bro ile cümle

bro kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bay Brown ile tanışmanı istiyorum.I'd like you to meet Mr. Brown.
Seni Bay Brown ile tanıştırayım.Let me introduce you to Mr. Brown.
Bay Brown bir yün tüccarıdır.Mr. Brown is a wool merchant.
Lütfen bana Bay Brown için telefon numarasını ver.Please give me the number for Mr. Brown.
Bay Brown'un dört çocuğu vardır.Mr. Brown has four children.
Şu kediye bak. O Bay Brown'unkidir.Look at that cat. It is Mr. Brown's.
Bay Brooke dürüst bir insan gibi görünüyor.It seems that Mr. Brooke is an honest person.
Bay Brown ile iyi geçinir.He's on good terms with Mr. Brown.
Dün karşılaştığın adam Bay Brown'dı.The man you met yesterday was Mr. Brown.
Bay Brown'ın çocuklarla büyülü bir yöntemi var.Mr. Brown has a magical way with children.
Bay Brown geçen yıl bu sınıfın sorumluluğunu yüklendi.Mr. Brown took charge of this class last year.
Mary'nin hafifçe bronzlaşmış bir cildi var.Mary has a slightly tanned skin.
Dün orada gördüğün adam Bay Brown'dı.The man that you saw there yesterday was Mr. Brown.
Flor, klor, brom, iyot ve astatin; halojenlerdir.Fluorine, chlorine, bromine, iodine and astatine are halogens.
Brokoli senin için en iyi sebzelerden biridir.Broccoli is one of the best vegetables for you.
Bay Brown her zaman bir kitap taşır.Mr Brown always carries a book.
Snoopy ile karşılaştırıldığında, Charlie Brown Japonya'da hiç iyi bilinmemektedir.Compared to Snoopy, Charlie Brown is not well known at all in Japan.
Brokoli sever misin?Do you like broccoli?
Bronzlaşma, cilt kanserine neden olabilir.Tanning can cause skin cancer.
O bir bronz madalya kazandı.She won a bronze medal.
O bronz bir madalya kazandı.He won a bronze medal.
Charlotte Brontë bir İngiliz romancıydı.Charlotte Brontë was a British novelist.
Tom'un en sevdiği film "Brokeback Mountain"dır.Tom's favorite movie is Brokeback Mountain.
Bronzlaşmış güzel bir cildi var.She has a beautiful tan.
Tom'un broşürü okuması beş dakikadan biraz daha fazla sürdü.It took slightly more than five minutes for Tom to read the pamphlet.
Biraz browni kurabiye yapmak ister misin?Do you want to make some brownies?
O Super Mario Bros oynuyor.She's playing Super Mario Bros.
Belki Interlingua için broşür yapmalı ve onları dağıtmalısın.Maybe you should make brochures for Interlingua and distribute them.
Brovni yaptım.I made brownies.
New York'tayken Brooklyn'i ziyaret ettim.When I was in New York, I visited Brooklyn.
Bugünkü brokoli çok pişmiş ve tatsız.Today's broccoli is overcooked and tasteless.
Bugünkü brokoli çok uzun kaynatıldığı için iyi değil.Today's broccoli is not good because it has been boiled for too long.
Tüm brokolini yedin mi?Did you eat all your broccoli?
Ben gerçekten brokoliyi severim.I actually like broccoli.
Brokoliyi severim ama karnabahardan nefret ederim.I like broccoli, but I hate cauliflower.
Tom öğleden sonrayı broşürleri dağıtarak geçirdi.Tom spent the afternoon handing out leaflets.
Onun sahte bir bronzluğu var.She has a fake tan.
Tom öksürüğünü ihmal etti ve bronşit oldu.Tom neglected his cough and got bronchitis.
Bronz çan güzel ses veriyor.The bronze bell sounds nice.
Tom'un güzel bir bronzluğu var.Tom has a beautiful tan.
Brom Zehirli dumanı kişinin ciğerlerine zarar verebilir.Toxic fumes of bromine can damage one's lungs.
Brokoliyi severim.I love broccoli.
Biraz daha brokoli alabilir miyim?Can I have more broccoli?
Onun Bay Brown'la arası iyi.She's on good terms with Mr. Brown.
Tom bana bir broşür verdi.Tom gave me a pamphlet.
Tom broşürleri Mary'ye uzattı.Tom handed Mary the brochures.
Tom Mary'ye bir broşür uzattı.Tom handed Mary a pamphlet.
Bu broşürü gördün mü?Have you seen this pamphlet?
Bu güzel bir broş.That's a nice brooch.
Başka bir broşür alabilir miyim?May I have another brochure?
Onun sahte bir bronzluğu vardır.He has a fake tan.
Bize bir broşür gönderebilir mi?Could he send us a brochure?
Bu broşürlere baktınız mı?Have you looked at these brochures?
Broşürde festival programını okuyabilirsin.You can read the program of the festival on the brochure.
Tom nerede bronzlaştı?Where did Tom get that tan?
Tom brokoli sevmez.Tom doesn't like broccoli.
Broşüre gerek yok.I don't need the brochure.
Bana verilen broşürü okudum.I read the flyer that was handed to me.
Bu broşürü alın.Take this brochure.
Tom browni kurabiye pişirdi.Tom baked brownies.

İlgili Sayfalar