Onların bu kadar sofistike bir şeyi yok.They've got nothing this sophisticated.
İspanyolcan nasıl bu kadar iyi olur?How come your Spanish is that good?
Neden bu kadar çok soru soruyorsun?Why are you asking so many questions?
Tom'a bu kadar çok soru sormayı bırak.Stop asking Tom so many questions.
Lütfen bu kadar soru sormayı bırak.Please stop asking so many questions.
Bir daha ki sefere Tom'a bu kadar çok soru sormamanızı öneririm.I suggest you don't ask Tom so many questions next time.
Neden bu kadar çok kurabiye satın aldın?Why did you buy so many cookies?
Sana vereceklerim bu kadar.That's all I'm going to give you.
Bu kadar kolayca vazgeçeceğimi mi düşündün?Did you think I'd give up so easily?
Tom bana daha önce bu kadar kolay pes etmedi.Tom never gave in to me that easily before.
Her zaman bu kadar kolay vazgeçtin mi?Have you always given up so easily?
Bu kadar aç olmasaydım, bunu yemezdim.If I wasn't so hungry, I wouldn't eat this.
Neden bu kadar şaşırmış görünüyorsun?Why do you sound so surprised?
Sanırım o bu kadar büyük bir sır değil.I guess that's not such a big secret.
Daha önce hiç bu kadar korkmamıştım.I had never been so scared before.
Neden bu kadar solgun görünüyorsun?Why do you look so pale?
Sadece gitmek isteyebileceğini düşündüm, bu kadar.I just thought you might want to go, that's all.
Neden Fransızca bu kadar zordur?Why is French so difficult?
Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?How do you keep so calm?
Tom ile konuşmak senin için neden bu kadar önemli?Why is it so important for you to talk to Tom?
Tom'la konuşmak senin için neden bu kadar önemli?Why is it so important for you to talk to Tom?
O gerçekten bu kadar kötü müydü?Was it really that bad?
Bu kadar geç saatlere kaldığın için teşekkürler.Thanks for staying so late.
Tom asla bu kadar uzun süre kalmayı planlamadığını söyledi.Tom said he had never planned to stay that long.
Bu kadar soğukken neden yaz mevsiminin ortasında gibi giyiniyorsun?Why are you dressing like it's the middle of summer when it's this cold?
Bu kadar kısa sürede öğle yemeğinden nasıl döndün?Why are you back from lunch so soon?
Mary'nin bu kadar güzel olduğunu bana söylemedin.You didn't tell me Mary was so beautiful.
Tom bana senin bu kadar güzel olduğunu söylemedi.Tom didn't tell me you were so beautiful.
Tom bu kadar güzel olduğunu bana hiç söylemedi.Tom never told me that you were so beautiful.
Onun bu kadar fazlaya mal olacağını hiç kimse bana söylemedi.Nobody told me that it was going to cost this much.
Ne olduğu hakkında Tom'un Mary'ye söylediğinden neden bu kadar eminsin?Why are you so sure Tom told Mary about what happened?
Eğer bana sinirli olmamamı söylemeyi durdursan bu kadar sinirli olmam.If you'd stop telling me not to be nervous, I probably wouldn't be so nervous.
Bana gergin olmamamı söylemeyi kesseydin herhalde bu kadar gergin olmazdım.If you'd stop telling me not to be nervous, I probably wouldn't be so nervous.
Bahse girerim, sen beni tekrar bu kadar erken görmeyi beklemiyordun.I bet you didn't expect to see me again so soon.
Nasıl bu kadar aptal olabilirsin?How could you be so stupid?
Onların bu kadar aptal olacağını hiç düşünmedim.I never thought they'd be this stupid.
Lütfen bu kadar hızlı sürme.Please don't drive so fast.
Neden bu kadar korkuyorsun? Bu sadece bir film.Why are you so scared? It's just a movie.
Tom nasıl bu kadar iyimser olabilir?How can Tom be so optimistic?
Daha önce hiç bu kadar iyimser olmamıştım.I haven't been this optimistic ever before.
Uçurumun kenarına bu kadar yakın durmanın güvenli olduğundan emin misin?Are you sure it's safe to stand that close to the edge of the cliff?
Neden benden bu kadar çok nefret ediyorsun?Why do you hate me so much?
Neden bu kadar üzgün görünüyorsun?Why do you look so sad?
Bu web sitesinin yüklemesi neden bu kadar uzun sürüyor?Why is this website taking so long to load?
Tom, Mary'nin neden bu kadar garip davrandığını anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary was acting so strangely.
Avustralya'da yaşam maliyetinin bu kadar yüksek olduğunu bilmiyordum.I didn't know that the cost of living was so high in Australia.
Bu pazartesi sabahı aşk hakkında bu kadar çok şey konuşmamızı beklememiştim.I hadn't expected us to speak so much about love this Monday morning.
Yıllardır bu kadar eğlenmemiştim!I haven't had this much fun in years!
Bu ülke hiç bu kadar zengin olmamıştı.This country has never been so prosperous.
Bu kadar erken geldiğiniz için teşekkürler.Thanks for having arrived so early.
Neden bu kadar erken kalktın?Why have you woken up so early?
Neden bu kadar bağırdığımı bilmiyorum.I don't know why I cried so much.
Neden sincaplar bu kadar şirin?Why are squirrels so cute?
Seninle konuşmak istediğim bu kadar.That's what I wanted to talk to you about.
Neden senin etrafında bu kadar çok dram var?Why is there always so much drama around you?
Tom'un bu kadar öfkelendiğini asla görmedim.We've never seen Tom this worked up.
Tom'u daha önce asla bu kadar öfkeli görmedik.We've never seen Tom this angry before.
Bu kadar hızlı sürüyor olmamalısın.You shouldn't be driving this fast.
Bu kadar hızlı sürmeyin.Don't drive so fast.
Bu aslında bu kadar büyük bir anlaşma değil.It's actually not that big a deal.