağı oldu onun adi suçlar içinde türbedir on bin grupその一般的な犯罪の中に神社である 1万グループの サンプルの世話をする
Bu da Budist manastırının yakından görünüşü.Dit is een close-up van het boeddhistische klooster.
Bu da Budist manastırının yakından görünüşü.Esta é uma imagem mais próxima do mosteiro budista.
Bu da Budist manastırının yakından görünüşü.Este es un primer plano del monasterio budista.
Bu da Budist manastırının yakından görünüşü.Ez egy közeli felvétel a Buddhista kolostorról.
Bu da Budist manastırının yakından görünüşü.Hier eine Nahaufnahme des buddhistischen Klosters.
Bu da Budist manastırının yakından görünüşü.Iată un prim-plan al mânăstirii budiste.
İlgili Sayfalar